Ekim 2009 Arşivi

2009 yılında yayınlanan tüm yazılarımızı görmek için:

2009 yılı arşivi

Kategori alt işareti
12
3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 30 Ekim 2009, Cuma // fkilic

Sigaranın EsaretiEvlenmeden önce ailemde tiryaki yoktu. Babam, ilk gençlik yıllarımda biz özenmeyelim diye bir sigara yakar, birer fırt da bize içirirdi. Yani bir tane sigarayı, 4 kişi içerdik. Bu da ayda yılda bir.

Belki de “Biz tercih etmiyoruz” dememize bu etkinlikler sebep oldu. Hattâ öyle bir hâle geldik ki, zamanla sigara içen bir arkadaşımdaki sigara kokusu bile rahatsız eder hâle geldi beni.

Nişanlıyken, nişanlım beraberken nadiren sigara içerdi. Bu konuda o kadar ustaca davrandı ki, tiryaki olduğunu anlayamadım. Evlendikten sonra çöp kutularındaki esrarengiz paketleri merak edip açtığımda, bir de ne göreyim: Bir avuç izmarit. Meğer benden gizliyormuş.

Günler ayları, aylar Yazının tamamını oku »

3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 27 Ekim 2009, Salı // opereysin

Freelance dünyasında değişik müşteri tipleriyle karşılaşırız. Hangi tiple karşılaştığımızı anlayabilmek, onlarla ilişkilerimizi doğru kurabilmemize yardımcı olabileceği gibi, akıl sağlığımızı koruyabilmemize de yardımcı olur.

Aşağıda, en sık karşılaşılan müşteri tipleri ve her tipin karakteristik özellikleri yer alıyor. Aman dikkat! Sonra, “Demedi” demeyin.

1. Pasif-Agresif

Müşteri tipleri ve onlarla başa çıkma yöntemleri

Bu tip müşteriler, başlangıç için fikirlerini sorduğunuzda oldukça pasif davranırlar. Ancak, projeyi bitirip önüne koyduğunuzda agresif bir şekilde saldırırlar. Büyüklü küçüklü pek çok değişiklik isterler. Kafalarında ne istediklerine dair bir fikir hep vardır, ama bunu genellikle kendilerine saklarlar. Gelişme aşamasında kesin fikir ve ögelerden memnuniyet duysalar da, sanmayın ki o kısımları yeniden gözden geçirmeyecekler.

Karakteristik Özellikleri

  • Proje boyunca iletişim çoğunlukla tek taraflı ve yardımcı olmayan bir şekildedir.
  • Şunlara benzer ifadelerde bulunabilirler:
    • “Ne gibi bir şey aradığımızdan pek emin değilim.”
    • “İlgi çekici bir şeyler yap yeter.”
    • “İstediğimiz noktadan tamamen sapmışsın.”

Nasıl Başa Çıkılır?

Sabır anahtardır. Son dakika değişiklik ve eklerine hazır olmak, müşterinizin agresif tutumu karşısında patlamanızı önleyecektir. Orijinal layerlı dosyanızı saklayın. Böylece gerektiğinde kolayca bulup istenen değişiklikleri yapabilirsiniz. Ayrıca kontratınızda istek ve değişiklik limitini de muhakkak belirtin.

2. Aile Dostu

Müşteri tipleri ve onlarla başa çıkma yöntemleri

Bu tip müşteriler, yıllardır tanıdığınız ya da akrabanız olan ve size bir işi için ‘uğrayan’ kişilerdir. Kendileri bir projenin kabusu olabilir. Çünkü kendilerine özel fiyat umarlar ve engel olamayacağınız kadar size karışırlar. Bazen de farkında olmadan çalışmanızı küçümser ya da bağınız hasebiyle mevzuyu ciddiye almaz.

Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 2 Yorum »
2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 26 Ekim 2009, Pazartesi // victory

PuşkinPuşkin, elbette buzlu Moskova sokaklarını da, sıcak Petersburg salonlarını da güzel anlatır. Ama onun güzel anlattığı bir başka şey; İslâm’ın ahkâmı ve Müslümanların ahlakıdır.

Aleksandır Sergeyeviç, bizim bildiğimiz adıyla Puşkin, 1799′da Moskova’da doğar. Babası, soyu Kartaca Kralo Anibal’a uzanan bir asil, annesi Çar’ın sadık uşağının torunudur. Hasılı Sergeyeviçler kenarından köşesinden de olsa saraylı sayılırlar. Ailecek okur, yazar, deri cildli eserlere avuç dolusu ruble yatırırlar.

Puşkin, kütüphanesi olan ve Fransızca konuşulan bir evde (Zaharova Çiftliği) yetişir ve ufacıkken yazmaya başlar. En iyi akademilerde okur ve Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başlar. Ancak Puşkin, soylular ve aristokratlarla dolanmasına rağmen “cici çocuk” olamaz, durup durup kovana çomak sokar. Gizli servis, isyankar şiirleri sebebiyle onu takibe alır ve işine son verip sürgüne yollar. İşte tam burada dedesinin hatırı devreye girer ve Çar, Puşkin’i Petersburg’a getirip bizzat sahip çıkar. Yazının tamamını oku »

Araştırma altında yayınlanmış | 1 Yorum »
3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 22 Ekim 2009, Perşembe // opereysin

Girişimcilik zor bir iş. Önce fikri bulmak, sonra parayı bulabilmek gerekiyor. Bu ikisini birlikte bulabilene ise çok nadiren rastlanıyor.

Her girişimcinin, bahsederken gözlerinin ışımasına, yüzüne geniş bir gülümsemenin yayılmasına sebep olan bir veya bir kaç fikri oluyor. Ancak girişimin ilerleyen dönemlerinde, pek çok girişimci bir yol ayrımına geliyor: İş alanını değiştirerek büyümek mi, yoksa iş alanına sadık kalıp işlerinin durağanlaşmasını kabullenmek mi?

Çoğu girişimci, büyük bir tutkuyla bağlı olduğu girişimini yeni bir mecraya taşımaya korkuyor ve sorumuzun 2. kısmını kabulleniyor. Bazıları ise bağrına taş basıyor, girişimini yeni ufuklara taşıyor.

Bu yazımızda, çalıştığı iş alanını değiştirmeyi göze alan ve bu şekilde başarıya ulaşan bazı meşhur firmalardan kısaca bahsedeceğiz. Bu konuda yüzlerce örnek verilebilir, ancak bir kaç örnek bizim için yeterli olabilir sanırız. Aklınıza gelen diğer örnekleri, yorum olarak yazabilirsiniz:

1. Avon

AvonAvon’u 1886 yılında David H. McConnell kurdu. McConnell kapı kapı dolaşarak kitap satan bir pazarlamacıydı. İşinde başarılı olabilmesi için, kadınlara hitap etmesi gerektiğini bildiğinden, kendisinden kitap alanlara küçük parfümler hediye etmeye başladı. Kısa bir zaman sonra boynuz kulağı geçti ve McConnell’ın hediye parfümleri, kitaplarından daha popüler oldu. Bunu gören McConnell, her girişimcinin gösteremeyeceği bir cesaret göstererek, pazarlama alanını değiştirdi: California Perfume Company’yi (Kaliforniya Parfüm Şirketi) kurdu. Bu şirket daha sonra Avon ismini aldı.

2. Nokia

Yazının tamamını oku »

Araştırma altında yayınlanmış | 1 Yorum »
4 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 5 (4 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 19 Ekim 2009, Pazartesi // victory

10 Hollywood terimi ve Anlamları

Hollywood filmlerinin sonunda akan cast’te değişik iş tanımlamalarının bulunduğunu hepimiz biliriz. Best Boy nedir mesela? Evin sevilen çocuğu mu? Ya “Boom operator”e ne demeli? Bomba düzeneklerini kendisi hazırlıyor olabilir mi sahiden? Aklınıza bu gibi sorular gelmiş olabilir dedik ve bu terimlerin anlamlarını öğrendik efendim. Ne derler, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.

1. Boom Operator (Boom Operatörü)

Bu iş alanının ilk anda aklınıza gelenin aksine patlayıcılarla ilgisi yok. Boom Operatörü’nün görevi, ses kaydının istenildiği gibi yapılabilmesi için, mikrofonu sahneye uygun bir şekilde yerleştirmek. Hala kafanızda bir şey canlanmadı mı? Kameranın hemen gerisinde, elindeki uzun sopayı (fishpole) oyunculara doğru uzatan adamdan bahsediyoruz. Çubuğun önünde de aşağı doğru sarkan bir mikrofon olur. Kamera arkası görüntülerinde sık sık görüntüye girer. Hah işte o adam. Boom da, o sopanın daha özelleşmiş şekline deniyor.

2. Gaffer (Işık Şefi)

Gaffer, setteki elektrik departmanının başında yer alır. Ancak asıl görevi, sahnedeki ışıkları ve ışık ekipmanını kurmak ve konumlandırmaktır.
Yazının tamamını oku »

Araştırma altında yayınlanmış | 1 Yorum »
2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 15 Ekim 2009, Perşembe // victory

Küresel Isınma ve Çözüm Arayışları

“İklim Değişikliği” konulu Blog Hareket Günü 2009‘a, bu araştırma yazımızla katılıyoruz. İyi bilmediğimiz bir konuda kulaktan dolma bilgilerle bir yazı hazırlamak istemediğimiz için, özel izniyle, Mustafa Dokumacı’ya ait bir tez çalışmasından ilgili bölümleri sadeleştirerek buraya alıyoruz.

Doğal çevrenin kirlenmesi, ilk üçü kirlenen ortama, diğer dördü kirleticiye göre olmak üzere yedi bölümde inceleniyor:

  • Hava kirliliği
  • Toprak kirliliği
  • Su kirliliği
  • Gürültü kirliliği: Sürekli ve yüksek sesler çıkartarak insan ve doğa sağlığını tehlikeye sokmak bu kapsama girer.
  • Işık kirliliği: Aydınlatılması gereken alandan daha fazlasını aydınlatmak olarak tanımlanabilir. (Şehirlerde gece yıldız görülememesine sebep olan aydınlık vb.)
  • Radyasyon kirliliği: Her tür nükleer faaliyetin tabiata yaydığı radyasyon bu kirliliğe sebep olur.
  • Elektromanyetik kirlilik: Yüksek gerilim hatları, radyo televizyon yayınları, telsizler, cep telefonları, kablosuz ağlar gibi birçok kaynağı vardır.

Bu yazıda incelediğimiz sera gazları, Yazının tamamını oku »

Araştırma altında yayınlanmış | Henüz yorum yapılmamış »
1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 14 Ekim 2009, Çarşamba // Seyyah-ı Fakir
Hemen söyleyeyim: Lafım hakka riayet eden, müşteriyi sağmal inek olarak görmeyen taksi şoförlerine değil. Ancak son yıllarda bunun tersine o kadar çok rastladım ki, ister istemez bir genelleme oluştu kafamda.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da taksi şoförleri “korsana hayır” mitingi yaptılar.

Böyle bir mitingi daha önce de yaptıklarını hatırlıyorum. Bu miting büyük ses getirebilecek mi, yoksa önceki miting gibi unutulup gidecek mi bilmiyorum.

Tek bildiğim, bu mitingde öncekinden farklı bir temanın hakim olduğu. Haberlerden öğrendiğimize göre son mitingde, taksi şoförleri şöyle pankartlar açmışlar: “Korsanlar için Aden’e gitmeye gerek yok, korsanlar burada da var.”

Bu pankartlarla son ayların popüler konusu olan “Adenli korsanlar”a gönderme yapıyor, “korsan taksiciler”i, gemi kaçıran korsanlara benzetiyorlar.

Çok uzun zaman önce, korsan mefhumu ilk ortaya çıktığında, Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 3 Yorum »
2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 10 Ekim 2009, Cumartesi // victory

Senden tasarımcı olur mu?

İnternet dünyasında arz-ı endâm eden kime sorsanız, “web tasarımcısı” olduğunu veya bir yakınının web tasarımıyla uğraştığını iddia ediyor. Bu da yetmiyor, internet cafe kapılarında “10 TL’ye web tasarımı yapılır” tarzı trajikomik ilanlar yer alıyor.

Neticede olan profesyonel web tasarımcısı olmak isteyenlere oluyor. Piyasada konuşan çok, iş yapan az oluyor. İşin kötüsü, iki grup insan da zaman zaman aynı ücreti kazanıyor.

Varmak istediğimiz nokta şu: Web tasarımcısı olmak, zor bir iş. Yine de hayalinizde web tasarımcısı olmak varsa, aşağıdaki diyagrama bir bakarak web tasarımcısı olup olamayacağınızı görmenizi tavsiye ederiz.

Hani, gerekli şartları sağlamıyorsanız yol yakınken bu sevdadan dönün diye :) . Yazının tamamını oku »

Komik, Yaz bi yere altında yayınlanmış | 6 Yorum »
12