Her zaman ihtiyaç duyabileceğiniz önemli bilgiler, web siteleri, uygulamalar, programlar, ipuçları... İlginizi çekenleri bir yere not etmeyi unutmayın!

iPhone’un cep telefonu piyasaını sarsmasının ardından 2 yıl geçti. Bu iki yıl içerisinde milyonlarca insan iPhone sahibi oldu. Bu kullanıcıların büyük bir bölümü tamamen kullanılamaz hale gelene kadar iPhone’undan ayrılmak istemese de, şu ya da bu sebeplerle telefonunu elden çıkarmak durumunda kalan binlerce insan var (Belki de 3GS’ye geçeceklerdir kim bilir).
Bilgi depolayan bir aleti elden çıkarırken yapmamız gereken en önemli işlemin ne olduğunu, bilgisayarlarımız sebebiyle biliyoruz: Kişisel bilgilerimizi temizlemek.
Her yıl binlerce bilgisayar, doğru şekilde temizlenememiş kişisel bilgilerle dolu olarak 2. el piyasasına sunuluyor. Hatta bunlardan bazıları; banka bilgisayarları, özel şirket bilgilerini tutan bilgisayarlar oluyor. Yazının tamamını oku »

Bir web sitesinin kimliği, pek çok parçadan meydana gelir. İçeriğinden okuyucu kitlesine kadar uzanan bir çok parça, bir bütünü – sitenin kimliğini – meydana getirir.
Hiç şüphesiz, sitenin domain adı, bu parçaların en önemlilerinden biridir. Hani neredeyse bir insanın adı neyse, bir sitenin ismi de odur.
Ancak yolun başında pek de uygun olmayan bir alan adı seçmek, sık rastlanabilen bir durum. Bunun sebebi ister uygun alan adının başkasında olması olsun, isterse sitenin zamanla eski alan adının kapsayamayacağı kadar genişlemiş olması olsun; tek bir sonucu var: Ziyaretçi kaybı.
Yola Yazının tamamını oku »

National Geographic’i tabiatı, The Washington Post’u dünyayı tanımak ve anlamak için yeterli görenlerimiz bilmezler ama, Türkiye’nin tabiatı da kültür birikimi de propagandası yapılanlardan çok daha hayranlık uyandırıcıdır. Bunu anlayabilmek için 2 şey gerekir: Yurt dışını tanımak ve Türkiye’yi tanımak. İlkini az çok başarabildikten sonra, henüz Türkiye’yi tanımadan yorum yapanlar, kendilerine ne pâye yakıştırırlarsa yakıştırsınlar, “komik insanlar” olmaktan öteye geçemezler.
Hollywood filmlerinde geçmez bizim göllerimiz, bizim nehirlerimiz. Tarihimiz deseniz, Hollywood’a ağır gelir, çekemezler. Fakat; HD görüntülerini görmediğimiz, 1001 filtreden geçmiş görüntülerini hayranlıkla seyredemediğimiz için görülecek bir şey yok zannetmeyin.
Uçsuz bucaksız yeşillikler de bulabilirsiniz bu coğrafyada, yol vermez dağlar da… Başınızı biraz kaldırırsanız önünüzden, ağacın en yeşilini görürsünüz. Mavinin en güzeliyle boyanmış gökyüzünün altında…
Yazının tamamını oku »
Kriz olsa da olmasa da en çok yakındığımız masraflardan biridir market alışverişi. Şöyle bir dolaşayım diyerek çıktığınız alışveriş turu, kasa göründüğünde bir araba dolusu eşya ile sonlanabilir. Peki hepsi mi lüzumludur? Genelde bu aldıklarımızın yarısına yakını fazladan eşya statüsüne girer. Sonra da “Arkadaş, yoğurt bitmeden kullanım süresi bitti.” gibi yakarışlarda bulunuruz. üstelik böyle büyük alışverişlerde yine de bir şeyleri unuturuz. Ketçabı alır, patatesi bırakırız. Marketin başında aklımızda olan yemek tarifi, reyonları gezdikçe sürekli değişir. Market arabasının altındaki malzemelerle üsttekiler birbiriyle uyuşmaz. Sonuç; kasiyerin önünde kaos, evde fiyasko… Ama basit birkaç tedbirle bu işin üstesinden gelinebilir, garanti olmamakla birlikte:
Bütçenizi ayarlayın.
Alışverişe çıkmadan önce kendinize bir limit koyun. En fazla şu kadar liralık alışveriş yapacağım deyin. Bu gereksiz yere harcama yapmanızı ve ihtiyacınız olmayan ürünü almanız önleyecektir. Üstelik bunun maddî durumunuzla ilgisi de yoktur. Boşa harcama her türlü ailede boşa harcamadır, öyle görülmese bile.
Yazının tamamını oku »
Neredeyse her bilgisayar kullanıcısı birbirinden farklıdır. Kimi gösterişli temalardan hoşlanır, kimi sade arayüzleri sever. Kimi tasarım için binlerce doları gözden çıkarır, kimi fonksiyonelliği ön planda tutar.
Kimi Firefox’a bayılır, kimi Opera’sız yapamaz. Kimi Windows kullanır, kimi Ubuntu’dan cayamaz.
Liste uzar gider de, bu listede yer alması gereken önemli bir tercih farklılığı vardır: Kimi bilgisayar kullanıcıları fareyi ellerinden geldiği kadar sık kullanırken, kimi bilgisayar kullanıcıları yapabildikleri her şeyi klavyeyle yapmaktan hoşlanırlar. Hani bir de fare simgesini klavyeyle kullanabilseler…
Bunu yapabilmek mümkün görünmüyor. Ancak yazıları klavye kısayolları ile seçebilmeleri mümkün. Yazının tamamını oku »
Fotoğraflarda güzel görünebilmenin yolunun, tabi davranmaktan geçtiğini hepimiz biliriz. Ancak fotoğraf makinesi çalışmaya başladığı anda, bütün tabiliğimizi kaybeder, garip bir duruşa ve yüz ifadesine bürünürüz. Haliyle bu haldeyken çektirdiğimiz fotoğraflar, bizi doğru yansıtamaz, başarılı olamazlar.
Ancak, fotoğraflarda güzel görünen insanların da olduğunu biliyoruz. Bu insanlar, kameraların kendilerine döndüğünün farkında olmalarına rağmen, fotojenik olmayı başarabiliyorlar.
Peki bunu nasıl yapıyorlar? Yoksa gerçekten bütün mesele, “Fotojenik olunmaz, fotojenik doğulur” özlü sözünde mi kilitleniyor?
Eski bir model menajeri tarafından hazırlanan aşağıdaki listede, daha fotojenik olabilmenin kuralları yer alıyor.
1. Gözlerinizi, fotoğraf makinesinin lensinin hemen üzerine odaklayın. Yüzünüzü biraz ileride tutun ve çenenizi eğin.
2. Yazının tamamını oku »

Espresso, koyu renkli kahve çekirdeklerinin ezilmesi suretiyle elde edilen, meşhur olmasının yanında oldukça acı bir tada sahip olan bir kahve türü. Starbucks benzeri kahve şirketleri espresso’nun türevlerini yaparak daha geniş bir ürün yelpazesi oluşturdular. Bu da “Ben espresso içmem!” diyenlerin de kahve dükkanlarına abone olmasını sağladı. İşte en meşhur espresso türevlerinden birkaçı ve içerikleri:
Yazının tamamını oku »
Sürekli tasarım yapmaktaysanız, bazen tıkandığınızı, üretkenliğinizi kaybettiğinizi düşünebilirsiniz. Çoğu meşhur tasarımcı, haftada altmış saatten fazla çalışır. Bu da kişinin tasarımla ilgili bildiği bütün teknik ve biçimleri kullanması anlamına gelebilir. Ama tasarımcıların kendilerini çaresiz hissetmelerine bir çare var.
Önceliklerinizi Belirleyin
İş önemlidir. Ancak bunu hayatınızın anlamı olarak görmeyin. Çünkü öyle değil. Sevdiğiniz diğer şeylere ( aileniz, hobileriniz vs. ) zaman ayırmanız çok büyük bir önem arzediyor. Bu iş-aile/eğlence denkleminin formülü dengedir. Birinde aşırıya kaçmadan yapılan doğru bir ayırım sonucunda, zihninizin açılması ve yeni fikirler edinmeniz mümkün olur. Ayrıca aile içi gerginliğin en büyük sebeplerinden biri olan ilgisizlik de son bulmuş olur.
Yazının tamamını oku »