2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 13 Mart 2010 // Seyyah-ı Fakir

Bir Ayıcık Masalı

Ben küçücük bir çocukken, babam bana masallar anlatırdı.

Aslan Kral’ın kralı olduğu ormanlar ülkesinin maceralarıydı bunlar. Standart masal temalarını kombine ederek doğaçlama anlattığı masallardı.

Masalları, 5 kişilik ayıcık ailesinin gözünden dinlerdim. Baba, anne ve 3 yavrudan oluşan ayıcık ailesindeki en büyük yavrunun adı, çok sevdiğim oyuncak ayıcığımın adıydı. Anlaşılan, anlatılan masallar oyuncak ayıcığımın ailesinin yaşadıklarıydı.

Bir türlü uyuyamadığım gecelerde babam, yanıma yatar, beni koluna alır ve anlatmaya başlardı. Yazının tamamını oku »

1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 08 Mart 2010 // victory

Youtube’da yayınlanmış bir video’yu istediğimiz bir noktasından başlatabiliyoruz. Bununla da kalmıyor, bir arkadaşımıza herhangi bir Youtube videosunun bağlantısını, otomatik olarak video’nun belli bir noktasından başlayacak şekilde verebiliyoruz.

Bunun için tek yapmamamız gereken, video bağlantısının sonuna #t=SAYImSAYIs eklemek. m, İngilizce’de dakika anlamına gelen minute kelimesini, s ise saniye anlamına gelen second kelimesini temsil ediyor.

Mesela, İYF Film’in Hayat kısa filmini 4:52′den başlatmak istediğimizi düşünelim. Yazının tamamını oku »

3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 02 Mart 2010 // victory

Zannediyoruz ki...

Hayallerimizde yaşıyoruz.

Gerçek hayatlar yaşadığımızı zannetsek de, gerçek bu: Hayallerimizde yaşıyoruz.

Diğer çocukların “daha güzel” olan oyuncaklarını görerek başlıyoruz hayata.

Ailielerimize aynı oyuncakları aldırmayı başardığımızda, diğerlerinin yeni oyuncaklarının olduğunu görerek üzülüyoruz.

O oyuncakların Yazının tamamını oku »

5 votes, average: 5,00 out of 55 votes, average: 5,00 out of 55 votes, average: 5,00 out of 55 votes, average: 5,00 out of 55 votes, average: 5,00 out of 5 (5 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 25 Şubat 2010 // opereysin

Müşterilerinize sormanız gereken 10 soru

İşinizi iyi yapmak ve elinizdeki projeyi istenen şekilde ve zamanda bitirmek için müşterinizi iyi tanımanız gerekiyor. Bunun için de müşterinizle sürekli iletişimde olun ve şu soruları sormayı ihmal etmeyin.

Projeye Başlamadan Önce Sorulacak Sorular
Bu sorular proje esnasında da sorulabilir. Müşterinizden aldığınız cevapları iyi analiz edin ve ona göre işe koyulun.

Müşterilerinize sormanız gereken 10 soru

Şirketiniz hangi sahada iş yapıyor?

Bu önemli bir soru. Çünkü müşterinizin iş kimliğini öğrenmenin ilk adımı. Bu şekilde benzer sitelerden şirkerin ihtiyaçlarını inceleyebilirsiniz. Aynı zamanda stratejik bir beyin fırtınası için bir girizgah niteliğinde.

______________________________________________

Müşterilerinize sormanız gereken 10 soru

Şirketiniz nasıl biliniyor?

Özellikle bir şirketin internette temsilinde, müşterilerine nasıl bir tablo çizdiği çok önem kazanır. Tasarlayacağınız logo veya site, müşterinizin bilinirliğinden etkilenecek ve onu etkileyecektir. Eğer bir süredir negatif geri dönüşler alan bir şirketle çalışacaksanız, önünüzde 2 ihtimal vardır: Negatif geri dönüşü körüklemek veya pozitif puan kazandırmak.

Yine müşteri memnuniyetinni yüksekliği, yüksek kalitesi ve zamanında servis sunmasıyla bilinen bir şirkete tasarım yapacaksanız, bu değerlerin hepsini ön planda bulundurmalısınız.

______________________________________________

Yazının tamamını oku »

2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 17 Şubat 2010 // victory

Japon yapıştırıcısı nasıl çıkarılır?

Sandalyenin ayrılan tahtasını, vazonun kırılan parçasını ve hatta elde fazla fazla bulunduğunda ilkokul çocuklarının el işi ödevlerini yapıştırmak için kullanılır Japon yapıştırıcısı.

Bir Japon yapıştırıcısı ile yapıştırılacak parçalar hazır hale getirildikten sonra, yapıştırma işlemi için kollar sıvanırken, hane halkından aklı başında birinin “Dikkat et, eline bulaştırma. Bulaşırsa çok zor çıkıyor” sözleri duyurulur.

Ancak tecrübesizlik, insanı enteresan bir ruh haline büründürmüştür bile. Bilmemesine rağmen biliyor gibi davranmak ile, duyup da duymamazlıktan gelmek arasındaki ince çizgide seğirtilir ve Japon yapıştırıcısı hızla açılır.

Gaaayet dikkatli davranılarak parçalar Japon yapıştıcısına bulanır ve bir araya getirilir. Biraz tutulur. “Donmadan kapatayım bari” düşüncesiyle, Japon yapıştırıcısı kapatılır.

Eh… Yazının tamamını oku »

3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 10 Şubat 2010 // opereysin

“Grafik düzenleme programı” denildiğinde, aklınıza ilk olarak hangi bilgisayar programı geliyor? Çok büyük bir ihtimalle Adobe Photoshop.

İlk defa 1988 yılında ImagePro ismi ile duyulmaya başlanan Photoshop programı, günümüzde o kadar ün kazanmış durumda ki, adının Türkçe TV programlarında bile fotoşoplamak fiili şeklinde kullanıldığını sıklıkla görüyoruz. Hatta isminden de kolayca anlaşılabileceği gibi Photoshop’un kabiliyetleri dışında kalan video düzenlemeleri ve post prodüksiyon çalışmaları bile, konuya uzak çevrelerce sıklıkla bu isim ile anılıyor.

Hepimizin yakından tanıdığı bu programın, 20 yıl önce bugünlerde piyasaya çıktığını biliyor musunuz? Peki nasıl ve kimler tarafından üretildiğini? Geçen onca yıl içerisinde, özellikleri nasıl bir seyir takip etti?

İsterseniz bu yazımızda, yaklaşık 20 yıl geriye gidelim ve Photoshop’un nasıl doğduğuna bir bakalım. Yazının tamamını oku »

1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 07 Şubat 2010 // victory

“Eczaneler bakkal oldu” diye yakınıldığını duyardık bir vakitler. Şimdi devran tersine döndü, marketlerin eczane olup olmaması tartışılıyor. Vatandaştan yükselen tereddütlere, itirazlara kulak verince meselenin pek anlaşılmadığını düşünüyorum. Galiba markete gidip bulgur, makarna, deterjan alır gibi antibiyotik alınacağı zannedildi. Bu konu her açılışta “Amerika’da olduğu gibi” lâfı dolaşıyor. O halde Amerika’da olana bakalım.

Bir kere, her şeyden önce markette ilâç satmak Yazının tamamını oku »

2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 02 Şubat 2010 // victory

Angarya mı, yardım mı?

Onlu yaşlarımda, her çocuk gibi, insanlar tarafından takdirle karşılanacağını düşündüğüm bütün meziyetlerimi ortaya dökmekten zevk alıyordum. Arkadaşlarıma okulda yardım etmek, çevremdekilerin öğrenmek istedikleri bir şeyi internetten araştırmak, çalıştıramadıkları oyunları ve programları çalıştırmak ve bozulan bilgisayarlarını tamir etmek gibi şeylerden bahsediyorum.

Bunları yapıyordum, çünkü bolca boş vaktim vardı. Çünkü, yukarıda da söylediğim gibi, başkalarının yaptıklarımı takdir etmesi özgüvenimi arttırıyordu. Çünkü, insanların yapılan iyilikleri gerçekten önemsediklerini zannediyordum.

Son cümlemi yanlış anlamayın. Hâlâ bazı insanların, yapılan her iyiliğin hakkını verdiklerini ve daha fazlasını yapmak için çaba gösterdiklerini düşünüyorum. Ancak günümüz dünyasında, insanların çoğunun, birbirini sağılacak inekler gibi gördükleri gerçeğinin de tamamıyla bilincindeyim.

Bu gerçeği Yazının tamamını oku »

123...Son