
Serbest çalışmak (freelancing) ilk bakışta keyifli gibi görünür. Her şeyden önce, işin insanın gururunu okşayan bir tarafı vardır: Kendi kendinizin patronusunuz!
Fakat, işin içine girdikten kısa bir süre sonra meselenin çok da keyifli olmadığının farkına varılır. Aylık sabit bir gelirin olmaması, rekabetin çok yoğun olması, her müşterinin direkt olarak “sizin” müşteriniz olması ve bu sebeple müşterinizi memnun etmek zorunda olmanız ve ne yazık ki serbest çalışanlara iş yaptıranların genellikle memnun kalmamaya çalışmaları işinizi gerçekten zorlaştırır.
Ancak serbest çalışanların kolaylıkla düşebildikleri kritik hatalardan yakanızı kurtarmayı başarabilirseniz, içinde bulunduğunuz rekabet ortamından sıyrılabilir ve müşteri portföyünüz için ilk tercih olmayı sürdürebilirsiniz.
Bu yazımızda, serbest çalışanların sıklıkla düştükleri bazı kritik hatalardan bahsedeceğiz. Yazının tamamını oku »

“Eleman seçerken, her zaman bir dönem garsonluk yapmış olanlara öncelik veririm. Garsonluğun, insani ilişkileri öğretme konusunda, üniversiteden çok daha değerli olduğunu anladım.”
- Jim Sheehan, BT Danışmanlık Şirketi sahibi, eski garson
“Yemek yerken, tadını çıkarmanızı isteriz. Ama yemeğiniz bittiğinde, gitmelisiniz. Film bittiğinde, sinemada oturmaya devam ediyor musunuz? Tabi ki hayır.”
- Chicago’daki bir restoranda garson
“Daha önce restoranda çalıştığım için, asla içeceğimin içine limon koyulmasını istemem. Herkes limonlara dokunur. Kimse limonları yıkamaz. Sadece dışını biraz soyar, dilimler ve çayınıza atarız.”
- Charity Ohlund, Kansas’ta garson
“Ortalığı velveleye vererek çorbanızın soğuk olduğunu ve değiştirmemiz gerektiğini söylerseniz, çorbanızı alırız. Daha sonra kaşığınızı kaynar suyun altına tutup, çorbayı geri getiririz. Kaşığı dilinize götürdüğünüzde, çorbanın gerçekten ısındığını tecrübe edersiniz. Acı bir şekilde…”
- Cris
“Bir üründe ne kadar kalori olduğunu sorduğunuzda, buna cevap vermemiz yasaktır. Yalnızca, ‘internette bu bilgilerin yazdığını’ söylememizi isterler.”
- Meşhur bir pizza zincirinde garson
Yazının tamamını oku »
Bir doktorun başından geçen bir hadise:
Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek hayat şansı, 5 yaşındaki erkek kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan kıl payı kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden antikorlar meydana gelmişti. Yazının tamamını oku »

Karanlık şehir…
Puslu şehir…
Gülen yüzlerin değil, asık suratların olduğu; neşeli insanların değil, üzgün insanların yaşadığı şehir.
Beraberimde getirdiğim içimdeki çocukluğun beni usulca terk ettiği, yerini dişleri dökülmüş sessiz ve kimsesiz bir ihtiyarın aldığı şehir.
Zamanın göreceli bir kavram olduğunu, insanın “Asla yaşayamam” dediği ortamlarda da pekala yaşayabileceğini; her gün mutluluğun ve mutsuzluğun, ümidin ve ümitsizliğin peşpeşe yaşanabileceğini öğreten şehir.
Sevdiği için, oralı olduğu için Yazının tamamını oku »

Bugün bayram! Bayramda hediyeleşmek de güzel adetlerimizden. İşte bu sebeple, sevgili okuyucularımıza bayrama özel bir hediye vermek istiyoruz: Google Wave davetiyesi!
Bu yazıya yorum atan ilk 5 üyemize, birer adet Google Wave davetiyesi hediye ediyoruz.
Google Wave, son bir kaç aydır internet gündemine en üst sıradan girmiş yeni nesil bir araç. Google Wave’in ne olduğunu, en özet şekliyle programcıları şöyle anlatıyorlar: “‘E-mail’i bugün keşfediyor olsaydık, nasıl yapardık’ diye düşündük. Google Wave ortaya çıktı.”
Gerçekten de Google Wave, mesajlaşma mantığımızı yeniden şekillendirmek üzere yola çıkıyor. Çevrimiçi olan arkadaşlarınızla adeta messenger kullanır gibi görüşmenize imkan sağlıyor. Üstelik onlar yazmaya başladıklarında gerçek zamanlı olarak yazdıklarını görebiliyor ve düzenleyebiliyorsunuz. Konuşma penceresine (Ki buna Wave deniyor) video, harita vs. ekleyebiliyor, birden çok kişiyi davet edebiliyorsunuz. Hızınızı alamazsanız oyun bile oynayabiliyorsunuz.
İsterseniz, gerisini size bırakalım. Yazının tamamını oku »

Bu bayramın ilk hatırasını sizlerle paylaşıyoruz. Üyelerimizden
amele,
‘bayram sabahı evde yaşanan et heyecanını’ anlatıyor.
Kurban Bayramı dendi mi et cümbüşü gelir benim aklıma. Öyle ya koca bir koç gelir eve. Sonra babamın etlerle mücadelesi…
“Bu kesmedi öbür bıçağı ver.”
“Şunun altına bir tahta koyuverin.”
“Hanım, sen hemen şunlarla kavurma yap.”
Ooo.. Kavurma… Normal zamanda basit bir öğün yemeği olarak görülebilir. Ama kurban etinin o mis gibi kokusu ve enfes tadı ve lokum gibi hafifliği o kavurmayı tabiri caizse alanında lider kılar.
Binbir mücadele sonrası babamın mutfağa adeta yığdığı çuval, en az bir hafta boyu sürecek et ziyafetlerinin habercisi demekti. Genelde babamın montunda toynak izleri olurdu. Bu da onun koçu hizaya getirmek için yine epey bir maceraya girdiğini gösterirdi. Bu maceraları da nasip olursa bir dahaki Kurban Bayramı’nda anlatırım.
Bazı sakatat kısımları, işkembesi, idrar kesesi vs. yani, atılmış gelirdi. Babam ilk iş olarak dikkatlice ödü alırdı ilerki adımlarda daha rahat çalışabilmek için. Malum öd değen et ziyan olur. Bu işlemin ardından babam hemen kavurmalık güzel bir parça ayırır ilk hamle olarak. O parça kavrulurken babam da koça asıl müdahaleye başlardı. Yazının tamamını oku »
Bugün Kurban Bayramı’nın 1. günü. Daha önceden söylediğimiz gibi, bayram boyunca “Bayrama özel” bir içerik sunmaya çalışacağız.
Sabah yayına giren “Bayram Tebriği” tebrik kartını duvar kağıdı olarak kullanımınıza sunuyoruz.
Duvar kağıdının; masaüstü bilgisayarları için 1440×900, 1280×960 ve 1024×768 ve dizüstü bilgisayarlar için 1280×800 ve 1280×720 olmak üzere 5 farklı çözünürlük seçeneği var.
Tekrar hayırlı bayramlar!
(İstediğiniz çözünürlükteki duvar kağıdını kaydetmek için, o ekrana sağ tıklayıp farklı kaydet diyebilirsiniz.)


Yazının tamamını oku »