
Migren, şiddetli baş ağrısı ve bulantı gibi bir çok çeşitli belirtilerin bir arada görüldüğü bir nörolojik sendrom. Avrupa’da insanların %12 -28 arasındaki bir bölümünü, hayatlarının bir bölümünde etkilediği biliniyor. Sebebi, teşhisi ve tedavisi ile ilgili yapılmış ve şu sıralar devam eden bir çok çalışma var.
Bu yazımızda, çok basit 3 soruya vereceğiniz cevaplara göre, migren şüphesiyle bir doktora görünmeniz gerekip gerekmediğini anlamaya çalışacağız. Yazımızda yer alan sorular, yapılmış bilimsel çalışmalarla geçerliliği ispatlanmış olan 1-2 ID Migraine™ formundan alındı.
Baş ağrılarınız çalışabilmenizi engelliyor mu? Hayattan almanızı kısıtlıyor mu? Bu konuda yardım almayı düşünüyor musunuz?
Yukarıdakilere benzer sorulara cevabınız “EVET”se, şu soruları cevaplandırmanızı tavsiye ederiz: Yazının tamamını oku »

İnternet, çok büyük bir mecra. Henüz ortaya çıkışının üzerinden çok uzun bir zaman geçmiş olmasa da, bu mecranın bilgi yükü, yazılı basını geride bıraktı bile.
İnternetin ilk yıllarında eğlence olsun diye hayatımıza giren “surfing” veya Türkçe’de kullanılan şekliyle “sörf yapmak” alışkanlığı da, bilgi yükünün fazlalığı sebebiyle, artık neredeyse bir mecburiyet haline geldi.
Bir blog yazarını düşünelim: Hemen her gün yazması gereken bir blogu var. Bu blogda yazabilecek konular bulması için, internet gündemini takip etmesi gerekiyor. Yazmaya başladığı ilk günlerde bunu değişik sitelerde gezerek yapabiliyor olsa da, bir noktadan sonra işi sistematik hale getirmesi gerekiyor. Burada da devreye, kullanıma sunulmuş değişik servisler giriyor.
İlk olarak, Google Reader gibi bir RSS okuyucusu olmazsa olmaz nitelikte. Yazı kaynağı olarak kullanabileceği web sitelerini – ki bu sayı bazen 10′larca oluyor – buradan takip ederek, her gün “akan” yüzlerce yazıyı bir arada görme fırsatına sahip oluyor. Yazının tamamını oku »

5 yıla yakın bir zamandır WordPress’i, ve dolayısıyla da WordPress eklentilerini kullanıyoruz. Geçen yıllar içinde, bazı ihtiyaçlar sebebiyle WordPress için eklentiler ürettiğimiz oldu. Ancak bu eklentileri “kamuoyu” ile paylaşmadık. Bu sefer, bir ilki gerçekleştiriyor, hazırladığımız sayfalama (pagination) eklentisini, Op-Sayfalama‘yı sizlerle paylaşıyoruz.
Eklentinin WordPress tarafı çok heyecan verici değil. Benzerleri gibi bir admin sayfası eklemiyor, tek tıkla farklı tasarımlar seçtirmiyor. Bu sebeple biraz zayıf kabul edilebilir. Bunu, yayınladığımız ilk eklentinin ilk versiyonu olmasına verebilirsiniz.
Hatta kendimizi savunmak için, gereksiz CSS kodlarıyla dosyayı şişirmediğimizi, işi bilen Opereysin.com ziyaretçilerine öz bir kod parçası vermek istediğimizi bile iddia edebiliriz. Zorlarsanız, yaparız, evet.
Kimler tarafından hazırlandı? Yazının tamamını oku »

Başlığın ne anlama geldiğini anlamak için biraz düşünmüş olabilirsiniz. “fps” kelimesi, İngilizce “frame per second” ifadesinin kısaltması. Saniye başına çekilen kare sayısı anlamına geliyor. 1000 fps ise, çekim yapan kameranın çoook seri görüntü alabildiğini ve bu görüntüler yavaş çekimde oynatıldığında tadından yenmeyeceğini gösteriyor.
Puhu ise bir baykuş türü. Ancak baykuş deyince, aklınıza minik bir kuş gelmesin. Kanat açıklığı 2 metreye yaklaşan, boyu 70 cm’yi bulan, ağırlığı 4 kilograma ulaşan bir kuş bu. Genellikle küçük memelilerle beslense de, yeri geldiğinde tilkilere veya ceylan yavrularına da göz diktiği biliniyor.
Sözün özü, Photron SA2 markalı bir seri çekim kamerasıyla 1920′ye 1080 piksel çözünürlükte 1000 fps ile çekilen bir puhu videosundan bahsediyor başlık.
… ve evet, puhu kuşu kamerayı yakalıyor (gibi görünüyor). Yazının tamamını oku »

Bir şekilde davetiye almış ve Google Wave’i biraz kurcalama fırsatı bulmuşsanız, en büyük eksikliklerden birinin, Google Wave penceresi kapalıyken yeni gelen mesajlardan haberdar olunamaması olduğunu fark etmişsinizdir.
Google Talk veya Gmail pencereleri üzerinden Wave’deki yeni mesajları görmek mümkün olmadığı için, yeni mesaj olup olmadığını görmenin tek yolu, tarayıcı ile Google Wave sayfasını açmak oluyor. Bir kaç kişi ile oluşturduğunuz bir Wave’e, sadece bir iki gün bile uğramamış olsanız, çok şey kaçırmış olabiliyorsunuz.
Bazen yeni bir mesaj görüp geç kaldığınızı fark ediyorsunuz, bazen de yeni mesaj olmadığı için boşuna Wave’i açmış oluyorsunuz.
Peki bu sıkıntıdan kurtulmanın bir yolu yok mu?
Var. Yazının tamamını oku »
Sherlock Holmes… Hepimizin bildiği gibi, popüler bir dedektif kahramandır. İngiliz yazar Arthur Conan Doyle tarafından 1800lerin sonlarında yayınlanan bir dizi hikaye ve romanla meşhur olur.
Holmes, bu hikayelerde, karakter tahlilindeki başarısı ve muhakeme gücüyle okuyucuları şaşırtmayı başarır. Kâh uyanık tavır takınır, kâh saf ayağına yatar; ama sonuçta hemen her zaman galip çıkar. Garip bir karakterdir, bir yandan uyuşturucu kullanır, bir yandan eskrim yapar.
Deri bir çantası vardır, kokainini ve şırıngasını burada tutar. Yetmez, morfin de kullanır. Sadık yardımcısı Watson (resimde Holmes’un yanında oturuyor) ise, bu “ilaçların” Holmes’un zihnini açtığından falan söz açar. Aslında bu yaklaşım, o dönem İngiltere’sini fazlasıyla yansıtır. Aynı dönemde iki maddenin kullanımı da bu ülkede serbesttir. Doktorlar da kullanımın önünü açarlar.
Yazının tamamını oku »