Ne zaman tıp ahlakı üzerine bir tartışma açılsa, “hekimlerin Hipokrat Yemini ettikleri” dillendirilir. Medyanın bu yönde propagandası o kadar etkili olmuştur ki, günlük hayatta da; arkadaş çevresinde şakayla karışık, hastalarla ilişkilerde ise ciddi ciddi “Hipokrat Yemini etmiyor musunuz?” sorusuyla karşılaşırız.
Ben de her seferinde kıs kıs gülerek şu cevabı veririm:
“Hayır, etmiyoruz.”
Neden mi? Anlatayım.
Hipokrat Yemini diye bilinen metnin, 2500 yıl kadar önce yazıldığı tahmin ediliyor. Orijinal metin Yunanca, ancak kim tarafından kaleme alındığı bilinmiyor.
İnceleme fırsatınız oldu mu bilmiyorum ama, Yazının tamamını oku »

Yıllarca sınıf öğretmenliği yapmış biriyim, onun kadar iyi anlaştığım bir öğrenci olmadı. Fazla konuşmayan biriydi. Aynı zamanda komşusu olduğumdan, belki de en çok benimle konuşuyordu. Ailesi bir trafik kazasında hayatlarını kaybettiklerinden, babaannesi ile beraber kalıyordu.
Onu her sabah okula ben götürür ben getirirdim. Dedim ya konuşmayı sevmezdi, ama konuştuğunda tane tane konuşurdu. Söylemek istediğini, net olarak söylerdi. Ne fazladan bir kelime eklerdi, ne de sözü eksik bırakırdı.
Nedendir bilmem, okulda arkadaşlarından büyük saygı görüyordu. Birbirlerinin sözlerini kesmeye meraklı olan minikler, onun ağzından çıkacak iki kelimeyi dinlemek için sus pus olurlardı. Yazının tamamını oku »

Her sene yüz binlerce öğrencinin hayali üniversiteli olmaktır. Neticede bir çoğu olur da… Ancak bu hayal gerçekleşince, ortada çalışmak için çok fazla sebep kalmaz ve üniversitelinin notları birden “boyun büker”. Bunda “sıfırcı” hocaların etkisi malumdur, fakat notlardaki bu düşüşten kurtulmanın da çareleri var. İşte kampüste hayat ve işe yarayabilecek bir kaç tavsiye…
Kampüse adım atan herkes bilir. Burası liseden farklı. Teneffüs zili, hoca girince ayağa kalkmalar mazide kalmıştır. Bir kere, kimse üniforma giymez. Aslında buranın üniforması “moda”dır. Üç şeritli ayakkabılar bazı bölümlerde mecburi (!), o denli yani. Bunlara takılmadan esas mevzuya dönelim. İlk ne yapmalı:
İlk önce hocaların iyi tanınmasında fayda var. Hangi hoca neyi beğenir, nelere dikkat eder? Bam telini bilmeli. Şirazesiz bir sual, Yazının tamamını oku »
Oradan buradan araştırma yaparken karşıma çıktı bu metin. Dünyada en fazla kişi tarafından okunan mektup olarak. Son günlerde gündemden düşmeyen eğitimli, eğitimsiz, cahil mi eşeklik baki mi polemiklerine istinaden… İşte, tüm öğretmenler, öğreten durumundakiler ve eğitilmişlerin okuması adına Abraham Lincoln’ün oğlunun öğretmenine yazdığı mektup:
Her düşmana karşılık bir dost olduğunu da öğret ona.
Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu, eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona. Yazının tamamını oku »
Başlığa aldanıp da siyasetten bahsedecek bir yazı sanmayın. Malumunuz son zamanlarda çok popüler böyle yazılar yazmak. Başlığı açıklayacak olursak: Evet suç kimin? İnsanlar niye suç işler? Neden suça karşı meyillidir? Neden hep ister istemez bir şeylerin açığı kollanır? Neden zayıf bulunduğu an kanun aşılır?
Geçen gün bir arkadaşımla okulun bilgisayar odası hakkında konuşuyorduk. Bir ara arkadaşım oraya gizlice girmek ve bilgisayarların ramlerini çalmaktan bahsetti. Yazının tamamını oku »
Okullar yarın açılıyor ya, basında da konu yer buluyor. Kolay değil, milyonlarca öğrenci dersbaşı yapacak. Servisçiler, minibüsçüler, önlükçüler kazanacak, veliler kaybedecek.
O “hatırlanmaya değer” günleri biraz olsun yad edebilmeniz için, “İyi dersler…”le baş başa bırakalım sizi:
Boy sırası, bayrak töreni, mendil üzerinde tırnak kontrolü, bit şampuanı, BCG aşısı, patates baskısı, tebeşir tozu, konuşanlar listesi, kokulu silgi… Yaşasın bu hafta açılıyor okullar. Ve bunlar da ilkokuldan aklımızda kalanlar…
Yazının tamamını oku »
Okulun birinde gelişen bir olayı anlatayım. Artık efsane mi dersiniz, uydurma mı dersiniz? Orasını bilmem. Buyrun okuyun.
Öğrencinin biri bir dersten kalıyormuş. Kalırsa bir sene daha okuyacak. Neyse dersin öğretmeni gelmiş, kürsüye yerleşmiş. Bizimki gelmiş yanına. Çıkarmış rambo bıçaklarını, saplamış kürsüye: Yazının tamamını oku »
Hepimizin bir öğretmeni olmuştur. Bilgili öğretmenler bizi eğitir. Acaba insanlardan başka canlılarda var mı bilinçli öğretmenlik? Yazının tamamını oku »