Edebi Hezeyanlar’ Kategorisi Arşivi

Yazarlara gelenlerin geldiğini gösteren, insanın tahammül sınırlarını zorlayan, sıcak havalarda soğuk duş tesiri yapan edebi yazılar bu kategoride toplanıyor.

Kategori alt işareti
İlk...333435...Son
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5 (0 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 05 Mart 2006, Pazar // opereysin

Bir arkadaş belini tuta tuta anlatıyor:

Bizim mahalleye çok da uzak olmayan bir dükkanı kahve yaptılar. 2-3 hafta yapımı sürdü. Nihayet bitince sandalyesiydi masasıydı taşıdılar kahveye. Kapısına da dana kadar yazı astılar: Yazının tamamını oku »

1 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 51 vote, average: 4,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 28 Şubat 2006, Salı // opereysin

Sıcak, güzel bir Temmuz sabahıydı. Dinlendirici bir sessizlik vardı.
Cemil çok mutlu bir aile babasıydı. Gerçi çocukları yoktu ama sorumluluklarını bilen bir kocaydı. Yazının tamamını oku »

0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5 (0 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 16 Şubat 2006, Perşembe // victory

O akşam erken yatmıştı Anna Karanina. Saat henüz sekizi bile vurmamıştı, fakat işte O, malikanenin ikinci katındaki odasında, rahat ve geniş yatağında yatıyordu. Uykusu gelmemişti ama günün yorguluğu üzerindeydi. Yatağında, şöminenin çatırtısını dinliyor, zevkle Petersburg sokaklarını seyrediyordu.

Babasıyla tartışmışlardı sabah. “Beni hiç anlamıyor!” diye için için hayıflandı Anna Karanina. Annesi Antonina, normal bir Rus kadını olarak yetiştirilmişti: Kocasının yaptıklarını hemen benimser, yanlış olduklarını bilse bile!

“İşte yine aynısı oldu!” Yazının tamamını oku »

0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5 (0 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 14 Şubat 2006, Salı // victory

İş yerinde müthiş bir çaycımız var: Cemil. Şen şakrak konuşması, her seferinde ekibi güldüren şivesi, soğuk havalarda giydiği çift kat çorapları, içliği, veresiye çayları not aldığı çetere defteriyle en mutsuz olduğumuz anlarda bile keyfimizi yerine getiriyor. Gerçi personelin bazısı, keyfimizin yerine gelmesini Cemil’e değil, krize girdiğimizde getirdiği çaylara bağlıyor ama olsun.

Cemil’in bazı karakterize özelliklere sahip olduğunu biliyordum. Ne gibi? Aklına estiğinde suyu kaynamamış çaylar getirmesi, çay krizi baş gösterdiğinde “Altını yeni yaktım.” diyerek cinnet geçirtmesi, tahvil, bono fiyatlarından her daim haberdar olması, yastık altı milli servet tabirinin ortaya çıkmasını sağlayan kötü gün altınları olması gibi. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 1 Yorum »
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5 (0 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 10 Şubat 2006, Cuma // victory

Aşağıda okuyacağınız olay mizah değil ayniyla vakidir.

Fransız yazarlardan Tallemant des Reaux, İspanya’nın bir köyünde geçmiş tuhaf bir adalet hikayesini anlatır: Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 3 Yorum »
1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 03 Şubat 2006, Cuma // checka

Misafir yazar Checka‘nın kar yağışı üstüne döktürdükleri:

- Anne!..Anne baksana kar yağıyo… N’apıcaz?..
- Yavrum n’olacak? Yağıyorsa yağıyor ne güzel…
- Anne olur mu? “Karakış bastırıyor, zor hava koşulları geliyor.” diyolar ya hep haberlerde… Afet geliyor galiba, sen ne diyosun?

(…)
Evet biz korkmasak da yeni doğan çocuklar veya onların çocukları kardan korkacak sanırım. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 2 Yorum »
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5 (0 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 01 Şubat 2006, Çarşamba // opereysin

Bir arkadaş anlatıyor: Halı bakmaya gitmiştim. Dükkandan içeri girdim. Soğuk havada üşümemek için sardığım atkımı yüzümün görünmesi için indirdim (badem gözlerim hariç hiçbir yerim görünmeyecek şekilde sarmıştım. bunun da hoş olmayacağını düşünmüştüm). İçerisi boy boy (ben sadece bir boyunu görmüştüm ama arkada daha fazlası varmış), renk renk, desen desen halılarla kaplıydı. Ben dikkatli bir şekilde halıları incelerken bir halı gözüme çarptı. Rengi çok güzel, deseni sade ama hoş… Yazının tamamını oku »

0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5 (0 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 23 Ocak 2006, Pazartesi // victory

Efendim, Türk insanı orijinal ürün kullanmıyormuş. İlla ki korsan kullanacakmış. Zaten farkındaysanız, Türk insanı bu tip haksızlıklara da çok meyyalmiş. Doğrudur beyler! Barbar (!) bir milletiz ya, ondan olacak. Fakat iğneyi millete batırmadan önce, çuvaldızın ucunu azıcık yoklasaydınız ne iyi olurdu.

Neyse biz konumuza girelim. Son yıllarda gittikçe artan bir problemimiz var: İnsanlara orijinal ürün satamıyoruz. Konu aşikar. O kadar aşikar ki, Fifa’sından Age of Empires 3′üne kadar bütün oyunlar, hatta yabancı ülkelerden gelen pek çok ürün Türkiye’ye çok az destek veriyor. Sebep: Korsan cdlerin piyasayı istilası. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar, Kafama Göre altında yayınlanmış | 3 Yorum »
İlk...333435...Son