"eğitim" etiketi Arşivi

Hatırlatma: Yazılarımızı etiketlememiz tamamlanmadığı için, etiketle alakalı yazıların tamamını listeleyemiyoruz. Ayrıntılı arama için, arama kutucuğumuzu kullanmanızı tavsiye ederiz.
12
2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 07 Eylül 2009, Pazartesi // victory

Üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler

Önceki yıllarda olduğu gibi, bu yaz da ÖSS’ye girenler için heyecanlı geçti: “Hele bir ÖSS geçsin” ile başlayan temenni konuşmaları, “Abi bir puanlar gelsin de bakalım” ile devam etti. Tercih listesini hazırlamanın gerginliği, herhalde önceki aşamaların hepsini geride bıraktı. Sonunda heyecanla beklenen gün geldi, pek çok öğrenci, tercihlerinden birini kazandığını öğrendi.

Bu noktada, üniversiteye başlarken akılda bulundurulması gerekenler konusunda akıl veren yüzlerce tanıdık olabilir. Bu tanıdıkların bir kısmı, kendi yapamadıkları aktiviteleri size tavsiye (veya empoze) edebilirler. Vize-finaller konusunda gözünüzü korkuturlar, bir an önce eve çıkmanızı tavsiye ederler filan. İşin doğrusu, çoğu üniversiteye başladıkları günü hatırlamamaktadırlar bile. “4 yılda unutulur mu?” demeyin efendim. Üniversite bu, unutulur. :)

Kendilerinden alacağınız bu tavsiyeler, 4. sınıfa başlayacaklar için faydalı olabilirlerse de, sizin pek işinize yaramazlar. Hatta bu tavsiyelere harfiyen uymak, bir kaç dönem kaybetmenize bile sebep olabilir.

İşte bu sebeple, üniversiteye yeni başlayacaklar için eğitimci misafir yazarımız Mert Bey‘in hazırladığı 11 maddelik tavsiye listesini yayınlıyoruz. Bu tavsiyelerin, çevrenizdekilerden kolay kolay duymayacağınız tavsiyeler olmasına dikkat edildi. Umarız işinize yarar. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 3 Yorum »
3 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 08 Ağustos 2009, Cumartesi // victory

Paramızı Nelere Harcıyoruz?

Kuru istatistiki bilgiler can sıkıcı oluyor. “Bilmemne %10, diğeri %5″ tarzı yazıları okumak, insanın hiç mi hiç hoşuna gitmiyor.

Tablolar, bu problemi ortadan kaldırmak için kullanılsalar da, çoğunlukla yeterli olamıyorlar. Pasta dilimleri mi? Onlar biraz geride kaldılar.

Web 2.0′ı dilimizden düşüremiyoruz ya; şimdilerde, simgelerle bezenmiş, canlı renklerle süslenmiş istatistik “tabloları” moda. Ah bir de Türkçe olsa… Hem birazcık memleketi anlatsa.

Bu dertten biz de muzdaribiz. Bu sebeple zaman zaman yukarıda bahsettiğimiz tanıma uyan diyagramlar yayınlamak istiyoruz. Bugün, bu diyagramların ilkiyle, Yazının tamamını oku »

Araştırma altında yayınlanmış | 6 Yorum »
4 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 5 (4 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 11 Haziran 2009, Perşembe // bulut

Karınlık Korkusu

Yıllarca sınıf öğretmenliği yapmış biriyim, onun kadar iyi anlaştığım bir öğrenci olmadı. Fazla konuşmayan biriydi. Aynı zamanda komşusu olduğumdan, belki de en çok benimle konuşuyordu. Ailesi bir trafik kazasında hayatlarını kaybettiklerinden, babaannesi ile beraber kalıyordu.

Onu her sabah okula ben götürür ben getirirdim. Dedim ya konuşmayı sevmezdi, ama konuştuğunda tane tane konuşurdu. Söylemek istediğini, net olarak söylerdi. Ne fazladan bir kelime eklerdi, ne de sözü eksik bırakırdı.

Nedendir bilmem, okulda arkadaşlarından büyük saygı görüyordu. Birbirlerinin sözlerini kesmeye meraklı olan minikler, onun ağzından çıkacak iki kelimeyi dinlemek için sus pus olurlardı. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 3 Yorum »
3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 16 Mayıs 2009, Cumartesi // opereysin

Mezuniyet âdetleri nereden geliyor?

Mezuniyetlerin kendilerine has garip âdetleri vardır. İngiltere’de olduğu gibi mezuniyette Latince konuşmalar yapılması gerekmese de, dünyanın bir yerlerinden kopup gelen âdetler, bizim mezuniyetlerimizi de etkilemiştir. Mezuniyete katılan öğrenciler kep takarlar, kep atarlar mesela. Bu âdet nereden çıkmış, biliyor musunuz?

“Kep fırlatma” mevzusu kimin aklına geldi? Yazının tamamını oku »

Araştırma altında yayınlanmış | Henüz yorum yapılmamış »
3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 25 Ocak 2009, Pazar // fkilic

Karneİki gün önce yine bir eğitim ve öğretim yılının yarısı bitti. Küçücük yavruların yüzlerindeki ifadeler görülmeye değerdi. O minicik yüreklerine sığdırmaya çalıştıkları kocaman endişeleri yüzlerinden okunuyordu.

Bir an şöyle düşündüm: Acaba karne diye bir şey olmasa ne olurdu? Bilgiyi karne korkusuyla değil, sevgiyle öğretemez miyiz?

Belki günün birinde olur; ama şimdilik pek mümkün görünmüyor. Peki şimdi ne yapabiliriz onlar için? Yazının tamamını oku »

2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 07 Ocak 2009, Çarşamba // victory
Evde öğrenimin yetersiz olacağı, genel bir kabuldür. Ancak bu konuda yapılan araştırmaların sonuçlarını bugüne kadar çoğumuz görmedik. Bu yazımızda evde öğrenim gören meşhurları listeliyor ve bu konudaki araştırmaların sonuçlarına yer veriyoruz.

Her ülkenin eğitim sistemi birbirinden farklı. Üniversite sınavlarından, öğrenim şekillerine kadar pek çok alanda bu farklarla karşılaşıyoruz. Bu farkın yalnızca ülkelerin gelişmişlikleriyle alakalı olduğunu zannetmeyin. Avrupa ülkelerinin kendi aralarında bile ciddi farklar var eğitim alanında.

Bu farklardan biri de evde öğrenim konusunda karşımıza çıkıyor. Mesela Almanya’da evde öğrenim görmek yasalara aykırıyken; ABD, Fransa, İngiltere, Avustralya, Kanada gibi ülkelerde yasal olarak kabul ediliyor. Hatta evde öğrenim gören öğrencilerin ulusal imtihanlara girmelerine izin veriliyor, yüksek öğrenime kadar evinde okuyan bir ABD vatandaşı, pekala üniversiteye girebiliyor. Yazının tamamını oku »

Araştırma altında yayınlanmış | 1 Yorum »
2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 02 Aralık 2008, Salı // victory

Bilgisayar oyunlarından öğrendiklerimiz 2

“Bilgisayar oyunlarından öğrendiklerimiz” yazımız, okurlarımız tarafından çok beğenildi. Bu beğeninin verdiği heyecanla bilgisayar oyunlarından öğrendiğimiz diğer kuralları listeledik. Bu yazımızda 45 kural yer alıyor. Bazı kurallar için resimler de ekledik.

31. Biraz beklediğinizde, öldürdüğünüz karakterler ortadan kaybolurlar.

32. Çarpışma mıntıkalarındaki patlayıcılar, özel koruma kutularının içinde değil, her yerde görebileceğiniz varillerin içinde tutulurlar. Yüksek eğitimli düşmanlarımız, bizimle savaşırken her nedense bu kutuların yanından ayrılmayı akıl edemezler.

33. 2. Dünya Savaşı’nda kullanılan askeri terimlerin arasında; “lol”, “n00b”, “loser” gibi ifadeler vardır. Modern anti terörist SWAT timleri de aynı jargonu kullanırlar. Yazının tamamını oku »

3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 29 Kasım 2008, Cumartesi // victory

Bilgisayar oyunlarından öğrendiklerimiz

Muhtemelen hemen hepimiz, bilgisayar oyunlarına aşinayız. Sıkı bilgisayar oyuncularının daha iyi bildiği ayrıntılar mutlaka vardır, ancak standart bir bilgisayar oyuncusu için oyunların mantığı basittir: “Savaş, öldür, kazan, oyunu kapat!” Bu yazımızda, şuuraltımızın bir yerinde sinsice yer eden bilgisayar oyunlarına has 30 kuralı yayınlayacağız. Kurallarda yer alan rahatsız edici ifadeler, neye alıştığımızı daha iyi göstermeleri açısından yayınlanmıştır.

1. İnsanları öldürmek normal (!) dir.

2. 14 yaşındaysanız, gözlerinize kadar inen saçınız varsa ve küçük bir kasabada yaşıyorsanız, çabuk büyüseniz iyi edersiniz. Çünkü dünyayı kurtarmanız gerekir!

3. “Can kaybetmek” diye bir kavram vardır. Yeri geldiğinde “insanın canı” %70-50 ve hatta 10 bile olabilir. Buradaki yüzde, sağlam olan organlara göre belirlenmez. Garip bir şeydir. Yazının tamamını oku »

12