"köy" etiketi Arşivi

Hatırlatma: Yazılarımızı etiketlememiz tamamlanmadığı için, etiketle alakalı yazıların tamamını listeleyemiyoruz. Ayrıntılı arama için, arama kutucuğumuzu kullanmanızı tavsiye ederiz.
2 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 14 Ekim 2008, Salı // opereysin

Köprüler yaptırın gelip geçmeye!Benim büyük dedem Çakırcalı Mehmet Efe…

Şimdi durup dururken bunu niye söyledim?

Ekranda bir adam… Suyun üstünde ilkel bir teleferik… İnsanların kimi ipe asılıp onu çekiyor, kimi üzerine oturmuş, o kıyıdan bu kıyıya geçiyor. Adam nefes nefese ve ağlamaklı: “Türkiye Avrupa Birliği’ne gidiyor, biz bayramlaşmaya böyle gidiyoruz. Yıllardır… Canımız pahasına… Bu kadar tehlikeli şartlarda. Büyüklerimizden buraya köprü yapmalarını istiyoruz.”

Hakkâri’de Zap Deresi…

Çakırcalı Mehmet Efe’ye köylüler gelir yakınırmış: “Efem, filan çayın üzerinde köprü yok. Çoluk çocuk eziyet çekiyoruz, geçen kış dört kişi sulara kapıldı. Hayvanlarımız telef oluyor. Bu işe bir çare bul!” Çakırcalı kimi zaman Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 1 Yorum »
4 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 5 (4 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 12 Temmuz 2008, Cumartesi // opereysin

AşıBundan 30-40 sene evvel filinta gibi bir delikanlı olarak ilk tayin yerim olan Erikli Köyü Sağlık Ocağı’nı kurmak için gitmiştim. “Hazır uğramışken..” deyip, Kaymakam Bey elime bir kağıt tutuşturmuştu. Çiçek aşısına dair bir emir vardı. Çantamı, ilaçlarımı, iğnelerimi gözden geçirdikten sonra atıma binerek Erikli Köyü’nün yolunu tuttum. İkibuçuk saat at sırtında yol aldıktan sonra köye ulaştım. Köyde beni muhtar karşıladı:

- Hoş geldin beg…
- Hoş bulduk, dedim.
- Hayırdır?
- Aşı yapacağım da..
- Ne aşısı?
- Çiçek..
- Çok eyi.. İnsanlara mı?
- Tabii insanlara..
- Zor begim! Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar, Komik altında yayınlanmış | 2 Yorum »
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5 (0 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 26 Mayıs 2008, Pazartesi // victory

Klostrofobi

George Washington ölmeden önce uşaklarından ne istemişti biliyor musunuz? Onu bilmiyorsanız, intercom sistemli tabutları, “Toprağı bol olsun” sözünün kökenini de bilmiyorsunuzdur. “Bunların klostrofobiyle ne alakası var?” demeyin. Çünkü kapalı alanlarda kalma korkusu, bir sektörün ortaya çıkmasına yol açmış. Agorafobi ile başlayan Fobiler serimiz, Klostrofobi ile devam ediyor.

Kapalı, sıkışık ortamlarda bulunmaktan korkmaya psikiyatride Klostrofobi adı veriliyor. Klostrofobisi olanlar, tren, asansör, uçak gibi yerlerde panik atağı yaşamaktan veya panik atağı yaşama korkusundan yakınıyorlar. Yine, panik atağı yaşayanlarda sıklıkla klostrofobi ortaya çıktığı da gözlenmiş.

Eğer panik atağı, kapalı bir mekanda ortaya çıkıyorsa, bunun sebebi olarak “dışarı çıkamama korkusu” gösterilir. Yazının tamamını oku »

Araştırma, Yaz bi yere altında yayınlanmış | 3 Yorum »
1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 10 Nisan 2008, Perşembe // victory

Sıcak… Dışarıda hava gerçekten sıcaktı. Ama içeride bu sıcağa bir de insan kalabalığının yol açtığı havasızlık eklenince, ortam iyice çekilmez oluyordu.

Garip mimarisi, duvarlardaki tozlanmış uyarı levhaları ve asık suratlı çalışanları ile burası gerçekten garip bir yerdi. Levhalarla hangi sıraya kimlerin geçmesi gerektiği belirtilmişti: Faturalar, harç…

Kapıdan sonraki ilk aralıkta uzanan 20 kişinin zor sığacağı koridorda, nereden baksanız 50 kişi vardı. Çoğunluğunu 60′ını devirmişlerin oluşturduğu 3 sıra kuyruğun her yerinden ana fikri “can sıkıntısı” olan konuşmalar duyuluyordu.

70′ini geçmiş, zayıf, iki büklüm bir teyze sıraların yanından ilerledi ve soldaki sıranın en önüne kadar gelerek görevliye bir şeyler söyledi. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 4 Yorum »
1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 28 Ağustos 2007, Salı // victory

Bir süre önce 21. yüzyıl aşırılıkları başlığıyla yayınladığımız yazının tamamlayıcısı olarak görülebilecek bir köşe yazısı kaleme almış Ayşe G. Tunceroğlu. Okuyalım:

Biz birbirimizden haberdar değildik. Ve rahattık. Ne zamanki televizyon keşfedildi, rahatımız kaçtı.

Dünyanın zalimliğinde, adaletsizliğinde eski asırlara göre değişen birşey yok. Hani demiş ya Fuzûli:

Dost bî-pervâ, felek bî-rahm, devran bî-sükûn.
Dert çok, hem-dert yok, düşman kavi, tâli zebun. Yazının tamamını oku »

0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5 (0 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 10 Şubat 2006, Cuma // victory

Aşağıda okuyacağınız olay mizah değil ayniyla vakidir.

Fransız yazarlardan Tallemant des Reaux, İspanya’nın bir köyünde geçmiş tuhaf bir adalet hikayesini anlatır: Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 3 Yorum »
1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 25 Eylül 2005, Pazar // opereysin

Türkiye’ye gelen bir turist, köyün birinde, bir bahçede bostan dolabını çeviren eşeğin gözlerinin bağlı olduğunu görünce hayret ederek sahibine sorar:

-Bu eşeğin gözlerini niçin bağladınız? Yazının tamamını oku »

Komik, Yaz bi yere altında yayınlanmış | 1 Yorum »