Girişimcilik zor bir iş. Önce fikri bulmak, sonra parayı bulabilmek gerekiyor. Bu ikisini birlikte bulabilene ise çok nadiren rastlanıyor.
Her girişimcinin, bahsederken gözlerinin ışımasına, yüzüne geniş bir gülümsemenin yayılmasına sebep olan bir veya bir kaç fikri oluyor. Ancak girişimin ilerleyen dönemlerinde, pek çok girişimci bir yol ayrımına geliyor: İş alanını değiştirerek büyümek mi, yoksa iş alanına sadık kalıp işlerinin durağanlaşmasını kabullenmek mi?
Çoğu girişimci, büyük bir tutkuyla bağlı olduğu girişimini yeni bir mecraya taşımaya korkuyor ve sorumuzun 2. kısmını kabulleniyor. Bazıları ise bağrına taş basıyor, girişimini yeni ufuklara taşıyor.
Bu yazımızda, çalıştığı iş alanını değiştirmeyi göze alan ve bu şekilde başarıya ulaşan bazı meşhur firmalardan kısaca bahsedeceğiz. Bu konuda yüzlerce örnek verilebilir, ancak bir kaç örnek bizim için yeterli olabilir sanırız. Aklınıza gelen diğer örnekleri, yorum olarak yazabilirsiniz:
1. Avon
Avon’u 1886 yılında David H. McConnell kurdu. McConnell kapı kapı dolaşarak kitap satan bir pazarlamacıydı. İşinde başarılı olabilmesi için, kadınlara hitap etmesi gerektiğini bildiğinden, kendisinden kitap alanlara küçük parfümler hediye etmeye başladı. Kısa bir zaman sonra boynuz kulağı geçti ve McConnell’ın hediye parfümleri, kitaplarından daha popüler oldu. Bunu gören McConnell, her girişimcinin gösteremeyeceği bir cesaret göstererek, pazarlama alanını değiştirdi: California Perfume Company’yi (Kaliforniya Parfüm Şirketi) kurdu. Bu şirket daha sonra Avon ismini aldı.
Hollywood filmlerinin sonunda akan cast’te değişik iş tanımlamalarının bulunduğunu hepimiz biliriz. Best Boy nedir mesela? Evin sevilen çocuğu mu? Ya “Boom operator”e ne demeli? Bomba düzeneklerini kendisi hazırlıyor olabilir mi sahiden? Aklınıza bu gibi sorular gelmiş olabilir dedik ve bu terimlerin anlamlarını öğrendik efendim. Ne derler, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.
1. Boom Operator (Boom Operatörü)
Bu iş alanının ilk anda aklınıza gelenin aksine patlayıcılarla ilgisi yok. Boom Operatörü’nün görevi, ses kaydının istenildiği gibi yapılabilmesi için, mikrofonu sahneye uygun bir şekilde yerleştirmek. Hala kafanızda bir şey canlanmadı mı? Kameranın hemen gerisinde, elindeki uzun sopayı (fishpole) oyunculara doğru uzatan adamdan bahsediyoruz. Çubuğun önünde de aşağı doğru sarkan bir mikrofon olur. Kamera arkası görüntülerinde sık sık görüntüye girer. Hah işte o adam. Boom da, o sopanın daha özelleşmiş şekline deniyor.
2. Gaffer (Işık Şefi)
Gaffer, setteki elektrik departmanının başında yer alır. Ancak asıl görevi, sahnedeki ışıkları ve ışık ekipmanını kurmak ve konumlandırmaktır. Yazının tamamını oku »
“İklim Değişikliği” konulu Blog Hareket Günü 2009‘a, bu araştırma yazımızla katılıyoruz. İyi bilmediğimiz bir konuda kulaktan dolma bilgilerle bir yazı hazırlamak istemediğimiz için, özel izniyle, Mustafa Dokumacı’ya ait bir tez çalışmasından ilgili bölümleri sadeleştirerek buraya alıyoruz.
Doğal çevrenin kirlenmesi, ilk üçü kirlenen ortama, diğer dördü kirleticiye göre olmak üzere yedi bölümde inceleniyor:
Hava kirliliği
Toprak kirliliği
Su kirliliği
Gürültü kirliliği: Sürekli ve yüksek sesler çıkartarak insan ve doğa sağlığını tehlikeye sokmak bu kapsama girer.
Işık kirliliği: Aydınlatılması gereken alandan daha fazlasını aydınlatmak olarak tanımlanabilir. (Şehirlerde gece yıldız görülememesine sebep olan aydınlık vb.)
Radyasyon kirliliği: Her tür nükleer faaliyetin tabiata yaydığı radyasyon bu kirliliğe sebep olur.
Elektromanyetik kirlilik: Yüksek gerilim hatları, radyo televizyon yayınları, telsizler, cep telefonları, kablosuz ağlar gibi birçok kaynağı vardır.
Hemen söyleyeyim: Lafım hakka riayet eden, müşteriyi sağmal inek olarak görmeyen taksi şoförlerine değil. Ancak son yıllarda bunun tersine o kadar çok rastladım ki, ister istemez bir genelleme oluştu kafamda.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da taksi şoförleri “korsana hayır” mitingi yaptılar.
Böyle bir mitingi daha önce de yaptıklarını hatırlıyorum. Bu miting büyük ses getirebilecek mi, yoksa önceki miting gibi unutulup gidecek mi bilmiyorum.
Tek bildiğim, bu mitingde öncekinden farklı bir temanın hakim olduğu. Haberlerden öğrendiğimize göre son mitingde, taksi şoförleri şöyle pankartlar açmışlar: “Korsanlar için Aden’e gitmeye gerek yok, korsanlar burada da var.”
Bu pankartlarla son ayların popüler konusu olan “Adenli korsanlar”a gönderme yapıyor, “korsan taksiciler”i, gemi kaçıran korsanlara benzetiyorlar.
İnternet dünyasında arz-ı endâm eden kime sorsanız, “web tasarımcısı” olduğunu veya bir yakınının web tasarımıyla uğraştığını iddia ediyor. Bu da yetmiyor, internet cafe kapılarında “10 TL’ye web tasarımı yapılır” tarzı trajikomik ilanlar yer alıyor.
Neticede olan profesyonel web tasarımcısı olmak isteyenlere oluyor. Piyasada konuşan çok, iş yapan az oluyor. İşin kötüsü, iki grup insan da zaman zaman aynı ücreti kazanıyor.
Varmak istediğimiz nokta şu: Web tasarımcısı olmak, zor bir iş. Yine de hayalinizde web tasarımcısı olmak varsa, aşağıdaki diyagrama bir bakarak web tasarımcısı olup olamayacağınızı görmenizi tavsiye ederiz.
Hani, gerekli şartları sağlamıyorsanız yol yakınken bu sevdadan dönün diye . Yazının tamamını oku »
Blog Hareket Günü (Blog Action Day) isimli organizasyona 2 yıldır katıldığımızı, muhtemelen hatırlayacaksınız. 2007 yılında “Çevre” konusunda yazmış, 2008 yılında da binlerce blogla aynı günde yönümüzü “Fakirlik” kavramına çevirmiştik. 2008 yılında yazı yazmakla kalmamış, Blog Action Day ana sayfasını da Türkçeye çevirmiştik.
Bu yıl, Blog Hareket Günü, “İklim Değişikliği”ni konu ediniyor. Üstelik bu yıl Change.org’un himayesi altına giren organizasyon, geçen yıl gerçekleştirilenden çok daha büyük bir etkinliğe imza atmaya hazırlanıyor.
Hedef yine aynı: Aynı gün. Aynı konu. Binlerce ses.
Bu yıl da, Blog Hareket Günü’ne katılmayı hedefliyoruz. Bunun dışında, geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da bu organizasyona çeviri desteği de verdik. Blog Hareket Günü’nün ana sayfası, bir kaç dil ile birlikte artık Türkçe olarak da yayında: Blog Action Day Türkçe.
“Türkçe internet” amacımıza yönelik bu çalışmamızın Türk internet kullanıcılarına faydalı olmasını ümit ediyoruz.
Ne dersiniz? İklim değişikliği, hakkında konuşmaya değer bir konu mu?
Opereysin.com & İYF Film ortak çalışması olan Gizli Döküman kısa filmi, internete atılan bir dosyanın ne kadar güvende olduğunu sorguluyor!
İnternette bariz bir zıtlaşma var. Microsoft “büyük patron” olarak gösterilirken, Google’ın da kâr amacı güden bir kurum olduğu unutuluyor.
“Gizli Döküman” kısa filmimiz, bu gerçekten yola çıkarak, kuzenine ait özel bir dosyayı internete yükleyen bir gencin absürt hikayesini konu ediniyor.
Opereysin‘ın yapımcılığını üstlendiği, İYF Film‘in üçüncü kısa film çalışmasını sizlerle paylaşıyoruz. Seyretmenizi ve seyrettirmenizi şiddetle tavsiye ederiz.
İYF Film’in diğer kısa filmlerine resmî web sitesinden ulaşabilirsiniz.
Dün büyük hakan Kanunî Sultan Süleyman Han‘ın 1520 yılında tahta çıkışının 489. yıl dönümüydü. O günün hatırasına onun başından geçen bir hadiseyi nakletmek istedik.
Tarih: 20 Eylül 1563
Yer: Safraköy (Sefaköy)
İstanbul, tarihin kaydetmediği bir sel felaketi yaşamakta. İki gece bir gün süren fırtına ardında kum tanesi bile bırakmaz.
Deniz taşar, kıyı köyleri helak olur. Deniz kıyısındaki surlar, büyük tahribata uğrar. Topkapı Sarayı’na yıldırımlar düşer.
Tarihçi Hammer, Devlet-i Osmaniye isimli eserinde bu durumu şöyle anlatır: “Osman Gazi’den beridir bu coğrafya, böyle bir felaket görmemişti”.
Şu işe bakın ki, geçen ay yaşadığımız sel baskınında taşan Ayamama deresi; o zaman da coştukça coşar, taştıkça taşar. Bu sırada avda olan Cihan Sultanı Süleyman Han, dönüş yolu üzerinde Yazının tamamını oku »