
Eğer feed’inize abone olan kişi sayısı fazlaysa, bu sayıyı sayfalarınızın görünür bir yerine yazmak, abone sayınızı arttırabilir. Abone sayınızın artışı ise, dolaylı olarak sayfalarınızın ziyaret edilme sayısını arttıracaktır.
Fakat abone sayısını sayfalarımızda göstermek istediğimizde, küçük bir sıkıntıyla karşılaşırız: Abone sayımızı hesaplamak zordur. Evet, Feedburner gibi siteler, abone sayımızı gösteren resimler oluştururlar ama, dürüst olmak gerekirse, tasarımımızın bir yerine bu resimleri eklemek zorunda kalmak canımızı sıkar.
Peki abone sayımızı text halinde alıp kullanabilmemiz, tasarımımıza uygun şekilde gerekirse renklendirebilmemiz, boyutuyla oynayabilmemiz mümkün değil mi?
Mümkün. Yazının tamamını oku »

Projelerinizin bir yerinde, Internet Explorer’da düzgün görünebilecek bir buton oluşturmaya çalıştıysanız, butonlarla çalışmanın ne kadar sıkıntılı olabileceğini fark etmişsinizdir.
IE butonun içindeki yazının çevresinde, diğer tarayıcılarda görüntülenmeyen ekstra boşluklar bırakır. Butonu ekleyeceğiniz çalışma alanı bu ekstra genişliği kaldırabiliyorsa, bu durumu çok da önemsemeyebilirsiniz ama, küçük bir alana buton sığdırmak istediğinizde bu ekstra pikseller canınızı sıkabilir. Yazının tamamını oku »
Bildiğimiz gibi Alexa, internet sitelerini popülerliklerine göre sıralıyor. Bu sıralamayı yaparken, kendi toolbar’ını kullanan ziyaretçilerin istatiktiklerinden yararlanıyor. En çok ziyaret edilen site 1. olmak üzere yapılan sıralamada öne geçmek, sitelerin reklam gelirlerinde önemli rol oynuyor. (Alexa destekli Opereysin Toolbar)
Bu testimizde, aynı kategorilerde yarışan (veya birbiriyle alakalı) sitelerden hangilerinin Alexa sıralamasında üstte yer aldığını soracağız. Bakalım Alexa sıralamalarını yeterince takip ediyor musunuz? Yazının tamamını oku »

Blog platformlarının en sık kullanılanı Wordpress’tir desek, haklı sayılırız herhalde. Sadece 2.5 sürümü bile, bu yazı hazırlanmadan önce 451,846 defa indirilmişti.
Bildiğiniz gibi “more” etiketi, Wordpress’te, bir yazının ana sayfada ve arşiv sayfalarında görüntülenecek kısmıyla, yazının “devamını” ayırmakta kullanılan etikettir. Yazınızın kısa görüntüleneceği yerlerde, bu etiketi eklediğiniz kısma temanızın standart “more” yazısı eklenir. Buraya eklenecek ifadeyi (örneğin Opereysin.com için Yazının tamamını oku ») Wordpress’in kodlarıyla oynayarak değiştirebiliyoruz. Fakat hani şöyle, her yazıda “devamı…” yazısını değiştirebilseydik, her sayfada aynı ibareyle karşılaşmasaydık hoş olmaz mıydı?
“Olurdu!” diyorsanız, yazının devamına bir göz atabilirsiniz. Yazının tamamını oku »
Windows enteresan bir işletim sistemidir. Tezatlar barındırır. Pek kimse sevmez ama pek çok kimse kullanır mesela. Binlerce açığı vardır, service pack kurmaktan zevk alan bir yapınız yoksa -ki genelde kimsenin böyle bir yapısı yoktur- sıkıntılar yaşarsınız. Sırf bu sebeple, Firefox yeni sürümü yüklemek istediğinde bile gerilir, hır çıkarır, Alt + F4 ile mevzuyu çözersiniz.
Windows’un kendine has özelliklerinden biri de, bir klasördeki dosyaları başka bir klasöre atmak istediğinizde karşınıza çıkan uyarı penceresidir. Penceredeki, “Would you like to…” diye kibar kibar başlayan soru cümlesi, “Üzerine yazayım mı?” gibi bir anlam taşır Türkçe’de. Buraya kadar herşey yolundadır ama soruya verebileceğimiz cevap seçenekleri kısıtlıdır: “Evet”, “Tümüne evet”, “Hayır”. Yazının tamamını oku »
Oradan buradan araştırma yaparken karşıma çıktı bu metin. Dünyada en fazla kişi tarafından okunan mektup olarak. Son günlerde gündemden düşmeyen eğitimli, eğitimsiz, cahil mi eşeklik baki mi polemiklerine istinaden… İşte, tüm öğretmenler, öğreten durumundakiler ve eğitilmişlerin okuması adına Abraham Lincoln’ün oğlunun öğretmenine yazdığı mektup:
Her düşmana karşılık bir dost olduğunu da öğret ona.
Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu, eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona. Yazının tamamını oku »
“Yazar tıkanması” (Writer’s Block), herhangi bir fiziksel problem olmadan, daha önceleri kolaylıkla yazabilen birisinin aniden yazı yazamamaya başlamasıyla ortaya çıkan bir problem. Yakın dönemde Harry Potter serisine 3 yıl ara verdiği için J. K. Rowling‘in de bu probleme yakalandığı iddia edilmişti. Rowling bu iddiaları reddetmiş, kısa bir süre sonra Harry Potter and the Order of the Phoenix’i yayınlamıştı.
“Yazar tıkanması”nın genelde çok okunan, başarılı yazarlarda görüldüğü söyleniyor. Her yazısında, önceki yazılarından bir adım ileri gitmeye çabalayan başarılı yazarların bir noktada “tıkanmaları” ve yazdıkları yazıları beğenmemeye başlamaları insana çok da garip gelmiyor aslında.
Yazının tamamını oku »