Tatil Sonrası Sendromu

Tatil Sonrası Sendromu

Hepimiz uzun tatillerin “hastası”yız. Güneş, kum, memleket derken; her güzel şey gibi tatilin de sonu geliveriyor. Gerçek dünyaya geri döndüğünüzde ise, tatilde biriken işlerle baş başa kalıyorsunuz. Bu ani değişim, insanı ister istemez sıkıntıya sokuyor.

Biriken işler bir tarafa, tatil dönüşünde mutlaka şu problemler yaşanıyor:

1. Evinizde olduğunuz için berbat hissetmek

Hilton’un lobisine, Radisson’ın suitine benzemiyor tabi eviniz. Her öğün yemek hazırlamak, temizlemek, toplamak gereken bir yerde olmak çok da keyifli gelmiyor. “Alo! Oda servisi mi?”. Hayır, eşiniz. Her aklınıza geldiğinde bir şeyler istemenizden de hiç hoşlanmıyor!

2. Fakirlediğinizi fark etmek

Tatil bittiğine göre, bütçenizi kontrol etmenin vakti geldi. İş yerindeki ilk gününüz, zar zor biriktirdiğiniz bütün paranın tatilde buharlaştığını fark ettiğinizde ortaya çıkan mide ağrısını bastırmak için soda içmekle geçecek. Yapacak çok bir şey yok aslında. Bütün paranızı, 10 TL etmeyecek kahvaltılara servet harcayarak çoktan tükettiniz.

3. Zamanın yavaşladığını hissetmek

Tatilden döndüğünüzde, tatil yerinde yol kenarındaki iyi giyimli bir beyefendiden satın aldığınız “Rolex” kol saatinizin yavaş çalıştığını hissedeceksiniz. Yanılıyorsunuz: Problem kol saatinizde değil ve bir saniye, hala bir saniyede geçiyor. Bir dakika, kol saatinin arkasında “Rolox” mu yazıyor yoksa?! Geçmiş olsun!

4. Hayallere dalmak

İş yerinizdeki masanızda otururken, aniden içeriye patronunuz giriyor. Elinde sarı bir dosyayla, avazı çıktığı kadar bağırmaya başlıyor. Ne dediğini anlayamıyorsunuz bile. Tek yapabildiğiniz, gülümseyerek odadan çıkmak ve binayı terk etmek oluyor. Neyiniz var neyiniz yoksa hepsini satmak ve ilk uçağa atlayarak Akdeniz’e gitmek istiyorsunuz. Yüzünüze vuracak güneşi düşünerek mutlulukla doluyorsunuz.

Sonra uyanıyorsunuz.

Konuşan, patronunuz değil, yüzünüzdeki boş bakışı fark eden mesai arkadaşınız. “Bir sıkıntın mı var?” diye soruyor, çünkü son günlerde bu bakışı yüzünüzde çok sık görüyor. Yemekhane hayallerinizden biri daha bitti desenize. Gerçi “Rolox” saatinize bakılacak olursa, öğle arası bitmeden önce bir kere daha hayal kurmaya vaktiniz var.

5. Bu çarkın dişlilerinden biri olduğunuzu anlamak

Seyahatin verdiği öfori ile yemek, içmek, gezmek ve hamakta gönül eğlendirmek dışında bir işiniz olmadığı yanılsamasına kendinizi kaptırmış olabilirsiniz. Ama işin aslı hiç de öyle değil. Tatil dönüşü, her şey bütün çıplaklığı ile bir kere daha önünüze seriliveriyor. CEO’sunun simasını bile bilmediğiniz bir şirkete her gün gelip gitmek ve ter dökmek zorunda olan beyaz yakalıların acısına yeniden ortak oluyorsunuz. En önemli amacınız, hisse sahiplerini zengin etmek ve müşterileri mutlu etmek mi yoksa? Ama en azından, şirkette çaylar bedava…

Kaynak: Lifehack

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir