‘Edebi Hezeyanlar’ Kategorisi Arşivi

1. Sayfa12345»...Son »
09 Mayıs 2008, Cuma // opereysin

Irkçı mısınız?

Irkçılık; bir milleti, soyu ya da ırkı diğerlerinden (aşırı derecede) üstün tutmaktır. Hatta bu tavır diğerlerini ezmeğe bile yol açar. Dünya’daki en meşhur ırkçılık, zenci-beyaz ırkçılığıdır. Bu da Avrupalı’nın önce Afrika’da sonra da Amerika’da siyahilerle karşılaşmasıyla başlar.

En abartılısı Amerika‘da yaşanır. Zencilere köpek kadar dahi değer verilmez. Her türlü eziyet yapılır; emdikleri süt burunlarından getirilir adeta. Muhammed Ali Clay ve benzerlerinin dünyaya kendilerini duyurmalarıyla, beyaz Corclar geri adım atarlar. Sözde iyiliksever takılırlarsa da ırkçılık hâlâ devam etmektedir. Ricelar, Obamalar olsa da…

Yazının tamamını oku »

Net Hafiyesi, Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
04 Mayıs 2008, Pazar // opereysin

Faili Meçhul - Üçüncü bölüm

- Çamlak çömlek patladı. Çamlak çömlek patladı…
- Yaa, bananeee…
- Sobeee, sobeeeee…
- Hep böyle yapıyosunuz.
- Naniiiik…
- Gıcııııık…

Bu masum görünen, ama uzadı mı acayip derecede can sıkan çocuk diyaloglarıyla geçirmeye başlamıştım günlerimi. Aslında çok çok üç gün olmuştu ki; telefon çaldı. Arayan ex-iş arkadaşımdı. Girişimimi bu arkadaşımla beraber yapmıştım. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
17 Nisan 2008, Perşembe // opereysin

Eğitim ŞartOradan buradan araştırma yaparken karşıma çıktı bu metin. Dünyada en fazla kişi tarafından okunan mektup olarak. Son günlerde gündemden düşmeyen eğitimli, eğitimsiz, cahil mi eşeklik baki mi polemiklerine istinaden… İşte, tüm öğretmenler, öğreten durumundakiler ve eğitilmişlerin okuması adına Abraham Lincoln’ün oğlunun öğretmenine yazdığı mektup:

Her düşmana karşılık bir dost olduğunu da öğret ona.

Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret.

Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.

Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu, eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
15 Nisan 2008, Salı // victory

daktilo“Yazar tıkanması” (Writer’s Block), herhangi bir fiziksel problem olmadan, daha önceleri kolaylıkla yazabilen birisinin aniden yazı yazamamaya başlamasıyla ortaya çıkan bir problem. Yakın dönemde Harry Potter serisine 3 yıl ara verdiği için J. K. Rowling‘in de bu probleme yakalandığı iddia edilmişti. Rowling bu iddiaları reddetmiş, kısa bir süre sonra Harry Potter and the Order of the Phoenix’i yayınlamıştı.

“Yazar tıkanması”nın genelde çok okunan, başarılı yazarlarda görüldüğü söyleniyor. Her yazısında, önceki yazılarından bir adım ileri gitmeye çabalayan başarılı yazarların bir noktada “tıkanmaları” ve yazdıkları yazıları beğenmemeye başlamaları insana çok da garip gelmiyor aslında.

Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar, Yaz bi yere altında yayınlanmış | 1 Yorum »
14 Nisan 2008, Pazartesi // opereysin

Katil Arılar

Meksika’nın Chiapas eyaletinde, bir polis memurunun arıların kovanına ateş etmesi yüzünden 70 polis, katil arı (Afrikalılaşmış arı) saldırısına uğradı. 10′u ağır olmak üzere saldırıya uğrayan polislerin hepsi yaralandı. Katil arıların en tehlikeli arı türlerinden oldukları biliniyor.

Basından

Yıl: 1957…
Yer: São Paul, Brezilya…

Brezilya her zamankinden daha sıcaktır. Öyle ki; terin damlası yere düşmeden buharlaşır. Bölge ahalisi bile ortalıkta fazlaca dolanmaz, buldukları gölgeye kıvrılırlar. Tropikal iklim kuşağında olan ülkede o günlerde rüzgar “püf” diye bile esmez. Serinlemek için soluğu denizde alanlar bile, sıcak su ile karşılaşır, haşlanmaktan kıl payı kurtulurlar.

Bütün bu şartlara rağmen, bilim aşkıyla yılmadan çalışan biri vardır: Warwick Estevam Kerr… Kerr Brezilyalı bir biyologtur ve o sıcağın altında çadır misali laboratuarında incelemeler yapar. Güneş bulunduğu yeri ısıttıkça ısıtır ama o oralı olmaz. Mutludur. İçi içine sığmaz. Bu mutluluğun sebebi, sipariş ettiği arıların gelmiş olmasıdır. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar, Yaz bi yere altında yayınlanmış | Yorum Yok »
10 Nisan 2008, Perşembe // victory

Sıcak… Dışarıda hava gerçekten sıcaktı. Ama içeride bu sıcağa bir de insan kalabalığının yol açtığı havasızlık eklenince, ortam iyice çekilmez oluyordu.

Garip mimarisi, duvarlardaki tozlanmış uyarı levhaları ve asık suratlı çalışanları ile burası gerçekten garip bir yerdi. Levhalarla hangi sıraya kimlerin geçmesi gerektiği belirtilmişti: Faturalar, harç…

Kapıdan sonraki ilk aralıkta uzanan 20 kişinin zor sığacağı koridorda, nereden baksanız 50 kişi vardı. Çoğunluğunu 60′ını devirmişlerin oluşturduğu 3 sıra kuyruğun her yerinden ana fikri “can sıkıntısı” olan konuşmalar duyuluyordu.

70′ini geçmiş, zayıf, iki büklüm bir teyze sıraların yanından ilerledi ve soldaki sıranın en önüne kadar gelerek görevliye bir şeyler söyledi. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 4 Yorum »
06 Nisan 2008, Pazar // Seyyah-ı Fakir

Bencillik Hastalığı

Yüzyılımızın en büyük problemi nedir deseler, “Bencillik” derdim sanırım. Hava kirliliği, küresel ısınma gibi “büyük” konular dururken, o da nereden çıktı demeyin. Bencilliğimiz, gazetelerde okuduğunuz “geleceğin büyük tehlikeleri” makalelerinden daha büyük bir gerçek olarak karşımızda duruyor çünkü.

Sabahtan akşama; iş günü, tatil günü ayırt etmeden, zihinlerimizi sarmış olan bu bencillik probleminin etkisinde hareket ediyoruz. Yolda bir kaza mı olmuş? “Birileri ilgilenir!” deyip yolumuza devam ediyoruz. Kaza yapan biz olursak işler değişiyor, “toplumun ne hallere geldiğinden” bahsediyoruz.

Psikiyatri hocalarımızda biri, vakti zamanında bir psikiyatrik hastalıktan bahsederken, laf arasında Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
30 Mart 2008, Pazar // victory

Mutlu olmak

Son bir ayda kaç defa kendinizi mutlu hissettiniz? Peki kaç gün yataktan kalktığınızda, yapmanız gereken şeylerden nefret ettiğinizi düşünerek sinirlendiniz? Öyle ya da böyle, çoğumuz mutlu olduğumuz anlarla, mutsuz olduğumuz anları alt alta getirip toplasak, 0′a yakın bir değer elde ederiz. Peki sürekli mutlu olmanın bir yolu yok mu?

Mutluluk… Herhalde “sahip olmak istediğiniz 3 şeyi söyleyin” deseler, bu kelime de dökülürdü ağzımızdan. Her an mutlu olabilsek, hayat çok daha güzel olabilirdi.

Bilimadamları, her an mutlu olabilen çok az insan bulunduğunu söylüyorlar. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
1. Sayfa12345»...Son »