Sosyal Medyanın Zararları

Sosyal Medyanın Zararları

Son günlerin en çok konuşulan zulüm bölgesi şüphesiz ki Arakan‘dır. 2012 yılında iletişimin çığ gibi büyüdüğü bir asırda hâlâ katliamların, hâlâ zulümlerin devam ettiğini görmek; yüzyıllardır çok da birşeyin değişmediğini, zalimlerin henüz medenileşemediğini ve bunun teknolojiyle ya da milenyumla alakasının olmadığını anlamamızı sağlıyor. Zulüm hep olacak. Bir yerde küçüğü büyüğe ezdirmeyen bir nizam bulunmadığı sürece… Zalimler değişir. Hattâ belki gelen gideni aratır. Ama ekmeği çıkar olmuş bir dünyaya adalet ve huzur asla hakim olamaz.

Aslında konumuz bu değil. Bu sadece acı bir gerçek. İşi trajikomik yapan husus ise insanların duyarsızlık ile suistimal etme arasında gidip gelmeleri. Bazılarının vurdum-duymazlıklarından şikayet ederiz. Bazıları ise konuyu sulandırıp suistimal ederek gereken hassasiyetin gösterilmesine engel olur. Bunun en bariz örneğini Arakan olayında gördük. İnternette, sosyal medyada dolaşan asılsız katliam fotoğraflarının bir kısmının sel felaketine, bir kısmının da aktivist bir grubun toplu protestosuna ait olduğu ortaya çıktı. Hâl böyle olunca bu sefer bunların asılsız olduğu ile ilgili haberler, yayınlar yapıldı. Sonunda duyarlı kesimin kafası allak bullak oldu. Neyse ki; bölgeye bizim gazeteciler gitti de gerçek bilgiye ulaştık.

Burma’ya gidip oradaki Müslümanlarla görüşen ve durumlarını görüntüleyen Osman Sağırlı‘nın da dediği gibi: “Burasıyla ilgili ajitasyon yapmaya gerek yok. Herhangi bir şekilde asparagas haber yapmaya da gerek yok. Makinanızı kaldırın, gidin o coğrafyada herhangi bir yere. Kendi ekseniniz etrafında 360 derece dönün. Elinizi deklanşörden çekmeyin. Emin olun Pulitzer ödülüne layık olursunuz.”

Sosyal Medyanın Zararları

Sosyal Medyanın Zararları

Bu gibi durumlarda iletişim bilincinden yoksun toplumlar, sadece “kontrol edilen” (!) medyayı değil sosyal medyayı da yanlış ve zararlı kullanarak, kendini bu şekilde bir dezenformasyon çöplüğünde buluverir ve neye inanacağını da bilemez.

Çözüm, işi bilene sormak ve hikayeyi bilenden dinlemektir.


Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir