
Tipografi bir bilim değildir, bir sanattır. Bu sanatı “bilimleştirmek” isteyenler, yeterli materyali bir araya toplayarak tipografiyi aydınlatabileceğimizi savundular. Ancak tipografi ve yazı tipi seçimi, kurallarla sınırlandırılmış standart bir bilim dalı gibi görülemez.
Yazı tipi seçiminde asıl noktayı vurgulamadan önce, kısaca sorumluluklarımızdan bahsedelim. Esasen sorumluluğumuz 2 yönlüdür: 1. sorumluluğumuz, okuyucumuzu okuma zevkinden etmemek, aksine bunu desteklemek; ikinci sorumluluğumuz ise kullanaceğımız yazı tipine veya tiplerine karşıdır. Yazının tamamını oku »
Evde öğrenimin yetersiz olacağı, genel bir kabuldür. Ancak bu konuda yapılan araştırmaların sonuçlarını bugüne kadar çoğumuz görmedik. Bu yazımızda evde öğrenim gören meşhurları listeliyor ve bu konudaki araştırmaların sonuçlarına yer veriyoruz.
Her ülkenin eğitim sistemi birbirinden farklı. Üniversite sınavlarından, öğrenim şekillerine kadar pek çok alanda bu farklarla karşılaşıyoruz. Bu farkın yalnızca ülkelerin gelişmişlikleriyle alakalı olduğunu zannetmeyin. Avrupa ülkelerinin kendi aralarında bile ciddi farklar var eğitim alanında.
Bu farklardan biri de evde öğrenim konusunda karşımıza çıkıyor. Mesela Almanya’da evde öğrenim görmek yasalara aykırıyken; ABD, Fransa, İngiltere, Avustralya, Kanada gibi ülkelerde yasal olarak kabul ediliyor. Hatta evde öğrenim gören öğrencilerin ulusal imtihanlara girmelerine izin veriliyor, yüksek öğrenime kadar evinde okuyan bir ABD vatandaşı, pekala üniversiteye girebiliyor. Yazının tamamını oku »

Hangimiz bilim-kurgu romanları okumadık, garip isimli gezegenlerde geçen macera filmleri seyretmedik ki? Bilim-kurgu alanı, romanlarla ve filmlerle sınırlı kalmadı: Haberler de, bu akımın güçlenmesi için ellerinden geleni yaptılar. Uzaylıların frizbi benzeri araçlarla dünyamızı ziyarete geldiklerini (!) de haberlerde gördük, ABD’lilerin asla aya ayak basmadıklarını iddia eden komplo teorilerini de.
Hasılı bilim-kurgu; asla ulaşılamayacağını düşündüğümüz gelişmelerle, ulaşılıp ulaşılamadığı speküle edilen ilklerin karmaşası oldu çoğumuz için.
Uçan arabalar, bir saniyede gezegenden gezegene ulaşan uzay gemileri hala hayallerimizden öteye geçemedi.
Ancak on yıllardır uzak bir hayal olarak gördüğümüz bazı konularda, Yazının tamamını oku »
Toprağı bol olsun Belçika Kralı I. Baudouin’in cenazesi 7 Ağustos 1993’te gömülmeden önce sekiz gün bekletilmişti. Saray, haşmetlinin ölümünden sonra cenaze töreninin hazırlıklarıyla uğraşmış, törene katılacak misafirler, cenazenin gideceği güzergah, yapılacak dini merasim, provalar vs için 8 gün gerekmişti.
MÖ 1300’lü yıllarda dünya değiştiren Firavun Tutankamon’un ölüsünü kaldırabilmek için 70 günlük süre anca yetmişti. Zira Belçikalı’dan farklı olarak cenaze mumyalanmış, kendisine öbür tarafta yarayacağına inandıkları eşyaları, beraberinde gömülmek üzere hazırlanmıştı.
Alman Krupp hanedanlığının son varislerinden Arndt von Bohlen und Halbach, firavunların gömülme şeklinden etkilenmiş olsa gerek, ölümünden 9 ay önce bir vasiyet kaleme alır. İngilizlerin Empire nişanı alan biri olarak, lacivert üniformasını giymek, kaşlarıyla kirpiklerine de boya sürülmesini istiyordu. Şöyle diyordu; “Yüzüme hafif bir makyaj yapılmalı ki ölü solukluğu olmasın.” Yazının tamamını oku »
Eveeeet efendim uzun bir süredir yazamıyordum. Sınav stresi, konu bulamama filan derken (hehe) nihayetinde artık bişeyler karalama zamanı buldum. Yazının tamamını oku »
Hayırlı günler sevgili okurlarım;
Biliyorum aylardır büyük bir heyecanla ilk yazımı yazacağım günü bekliyordunuz.
İşte sonunda beklenen an geldi ve ilk yazımla karşınızdayım. Yazının tamamını oku »