Puşkin, elbette buzlu Moskova sokaklarını da, sıcak Petersburg salonlarını da güzel anlatır. Ama onun güzel anlattığı bir başka şey; İslâm’ın ahkâmı ve Müslümanların ahlakıdır.
Aleksandır Sergeyeviç, bizim bildiğimiz adıyla Puşkin, 1799′da Moskova’da doğar. Babası, soyu Kartaca Kralo Anibal’a uzanan bir asil, annesi Çar’ın sadık uşağının torunudur. Hasılı Sergeyeviçler kenarından köşesinden de olsa saraylı sayılırlar. Ailecek okur, yazar, deri cildli eserlere avuç dolusu ruble yatırırlar.
Puşkin, kütüphanesi olan ve Fransızca konuşulan bir evde (Zaharova Çiftliği) yetişir ve ufacıkken yazmaya başlar. En iyi akademilerde okur ve Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başlar. Ancak Puşkin, soylular ve aristokratlarla dolanmasına rağmen “cici çocuk” olamaz, durup durup kovana çomak sokar. Gizli servis, isyankar şiirleri sebebiyle onu takibe alır ve işine son verip sürgüne yollar. İşte tam burada dedesinin hatırı devreye girer ve Çar, Puşkin’i Petersburg’a getirip bizzat sahip çıkar. Yazının tamamını oku »

“İklim Değişikliği” konulu
Blog Hareket Günü 2009‘a, bu araştırma yazımızla katılıyoruz. İyi bilmediğimiz bir konuda kulaktan dolma bilgilerle bir yazı hazırlamak istemediğimiz için, özel izniyle, Mustafa Dokumacı’ya ait bir tez çalışmasından ilgili bölümleri sadeleştirerek buraya alıyoruz.
Doğal çevrenin kirlenmesi, ilk üçü kirlenen ortama, diğer dördü kirleticiye göre olmak üzere yedi bölümde inceleniyor:
- Hava kirliliği
- Toprak kirliliği
- Su kirliliği
- Gürültü kirliliği: Sürekli ve yüksek sesler çıkartarak insan ve doğa sağlığını tehlikeye sokmak bu kapsama girer.
- Işık kirliliği: Aydınlatılması gereken alandan daha fazlasını aydınlatmak olarak tanımlanabilir. (Şehirlerde gece yıldız görülememesine sebep olan aydınlık vb.)
- Radyasyon kirliliği: Her tür nükleer faaliyetin tabiata yaydığı radyasyon bu kirliliğe sebep olur.
- Elektromanyetik kirlilik: Yüksek gerilim hatları, radyo televizyon yayınları, telsizler, cep telefonları, kablosuz ağlar gibi birçok kaynağı vardır.
Bu yazıda incelediğimiz sera gazları, Yazının tamamını oku »

Rusya, dünyanın yüzölçümü bakımından en geniş ülkesidir. 17.075.200 km2‘lik bir alanı kaplar ki, Türkiye’nin yüzey alanını en az 20′ye katlar.
Ancak yüzölçümünün çok geniş olması her zaman faydalı değildir. Bazen zararı, yararını aşar. Bir devlet, kendisine ait olan toprakların tamamına hakim olabilmelidir bir kere. Her köşesine yollar yapılmalı, her noktasına raylar çekilmelidir mesela.
Rusya da, eski dönemlerden beridir bu dertten muzdariptir. Harita üzerinde her yeri birbirine benzer; ancak binlerce kilometrelik kuzey kıyıları kutup dairesinin içindedir. Dile kolay, yılın 100 günü gökyüzü karanlıktır, gidenler geceyi gündüzü birbirine karıştırırlar.
“Kim ne yapacak oralarda?” demeyin, Rusya’nın doğusuyla batısı arasında Yazının tamamını oku »

Motosikletin polis birimlerince kullanılması 20. yüzyılın başlarına dayanıyor. Aslında bu tarih, motosikletin bulunuşuna çok yakın. Araba yeni yeni günlük hayatın bir parçası olmaya başlarken böyle bir aracın ortaya çıkması, çoğu insan tarafından garip karşılanmıştı. O zamanlar bir bisikletten çok da farklı olmayan bu garip alet, hiç de yaygın değildi. Mesela ABD’nin yalnızca bir kaç eyaletinde bulunuyor, onlarda da 1-2 taneyi geçmiyordu.
Birinci Dünya Savaşı (1914 – 1918) yıllarında bazı milletler (mesela İtalyanlar) tarafından savaş aracı olarak da kullanılmıştır. 2 kişilik olarak tasarlanan bu tip motosikletlerde bir sürücü bir de ateş edici vardı. Silahı kullanan kişi aracın yan tarafındaki bölmede oturuyordu. Kolayca devrilebilen yapıları da olsa diğer hantal savaş araçlarının yanında karınca gibi dolaşıyorlardı. Hızlı ve küçük olmaları, keşif yapmaya elverişli olmalarını da sağlıyordu.
Dünya genelinde polis motosikletleri çoğunlukla BMW, Honda Yazının tamamını oku »

Pazarlama araştırma şirketi comScore, 4 gün önce Türkiye ile ilgili bir rapor yayınladı. Raporda Türkiye’nin, internet kullanıcısı sayısı bakımından Avrupa’nın 7.’si olduğu yer alıyordu. Raporun asıl ilgi çekici kısmı, ülkelere göre internette geçirilen zaman sıralaması: Türkiye, Avrupa’nın en çok internette zaman geçiren ülkesi durumunda.
Bu haber, Türkiye’den pek çok sitede de yer aldı ve sıklıkla şu yorum yapıldı: Yazının tamamını oku »
O akşam erken yatmıştı Anna Karanina. Saat henüz sekizi bile vurmamıştı, fakat işte O, malikanenin ikinci katındaki odasında, rahat ve geniş yatağında yatıyordu. Uykusu gelmemişti ama günün yorguluğu üzerindeydi. Yatağında, şöminenin çatırtısını dinliyor, zevkle Petersburg sokaklarını seyrediyordu.
Babasıyla tartışmışlardı sabah. “Beni hiç anlamıyor!” diye için için hayıflandı Anna Karanina. Annesi Antonina, normal bir Rus kadını olarak yetiştirilmişti: Kocasının yaptıklarını hemen benimser, yanlış olduklarını bilse bile!
“İşte yine aynısı oldu!” Yazının tamamını oku »