Bundan 30-40 sene evvel filinta gibi bir delikanlı olarak ilk tayin yerim olan Erikli Köyü Sağlık Ocağı’nı kurmak için gitmiştim. “Hazır uğramışken..” deyip, Kaymakam Bey elime bir kağıt tutuşturmuştu. Çiçek aşısına dair bir emir vardı. Çantamı, ilaçlarımı, iğnelerimi gözden geçirdikten sonra atıma binerek Erikli Köyü’nün yolunu tuttum. İkibuçuk saat at sırtında yol aldıktan sonra köye ulaştım. Köyde beni muhtar karşıladı:
- Hoş geldin beg…
- Hoş bulduk, dedim.
- Hayırdır?
- Aşı yapacağım da..
- Ne aşısı?
- Çiçek..
- Çok eyi.. İnsanlara mı?
- Tabii insanlara..
- Zor begim! Yazının tamamını oku »
26 Mayıs 2008, Pazartesi //
victory

George Washington ölmeden önce uşaklarından ne istemişti biliyor musunuz? Onu bilmiyorsanız, intercom sistemli tabutları, “Toprağı bol olsun” sözünün kökenini de bilmiyorsunuzdur. “Bunların klostrofobiyle ne alakası var?” demeyin. Çünkü kapalı alanlarda kalma korkusu, bir sektörün ortaya çıkmasına yol açmış. Agorafobi ile başlayan Fobiler serimiz, Klostrofobi ile devam ediyor.
Kapalı, sıkışık ortamlarda bulunmaktan korkmaya psikiyatride Klostrofobi adı veriliyor. Klostrofobisi olanlar, tren, asansör, uçak gibi yerlerde panik atağı yaşamaktan veya panik atağı yaşama korkusundan yakınıyorlar. Yine, panik atağı yaşayanlarda sıklıkla klostrofobi ortaya çıktığı da gözlenmiş.
Eğer panik atağı, kapalı bir mekanda ortaya çıkıyorsa, bunun sebebi olarak “dışarı çıkamama korkusu” gösterilir. Yazının tamamını oku »
Aşağıda okuyacağınız olay mizah değil ayniyla vakidir.
Fransız yazarlardan Tallemant des Reaux, İspanya’nın bir köyünde geçmiş tuhaf bir adalet hikayesini anlatır: Yazının tamamını oku »
Türkiye’ye gelen bir turist, köyün birinde, bir bahçede bostan dolabını çeviren eşeğin gözlerinin bağlı olduğunu görünce hayret ederek sahibine sorar:
-Bu eşeğin gözlerini niçin bağladınız? Yazının tamamını oku »