Kategori: Edebi Hezeyanlar

Bizim de Yazdığımız Koddur Be Kardeşim!

Bizim de yazdığımız koddur be kardeşim. Biz de hata alıp, düzeltmekteyiz Yani her grad gibi sevmekteyiz, sevilecek her şeyi Mesela Search Algoritmalarını Hill Climbing‘i, Branch and Bound‘u, DFS‘i, BFS‘i, Beam Search‘ü, A-star‘ı, Steepest-Ascent‘i, Ortada...

Bazen olurmuş…

Bazen olurmuş arada en yakınım Gelirmiş insanın ağlayası… Bir mahpus gibi görüş gününü Beklerken en yakınım, beklerken… Geçmeyen gecelere günleri eklerken Ve koşman gereken iklimlerden Çok uzaklarda emeklerken Gelirmiş insanın ağlayası Göğsünde bir boşluk...

Vardır

Sanma her tebessüm neşedendir İçleri ağlarken gülenler vardır Sanma ki dertler hep sana gelir Dertlerini derman sayanlar vardır Bakma üstlerdeki kıyafetlere Altlarında saklı yaralar vardır Bakma cilt ve yüz güzelliğine Yüreklere kazılı hasarlar vardır

Çocukluk Kahramanım

Babacığım, sensiz ilk yazı hayatımın. Dün gece annemle yaşadığınız eve gittim yine. Balkon her zamanki gibiydi. Tentesi yer döşemesi, masası, sandalyeleri… Ama sen yoktun canım babam. Yerin boş kalmıştı. Balkonun, masanın bir tarafı değil...

Bekleyenler

Beklemek acıdır bilirim. Gurbetin tozlu yollarında, Meşeler Köyü’nün köhnemiş misafir evinde, karları erimeye yüz tutmuş Efeler Tepesi’nin yamacında, bunaltıcı öğle güneşinde bir çınar gölgesinde, Anadolu gecelerinin ayazında üşümüş bir dağ evinde şahit oldum beklemelere....

O Haberlerin Hikayesi

Hani gazetelerde, televiyonlarda, radyolarda sürekli karşımıza çıkan haberler vardır ya. “Miniklerin kar keyfi”, “Güvercinler”, “Martılar” dersem hatırlayacaksınız. İşte o haberlerin hikayesini anlatan bir yazı. Bizzat habercisinin dilinden. İşe başladığın hafta kırık mezar taşlarını resimlemiş...

Gül be çocuk!

Gül be çocuk. Gülmek parayla değil ya! Çatma hilal kaşlarını öyle Asma o masum yüzünü. Ağlama içli içli böyle Gül be çocuk. Gülmek o inci dişlerle, bedava! Kalbin görmemişken henüz yara

Ağlamak

Gözyaşı tuzlu dediler ya bize. Yanlış konuşmuşlar. Tadı alabildiğine acı ve burukmuş. Bizden saklamışlar. Ağlamak, göze ait dediler ya bize. Alabildiğine kandırmışlar! Ağlamak, göğsün tam orta yerine aitmiş oysa. Ustaca unutturmuşlar.