Her zaman ihtiyaç duyabileceğiniz önemli bilgiler, web siteleri, uygulamalar, programlar, ipuçları... İlginizi çekenleri bir yere not etmeyi unutmayın!

Osmanlı tarihindeki bazı ilkleri listeleyen 15 maddelik bir yazı geçti elimize. Bu yazıda geçen yer ve kişi isimleriyle ilgili kısa bilgiler bularak yazıya ekledik ve bahsedilen yer isimlerinin koordinatlarını ve fotoğraflarını da ekleyerek yazıyı zenginleştirdik. F, fotoğrafları; K ise koordinatları simgeliyor.
* Osmanlı Devleti’nin ilk beylik başkenti Söğüt kasabasıdır F K. Daha sonra sırayla Yenişehir, Bursa, Edirne ve İstanbul oldu.
* İlk savaş, 1284 yılında Bizans tekfurlarıyla yapılan Ermeni Beli Savaşı‘dır. Savaş, 1284 senesinde Bursa’nın İnegöl kazasına 10 km uzaklıkta bulunan Hamzabey köyünde F K gerçekleşmiştir. Yazının tamamını oku »

1. Pasta mı, idam mı?
Üçüncü yüzyılda Roma devletinde, İmparator Diocletian, artan enflasyonu ve develuasyonu önleyebilmek amacıyla, ürünlere fiyat sınırlaması getirmişti. İmparatorun belirlediği fiyattan daha yüksek bir fiyata ürün satanlar, idam ediliyorlardı. Bu kural, satıcıların ürünleri stoklamalarına, bir diğer deyişle karaborsacılık yapmalarına yol açtı. Karaborsacılığın artması üzerine, karaborsacılık yasaklandı. Cezası, idamdı. Bunun üzerine insanlar ticaret yapmayı bıraktılar.
Ancak devlet pes etmedi ve bir başka kanun yürürlüğe girdi: Satıcıların işyerlerini kapatmaları veya babalarının işlerine geri dönmeleri yasaklanıyordu. Yazının tamamını oku »

Çığ felaketi, hemen her yıl trajik haberlerle karşımıza çıkıyor. Belki de, yalnızca dağlık bölgelerde görülmesi sebebiyle, bu konuda çoğumuz yeterince bilgi sahibi değiliz. Beklenmedik bir anda karşımıza çıkabilecek böyle bir durumda neler yapmamız gerektiğiyle ilgili bir yazı derledik. Aklımızda bulunsun diye…
Çığ, farklı nedenlerden dolayı dağdan aşağıya doğru kayan büyük kar kütlelerine deniyor. Bol kar yağışı olduğunda, taze kar tabakasının alttaki eski tabakayla iyi kaynaşmaması sonucu, rüzgarın kaldırdığı büyük bir kar kitlesinin aşağı inerek alttaki kar tabakası üzerinde kayması sonucu oluşabildiği gibi; bir hayvan veya kayakçının oynak kar tabakasını çiğneyerek harekete geçirmesi sonucu da oluşabiliyor.
Çığ genellikle çok hızlı gelişiyor ve hareket ediyor. Bu sebeple, çığın oluştuğu fark edildikten sonra mümkün olduğunca hızlı ve soğukkanlı olunması gerekiyor. Yazının tamamını oku »

Yabancı bir dili öğrenmeye ilk başladığımızda, en çok dikkatimizi çeken konulardan biri, bazı Türkçe kelimelerin, öğrenmeye çalıştığımız dilde tam olarak karşılanamadığıdır.
Hatta bu sebeple, arkadaş çevrelerinde “E abi adamlara nasıl anlatacağız ki şu lafı?” muhabbetleri döner.
Yabancı dilimizi ilerlettiğimizde, bir gerçeği daha fark ederiz: Bazı yabancı kelimelerin, Türkçe’de tam karşılıkları yoktur. Bu gerçek, dil eğitiminin ancak ileri safhalarında rahatlıkla anlaşılabildiği için, birkaç kelime yabancı dil öğrenip, elinde sözlükle tercüme yapmaya girişmiş olanlara, ikinci saptamamız oldukça anlamsız gelecektir. Yazının tamamını oku »
Bir kaç satırlık bir düşünce yazısı karalayanlara da “yazar” denir, ciltler dolusu eserler ortaya koyanlara da… Ancak iki grup arasında devasa farklar vardır. İyi yazarlar, iyi okuyuculardır bir kere. Yazdıklarından çok, okurlar. Zaten, eserleri; yüzlerce kitaptan edindiği bilgilerini veya tırnaklarını sert kayalardan daha sert olan hayata geçirerek edindiği tecrübelerini yansıtamayan birisinin okuyucusuna ne faydası olur?
İyi yazarlar, sorgulayıcıdırlar, açıklayıcıdırlar. Kendilerini okuyucunun yerine koymayı bilir, okuyucunun anlayacağı dilden yazarlar. Bir başka deyişle “Sanat için sanat” yapmaz, okuyucu için kalem tutarlar. Satırları bir nakkaş titizliği ile bezemeyi başarır, dilin en nadide köşelerinden kelimeler imbiklerler.
Sözün kısası, “iş olsun” diye yazmazlar; yazmayı iş edinirler.
Sosyal alanlarda yazdığı kitaplarla tanınan Deirdre McCloskey, Economical Writing isimli kitabında, iyi bir yazarın sahip olması gerektiğini düşündüğü 5 özelliği şöyle sıralamış: Yazının tamamını oku »
Bana yöneltilmiş bir eleştiriyi bilinçli olarak ilk kabul edişim, yıllar önce eşimin bana, “Bazen çok fazla konuşuyorsun” demesiyle olmuştu.
Bunu kabul etmeden önce bir an ciddi olarak kırıldığımı hatırlıyorum.
Ama ona şöyle karşılık verdim:
- Haklısın; bazen gerçekten çok konuşuyorum…
… ve o anda hayatımı değiştirecek bir şey keşfettim: Onun eleştirisini kabul ederken, haklı olduğunu görebilmiştim. Gerçekten de çoğu zaman fazla konuşuyordum.
Daha da güzeli, benim hiç savunmaya geçmeyişim, eşimin de daha rahatlamasını sağlamıştı. Yazının tamamını oku »

Web tasarımında basit bazı değişikliklerin kullanıcı tecrübesini çok iyi yerlere taşıyabildiğini biliyoruz. Peki; bir alışveriş sitesi, web sayfalarındaki tek bir butonu değiştirerek her yıl heba ettiği 300 milyon dolarlık potansiyelini kurtardı desek, sözümüze inanır mısınız?
O sitede bulunan formdan daha basit bir form’u düşünmek neredeyse imkansızdır: 2 boşluk, 2 buton ve 1 bağlantı… Buna rağmen tasvir ettiğimiz bu formun, ziyaretçilerin ürün satın almasına mani olarak, bir e-ticaret sitesinin yılda 300 milyon dolar kaybetmesine sebep olduğu anlaşıldı. Daha da kötüsü var: Sitenin tasarımcıları, ortada bir problem olduğunun bile farkına varamamışlardı!
Form basitti. Boşluklar Email Adresi ve Şifre boşluklarıydı. Butonlar Oturum Aç ve Kaydol butonlarıydı. Bağlantı ise Şifremi unuttum bağlantısıydı.
Kolayca fark edebileceğiniz gibi bu form, sitede oturum açmaya yarayan, her gün internette defalarca karşılaştığımız sıradan bir formdu. Peki bu nasıl bir probleme sebep olmuş olabilir? Yazının tamamını oku »