
Meksika’nın Chiapas eyaletinde, bir polis memurunun arıların kovanına ateş etmesi yüzünden 70 polis, katil arı (Afrikalılaşmış arı) saldırısına uğradı. 10′u ağır olmak üzere saldırıya uğrayan polislerin hepsi yaralandı. Katil arıların en tehlikeli arı türlerinden oldukları biliniyor.
Basından
Yıl: 1957…
Yer: São Paul, Brezilya…
Brezilya her zamankinden daha sıcaktır. Öyle ki; terin damlası yere düşmeden buharlaşır. Bölge ahalisi bile ortalıkta fazlaca dolanmaz, buldukları gölgeye kıvrılırlar. Tropikal iklim kuşağında olan ülkede o günlerde rüzgar “püf” diye bile esmez. Serinlemek için soluğu denizde alanlar bile, sıcak su ile karşılaşır, haşlanmaktan kıl payı kurtulurlar.
Bütün bu şartlara rağmen, bilim aşkıyla yılmadan çalışan biri vardır: Warwick Estevam Kerr… Kerr Brezilyalı bir biyologtur ve o sıcağın altında çadır misali laboratuarında incelemeler yapar. Güneş bulunduğu yeri ısıttıkça ısıtır ama o oralı olmaz. Mutludur. İçi içine sığmaz. Bu mutluluğun sebebi, sipariş ettiği arıların gelmiş olmasıdır. Yazının tamamını oku »
1. Hörgüç: Yaygın inanışın aksine, develerin hörgüçlerinde su depolanmaz. Hörgüçler yağ ile doludurlar ve devenin besine ihtiyaç duymadan bir ay yolculuk yapabilmesine imkan tanırlar. Hörgüçler boşaldıkları zaman küçülür ve devenin yanına sarkarlar.
2. Süt: Deve sütü, inek sütünden daha fazla besin öğesi içerir. Deve sütündeki potasyum ve demir miktarlarının daha yüksek olmasının yanında, C vitamini de inek sütündekinin 3 katıdır. Bu sebeple yakın zamanda Avrupa’daki marketlerde, yaygın olarak inek sütü yerine deve sütü satışları başlayacak. Şimdi de Viyanalı şekerleme üreticileri, çocuklar için deve sütlü çikolatalar üretiyorlar. Yazının tamamını oku »

Muhtemelen hepimiz Antartika’nın kuzey kıyısındaki Wilkins Buz Tabakası’ndan kopan büyük parçadan haberdarız. “Küresel Isınma”yı yeniden gündemimize getiren bu olay, muhtemelen bir çoğumuzun durumun vahametini kavramasına sebep oldu. En azından, sıkça duyduğumuz “ısınma” mevzularının, yıllar sonrasını ilgilendirmekle kalmadığını, bu sürecin çoktan başladığını farkettik.
Wilkins Buz Tabakası’ndan kopan parça, yaklaşık 414 kilometrekareydi. Bu bile ürkütücü bir alan ama, bilim adamları Wilkins Buz Tabakası’nın yakında tamamen kopabileceğini belirtiyorlar.
Wilkins Buz Tabakası’nın genişliği ne kadar dersiniz? Yazının tamamını oku »
Google Apps’ın Kullanıcı Deneyimi Tasarımcısı Jon Wiley, WritersUA Konferansı‘nda, Google arayüzlerinin tasarımında en çok dikkate aldıkları noktaları açıklamış. Wiley’e göre Google tasarımında en çok şu 10 maddeye dikkat ediliyor:
1. Kullanışlılık: İnsanlara, yaşamlarına, işlerine ve hayallerine odaklanma.
2. Hızlılık: Her milisaniye önemli. Yazının tamamını oku »
“Çağımızın hastalığı stres” tabirine hemen hergün medyada rastlıyoruz. Gerçekten de zaman zaman hepimiz kendimizi güçsüz, heyecansız hissedebiliyoruz. Depresyon belirtileri sandığımız bu özelliklerin pek çoğu, aslında gündelik stresimiz sebebiyle oluşuyorlar ve depresyona yol açmadan önce bu gidişatı durdurabileceğimiz gerçeğini çoğunlukla atlıyoruz.
Yaşadığımız stres, fiziksel ve psikolojik bazı yan etkilere sebebiyet verebiliyor. Bu değerlendirme testini uygulayarak, gündelik aktivitelerinizin sebep olabileceği stresin seviyesini öğrenebilirsiniz. Yazının tamamını oku »
İnternetin ve ardından e-mail’in ortaya çıkışının ardından mektup sanal bir sahaya girmiş oldu. Bu yeni teknolojiyle birlikte, bir kişi yazdığı bir mektubu (mesajı) birden çok kişiye gönderebilir oldu. Bu çoklu hedef mantığı üzerine, mail grupları kurulmaya başladı. Hala da bazı alanlarda popülerliğini sürdürüyor.
Mail grupları abonelik sistemine göre çalışır ve gruba abone olan bir kişi hem diğer üyelere mesaj yazabilir, hem de onların yazdıklarını alabilir. Bu gruplar sayesinde bir yazı veya görsel içerik bir anda binlere ulaşıyor ve hızlı bir şekilde yayılıyor. Ama bazen, mail grubunda konuşulan bir konu abone olan kişiye hitap etmeyebiliyor. Yazının tamamını oku »
Yeni Google aracı Google Calender Sync ile, Google Calender’ı Outlook ile senkronize edebiliyoruz. Bilginin akabileceği yönle beraber, senkronizasyon sıklığını da ayarlayabiliyoruz.
Bunu yapabilmek için aşağıdaki adımları takip etmemiz gerekiyor: Yazının tamamını oku »
Web sitenizde CSS, PHP, JS kod parçaları yayınlıyorsanız, bu kodların tek renk olarak görünmesinden sıkılmış olabilirsiniz. Özellikle uzun kod parçalarıyla verilen örneklerde kodların tek renkte olması, okunabilirliği ve kodun anlaşılabilirliğini oldukça azaltıyor.
Bu yazımızda, sitenizdeki kodları renklendirmenin en kolay yolundan, eklentilerden bahsedeceğiz. Eğer Wordpress blogunuz varsa, işiniz çok daha kolay olacak. Yazının tamamını oku »