Güç Meselesi

Güç Meselesi
Yıllardır Blog Action Day‘e katılıyor, güne özel bir yazı yayınlıyoruz (2007 –2008 – 2009 – 2010 – 2011). Bugün Blog Action Day 2012 (The Power of We) için hazırladığımız yazımızla karşınızdayız.

Tek bir karınca, kendi başına bir yuva inşa edebilir mi?

Ya tek bir arı? Evlerimizin daimi misafiri o eşsiz ürünün bir peteğini bile kendi başına üretebilir mi?

Tek bir antilobun, bir aslan karşısında dayanabilmesi ve kendini koruyabilmesi mümkün mü?

Tek bir göçmen kuş, yüz binlerce kilometrelik yolu bir başına kat etmeye güç yetirebilir mi?

“Elbette hayır” dediğinizi duyar gibiyim. Gerçekten de karıncadan arıya, antiloptan göçmen kuşa; hayvanlar alemi, ekip çalışmasının ve bir araya gelmenin avantajlarını göstermesi açısından binlerce örneğe ev sahipliği yapıyor.

Tek başına yaşamasıyla meşhur bir canlı bile, beslenmek için bir başkasının varlığına ihtiyaç duymuyor mu?

Peki insanlar için durum farklı mı?

Dünya küreselleşiyor ve dünyanın her noktasından, her kültürden, her yaştan insana ulaşmak gün geçtikçe daha da kolaylaşıyor. İnternet, aramızda geçmişte hayalini bile kuramadığımız köprüler kurarken, telekomünikasyon sistemleri insanlardan kopuk bir dakika bile geçirmememiz için sürekli gelişiyor.

Hepimizde, kendini diğer insanlardan üstün ve daha iyi şeylere layık gibi gören bir taraf var. Bunu baskılayamayan ve gerçekten kendisinin diğer insanlardan üstün olduğunu zanneden insanlar, içinde bulunduğumuz çağın imkanlarına kanarak toplum hayatından uzaklaşıyor ve böylelikle farklılaştıklarını zannediyorlar.

Halbuki insanlar, tarih boyunca her zaman bir arada olmanın avantajlarını görmüşler ve mümkün olduğunca bir arada yaşamaya çalışmışlar. Köyler, kasabalar, şehirler… hep bu anlayışın birer yansıması olarak kurulmuşlar ve gelişmişler. Bir insan ekmek üretmiş, bir başkası meyve yetiştirmiş; kimi buğdaya gönül vermiş, kimi hayvan sürüleri edinmiş.

Sandığımızın aksine bugün, bir arada yaşamaya ve çalışmaya her zamankinden daha çok mecburuz. Satın aldığımız her ürün, taklit etmemiz mümkün olmayan yüzlerce işlemden geçerek evlerimize geliyor. Bir ekmek, bir şişe su, harika görünümlü bir pantolon… aklınıza ne gelirse, tek başımıza yaşamaya çalışsak, hiç birine sahip olmamız mümkün değil.

Öyleyse bu neyin havası?

Bu neyin egoizmi ve nefislerimiz neye güvenerek kabarıyor?

Küresel dengelerin ufak hareketleriyle tsunamilere tutulan gelirlerimizle, dış dünyanın dayattığı alışkanlıklarımıza uyan ve her biri binlerce insanın alın teriyle üretilen tüketim maddelerini satın alıyoruz ve bu macerada kendimizi “tek başına yaşayan”, “kendi ayakları üzerinde duran”, “insanlara muhtaç olmayan” bireyler olarak görüyoruz.

Hayır. Yanılıyoruz.

Bir arada yaşamaya muhtacız.

Hem de her zamankinden daha çok.

İşte bu yüzden “Ben” güçlü değilim, “Sen” güçlü değilsin ve biliyor musun, “O” bile güçlü değil bir başına.

Ama “Biz” güçlüyüz.

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. Ebubekir dedi ki:

    Ne güzel yazmışsın victory bizler bir olmalıyız çünkü biz güçlüyüz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir