2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 28 Ocak 2010 // victory

Neden şifreleri iki kere yazıyoruz?

Bir web sitesine üye olmak istediğimiz zaman, genelde en az 3 kutu doldurmamız istenir: Kullanıcı İsmi, E-mail adresi ve seçtiğimiz şifre. Ah affedersiniz, 4 kutu oldu. Zira üyelik sayfalarında hemen her zaman 2 tane şifre kutusu olur!

Neden şifreleri iki kere yazıyoruz? - 1

Peki neden? Neden, e-mail adresimizi ve kullanıcı ismimizi bir kere yazmamız gerekiyor da, şifremizi bir kere yazmamız yeterli olmuyor?

Hemen aklımıza, şifre olmadan siteye giriş yapmak mümkün olmadığı için, şifrenin yanlış yazılmamasının çok önemli olduğu cevabı geliyor. Ancak bu cevap pek de tatmin edici değil. Aynı düşünce ile yola çıkarsak, e-mail bölümünü 3 kere yazmak bile mantıklı sayılabilir. Çünkü, unutulan şifre Yazının tamamını oku »

2 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 52 votes, average: 4,50 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 27 Ocak 2010 // opereysin

Windows'ta kullanılabilen programları sınırlamak

Başkalarının kullanımına açtığınız bir bilgisayarda, her an değişik problemlerle karşılaşabilirsiniz. Bu problemlerden biri de, hiç şüphesiz, bilgisayarın istediğiniz amaç dışında kullanılması olabilir.

Örnek olarak okul bilgisayarlarını verebiliriz. Bu bilgisayarlarda tarayıcıların kullanılamamasını isteyebilirsiniz pekala.

Yönetici yetkisine sahip olduğunuz Windows Vista ve 7 kurulu bilgisayarlarda, kullanıcıların istemediğiniz programları açmalarını engellemenin kolay bir yolu var. Üstelik ek bir uygulama kurmanızı da gerektirmiyor. Yazının tamamını oku »

4 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 5 (4 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 24 Ocak 2010 // victory

İliklerinize kadar işleyen soğuk bir kış gününde, kendinizi kocaman bir alışveriş merkezinin sıcacık kollarına attığınızı düşünelim. Alışveriş merkezinde bir o yana, bir bu yana yürürken, pusuda bekleyen onlarca giyim mağazasından birinin vitrininde gördüğünüz harika bir kıyafet, dikkatinizi çekmiş olsun.

Bundan sonra yapacağınız ilk şey ne olur?

Muhtemelen mağazadan içeriye girmek ve vitrindeki o kıyafete baktıktan sonra, içeriyi şööyle bir dolanmak değil mi? Beğendiğiniz gömleklere, ceketlere, bluzlara vs. bakacak, onlara dokunacak ve hatta belki de onları giyeceksiniz değil mi?

Peki temasa geçtiğiniz bu kıyafetleri, Yazının tamamını oku »

2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 18 Ocak 2010 // opereysin

Tarihe geçemedim

Karikatürü görmek için resme tıklayın…

2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 15 Ocak 2010 // victory

İşte deprem sonrası Haiti!

Geçtiğimiz günlerde Haiti’de, 7.0 büyüklüğünde, bir dakikadan uzun süren bir deprem felaketi yaşandı. Ülkede devlet sarayının da aralarında olduğu binlerce bina yerle bir oldu. 100 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

Depremzedelere yardım için pek çok kuruluş kollarını sıvamış durumda. Herkes, elinden geleni yapmaya çalışıyor.

Google da, çalışmaya katılan kuruluşların arasında yer alıyor. Hazırladığı Crisis Response sayfasıyla, Haiti için maddi yardım topluyor, Haiti’deki hastanelere ait bilgilere yer veriyor ve bölgenin en güncel Google Earth görüntülerini yayınlıyor.

İşte bu yazımızın konusu da, Yazının tamamını oku »

2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 11 Ocak 2010 // bulut

Tekir Kazak

Gecenin en sustuğu saatte kar yağdı, gördüm. Kimseler fark etmeden kulağıma fısıldayışların gibi, usul usul kar dokundu şehrimin saçlarına, karlar uçuştu uyku durgunu yüzünde gözünde, karlar sokuldu boynuna, gıdısına…

Sabah oldu, yine yağdı kar; ağaçların üzerine, kuşların üzerine, çocukların üzerine. Ve çocuklar en sıcak tutan kazaklarını giydiler; belki de anneannelerinin ördüğü tekir kazaklarını!..

*

Anneannem de, tekir kazaklar örerdi… Yazının tamamını oku »

3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 08 Ocak 2010 // opereysin

Photoshop'la renkli ışık efekti

Daha önceki Photoshop derslerimizde de olduğu gibi bu dersimizde de basit birkaç yöntem doğrultusunda bilinen özellikleri kullanarak harika bir görüntü elde etmeye çalışacağız.

Kullanılan özellikler

+ Noise Filter
+ Gaussian Blur
+ Layerların blend mode ayarları
+ Desen
+ Gradient Overlay
+ Layer gruplama

Madde Yeni bir Photoshop dosyası açın, boyutunu büyük ayarlarsanız kullanım alternatifleriniz artar (ben 1920×1200 px olarak belirledim). Ardından background layer’ı oldukça koyu bir griye (121212) boyayın.Photoshop'la renkli ışık efekti

Madde Yeni bir layer açarak Rectangle Tool (U) ile enine ince ve beyaz bir çizgi çekin.
Photoshop'la renkli ışık efekti

Madde Filter>Blur>Gaussian Blur yolunu izleyerek 10 piksel fluluk verin.
Yazının tamamını oku »

1 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 51 vote, average: 5,00 out of 5 (1 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 06 Ocak 2010 // victory

Dünden bugüne fare sevgisi...

Ahmet Bey, iş yerinden yeni dönmüştü. Mutfakta duran gazetesine şöyle bir göz gezdirdikten sonra, bir an durdu. Yüzüne yayılan gülümsemeden, aklına sevdiği bir şeyin geldiği belli oldu. Gazeteyi bıraktı ve iç odaya doğru yürüdü.

Çook sevdiği, dünyalar tatlısı, bir tanesinin yanına yaklaştı usulca. Mışıl mışıl uyuduğunu gördü. Elini bir tanesinin yüzünde gezdirdi ve usulca bir öpücük kondurdu yanağına.

Tam bu esnada, odaya girişinden beri kendisini takip eden hayat arkadaşının can hıraç bağırtısını duyarak sıçradı:

- Tüüh sana herif herif! İşten geldin, yüzüme bile bakmadan dooruca yanına gidiyorsun Yazının tamamını oku »

123...Son