Nasıl Çalışıyorum:
Osman Sağırlı

Nasıl Çalışıyorum:<br> Osman Sağırlı
Gerçeğe dönüştürdüğü her özel haberle bir yandan ses getirmiş, bir yandan da Türkiyeye katkı sağlamış bir haberci. BBC’ye göre “Haberin Kalbine Dokunan Fotoğrafçı” *. Nerede bir olay varsa, Osman Sağırlı orada. 25 yıldır.

1. Şu anda nerede, hangi pozisyonda çalışıyorsunuz?

Türkiye Gazetesi Özel Haber Servisi’nde Haber Müdürü olarak görev yapmaya çalışıyorum.

2. Hangi uygulamaları ve programları kullanıyorsunuz?

GPS, meteoroloji, dil programları, fotoğraf programları olmazsa olmazlarım arasında. Sosyal medya uygulamalarını da son dönemlerde yoğun olarak kullanıyorum. Ancak gittiğim bazı coğrafyalarda sosyal medya uygulamalarına erişim engeli ile karşılaşıyorum.

3. Düzenli misiniz, dağınık mısınız? İş yerinizde ve evinizde çalışma ortamınızı nasıl organize ediyorsunuz?

Hastalık derecesinde düzenli olduğumu düşünüyorum. İşyerindeki masamın üzeri bir daha işyerine gelmemek üzere ayrılmış bir çalışan görüntüsünde.

4. Cep telefonunuzun ve kişisel bilgisayarınızın temel özellikleri neler?

Eskiden laptop, netbook kullanırdım. Şimdi uzun süreli seyahatlerde yükümün hafif, bataryalarımın uzun ömürlü olmasına dikkat ediyorum. Bu sebeple iPhone ve iPad kullanıyorum. Battery pack ve gittiğim yere göre araç convertorleri de götürdüğüm oluyor.

5. Cep telefonunuzda veya bilgisayarınızda oyun oynar mısınız? Evetse, hangileri?

Belki tuhaf gelecek ama ne bilgisayarımda ne de telefonumda oyun yok.

6. Telefonunuz ve bilgisayarınız hariç, olmazsa olmaz diyebileceğiniz bir teknolojik alet var mı?

Tabii ki fotoğraf makinesi.

7. Gerçekten iyi olduğunuzu düşündüğünüz bir spor veya gündelik bir aktivite var mı?

Yaptığım tek spor bol bol yürümek…. Saatlerce yürüyebilirim.

8. Kendinizi içe dönük olarak mı tanımlarsınız, yoksa dışa dönük mü?

Kesinlikle içe dönüğüm. Yalnız kalmayı severim. Yaptığım seyahatlerin de bunda etkisi çok. Fakat arkadaşlarımı telefonla da olsa ayda bir mutlaka ararım.

9. Genelde kaçta uyursunuz? Günde kaç saat uyursunuz?

Bulunduğum ülkeye göre uyuma saatlerim değişiyor. Ancak günlük 5-6 saat uyku yeterli.

10. Çay mı, kahve mi? Uyanık kalmak için mi, keyif için mi?

Çay olmadan asla. Öyle ki seyahat çantamda mutlaka bir paket çay, şeker ve su ısıtıcı olur. Elektrik olmayan yerlerde tencerede su kaynatıp çay içtiğim çok oldu. Çay içmeden kendimi iyi hissetmiyorum. Bazı ülkelerden kilolarca çay alıp döndüğüm oluyor. Hastalık derecesinde çay tiryakiliğim var.

Kahveye de uzak değilim. İyisini bulursam içerim.

11. Çalışma hayatınız boyunca acı – tatlı bir çok durumla karşılaştığınızı tahmin ediyoruz. Aklınızda kalan en üzücü ve en sevindirici durumlar nelerdi?

Birçok savaş ve felaket bölgesinde bulundum. O kadar çok ki hangisini anlatsam bilemiyorum.

Suriye’de fotoğrafını çektiğim Hudae’nin objektifi silah sanıp ellerini kaldırması unutamadığım anlardan biri. Bu fotoğraf sosyal medya üzerinden dünyaya yayıldı mesela.

Bir diğeri de Filipinler’de tayfun sonrası Ormoc bölgesindeydim. Orada 10-11 yaşlarında bir çocuk yardım sırasında yere düştü. Çocukla konuştuğumda 4 gündür aç olduğu söyledi. Biraz yiyecek verdim. Ekmeği ağzına götürdüğü anı unutamıyorum. 

Şu kadarını söyleyeyim gördüğüm ceset sayısı bir şehir mezarlığındaki ölüler kadar olmuştur.

Myanmar’da Arakanlı Müslümanların durumu malum. Budistlerin Müslümanlara yönelik soykırımları bugün de sürüyor. Bangladeş’ten bir tekne kiralayıp gece yarısı 8 km genişliğindeki Naf nehrinden karşıya geçtim. İç bölgelerden Myanmar kıyılarına kadar kaçmış, artık ölümü bekleyen bir grupla karşılaştım. Geri dönerken onları da alıp Bangladeş tarafına geçirdim. Onların katliamdan kurtulma sevinci unutamadığım olaylardan biri.

12. Mesleğinizden ve çalışma şartlarınızdan memnun musunuz?

Gazetecilik her ne kadar meslektaşlarım tarafından “artık bitti” diye görülse de, bana göre özel haber peşinde koşturanlar için çok güzel ortamlar sunuyor. Dünyayı görme, değişik insanlarla karşılaşma imkanı buluyorsunuz. Birilerinin on binlerce dolar harcayıp görmek istediği yerleri siz mesleğiniz icabı bir vesileyle gezip görebiliyorsunuz. Kâh safari bölgelerinde, kâh gökdelenler arasında buluyorsunuz kendinizi. Severek yaptığınız sürece zorluklar ikinci planda kalıyor.

Üzüldüğüm tek şey yeni nesil gazeteci arkadaşların olay mahalline gitmek yerine olay mahallinden bilgi almayı tercih etmeleri. Bu da sağlıklı bilgi yerine yönlendirilmiş bilgi demek… Ben kendi adıma çalışma şartlarımı kendim belirliyorum diyebilirim. Bir yerde savaş, deprem, açlık varsa orada olmam gerektiğini biliyorum. Burada da oturup çalışma standartları diye bir kavram konuşulamaz. Avrupalı, Amerikalı gazeteci hangi şartlarda çalışıyorsa, ben de aynı şartlara çalışıyorum.

13. Kendiniz hakkında, okuyucularımıza enteresan gelebilecek başka neler söyleyebilirsiniz?

Gittiğim her yere, Türkiye’nin herhangi bir şehrine gidiyormuş gibi hazırlık yaparak giderim. Şu ana kadar 132 ülkede bulundum. Bazı ülkelere sayısız defa gittim. Yıllık ortalama 20-30 ülke dolaşıyorum. Uzak Doğu’daki çekik gözlüleri ilk zamanlar birbirinden ayıramazdım. Şimdi Çinli, Japon, Koreli, Tayland, Nepalli hepsini birbirinden ayırabilirim. Hatta Afrika’daki siyahları bile.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ediyoruz.

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. Eda Bahadır dedi ki:

    Bir solukta okuduk. İnsanın sevdiği işi yapması kadar güzel birşey olabilir mi.. 🙂 Sadece maddiyat uğruna ruhlarını çeşitli işlerde köreltenlere inat, işini severek, zevk alarak gerçekleştiren insanların önünde saygıyla eğiliyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir