1 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 5 (1 oy) Yollaniyor ... Yollaniyor ... 16 Nisan 2008 // opereysin

Cesaret(!)

0 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 5 (0 oy) Yollaniyor ... Yollaniyor ... 15 Nisan 2008 // victory

daktilo“Yazar tıkanması” (Writer’s Block), herhangi bir fiziksel problem olmadan, daha önceleri kolaylıkla yazabilen birisinin aniden yazı yazamamaya başlamasıyla ortaya çıkan bir problem. Yakın dönemde Harry Potter serisine 3 yıl ara verdiği için J. K. Rowling‘in de bu probleme yakalandığı iddia edilmişti. Rowling bu iddiaları reddetmiş, kısa bir süre sonra Harry Potter and the Order of the Phoenix’i yayınlamıştı.

“Yazar tıkanması”nın genelde çok okunan, başarılı yazarlarda görüldüğü söyleniyor. Her yazısında, önceki yazılarından bir adım ileri gitmeye çabalayan başarılı yazarların bir noktada “tıkanmaları” ve yazdıkları yazıları beğenmemeye başlamaları insana çok da garip gelmiyor aslında.

Yazının tamamını oku »

1 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 5 (1 oy) Yollaniyor ... Yollaniyor ... 14 Nisan 2008 // opereysin

Katil Arılar

Meksika’nın Chiapas eyaletinde, bir polis memurunun arıların kovanına ateş etmesi yüzünden 70 polis, katil arı (Afrikalılaşmış arı) saldırısına uğradı. 10′u ağır olmak üzere saldırıya uğrayan polislerin hepsi yaralandı. Katil arıların en tehlikeli arı türlerinden oldukları biliniyor.

Basından

Yıl: 1957…
Yer: São Paul, Brezilya…

Brezilya her zamankinden daha sıcaktır. Öyle ki; terin damlası yere düşmeden buharlaşır. Bölge ahalisi bile ortalıkta fazlaca dolanmaz, buldukları gölgeye kıvrılırlar. Tropikal iklim kuşağında olan ülkede o günlerde rüzgar “püf” diye bile esmez. Serinlemek için soluğu denizde alanlar bile, sıcak su ile karşılaşır, haşlanmaktan kıl payı kurtulurlar.

Bütün bu şartlara rağmen, bilim aşkıyla yılmadan çalışan biri vardır: Warwick Estevam Kerr… Kerr Brezilyalı bir biyologtur ve o sıcağın altında çadır misali laboratuarında incelemeler yapar. Güneş bulunduğu yeri ısıttıkça ısıtır ama o oralı olmaz. Mutludur. İçi içine sığmaz. Bu mutluluğun sebebi, sipariş ettiği arıların gelmiş olmasıdır. Yazının tamamını oku »

1 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 5 (1 oy) Yollaniyor ... Yollaniyor ... 11 Nisan 2008 // checka

Otobüsİstanbul halkının büyük bir çoğunluğu şehir içi yolculuklarında belediye ve halk otobüslerini kullanıyor. Minübüslerin ana hatlardan çekilip ara yollara verilmesi bu kullanımı ziyadesiyle arttırdı. Özellikle eskiden minibüslerin çok kullanıldığı yerlerde otobüslere sadece ilk duraktan binilebiliyor, sonrasında otobüsler diğer durakları transit geçiyor ve ulaşımımız hızlanmış oluyor (!).

Binmenin bile başlı başına bir olay olduğu otobüslerde, bir de oturmuşsak; çok şanslı sayılırız. Ama genelde diğer insanlarla eşit yorgunlukları paylaşan gençlerin oturma gibi bir şansları olmuyor. Otururlarsa da bu çok uzun sürmüyor, yer vermek zorunda kalıyorlar çünkü.

Şimdi sizlere otobüste yer vermeme sanatının inceliklerinden bahsedeceğim. Yazının tamamını oku »

Kategori: Komik | 3 Yorum »
1 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 51 oy, ortalama: 5 / 5 (1 oy) Yollaniyor ... Yollaniyor ... 10 Nisan 2008 // victory

Sıcak… Dışarıda hava gerçekten sıcaktı. Ama içeride bu sıcağa bir de insan kalabalığının yol açtığı havasızlık eklenince, ortam iyice çekilmez oluyordu.

Garip mimarisi, duvarlardaki tozlanmış uyarı levhaları ve asık suratlı çalışanları ile burası gerçekten garip bir yerdi. Levhalarla hangi sıraya kimlerin geçmesi gerektiği belirtilmişti: Faturalar, harç…

Kapıdan sonraki ilk aralıkta uzanan 20 kişinin zor sığacağı koridorda, nereden baksanız 50 kişi vardı. Çoğunluğunu 60′ını devirmişlerin oluşturduğu 3 sıra kuyruğun her yerinden ana fikri “can sıkıntısı” olan konuşmalar duyuluyordu.

70′ini geçmiş, zayıf, iki büklüm bir teyze sıraların yanından ilerledi ve soldaki sıranın en önüne kadar gelerek görevliye bir şeyler söyledi. Yazının tamamını oku »

0 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 5 (0 oy) Yollaniyor ... Yollaniyor ... 07 Nisan 2008 // opereysin

Develer1. Hörgüç: Yaygın inanışın aksine, develerin hörgüçlerinde su depolanmaz. Hörgüçler yağ ile doludurlar ve devenin besine ihtiyaç duymadan bir ay yolculuk yapabilmesine imkan tanırlar. Hörgüçler boşaldıkları zaman küçülür ve devenin yanına sarkarlar.

2. Süt: Deve sütü, inek sütünden daha fazla besin öğesi içerir. Deve sütündeki potasyum ve demir miktarlarının daha yüksek olmasının yanında, C vitamini de inek sütündekinin 3 katıdır. Bu sebeple yakın zamanda Avrupa’daki marketlerde, yaygın olarak inek sütü yerine deve sütü satışları başlayacak. Şimdi de Viyanalı şekerleme üreticileri, çocuklar için deve sütlü çikolatalar üretiyorlar. Yazının tamamını oku »

0 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 50 oy, ortalama: 0 / 5 (0 oy) Yollaniyor ... Yollaniyor ... 06 Nisan 2008 // Seyyah-ı Fakir

Bencillik Hastalığı

Yüzyılımızın en büyük problemi nedir deseler, “Bencillik” derdim sanırım. Hava kirliliği, küresel ısınma gibi “büyük” konular dururken, o da nereden çıktı demeyin. Bencilliğimiz, gazetelerde okuduğunuz “geleceğin büyük tehlikeleri” makalelerinden daha büyük bir gerçek olarak karşımızda duruyor çünkü.

Sabahtan akşama; iş günü, tatil günü ayırt etmeden, zihinlerimizi sarmış olan bu bencillik probleminin etkisinde hareket ediyoruz. Yolda bir kaza mı olmuş? “Birileri ilgilenir!” deyip yolumuza devam ediyoruz. Kaza yapan biz olursak işler değişiyor, “toplumun ne hallere geldiğinden” bahsediyoruz.

Psikiyatri hocalarımızda biri, vakti zamanında bir psikiyatrik hastalıktan bahsederken, laf arasında Yazının tamamını oku »

3. Sayfa«12345»...Son »