Etiketlendi: hüzün

Sen, Sonunu Getiremediğim…

Sen; kışlarımın kavuşamadığı bahar, dallarımın dökemediği tomurcuk, topraklarımın kavuşamadığı yağmur, şafaklarıma doğmayan güneş, kanarak içemediğim pınar, içime çekemediğim nefes, özlem duyduğum gençlik, sonunu getiremediğim cümle…

Şimdi asmaların ağlama zamanı

Derler ki; asmalardan üzüm salkımları güz aylarında toplanırmış. Ve salkımlar dalından koparıldığında asmalar ağlarmış. Bu yüzden bu aylara asmaların ağlama zamanı denirmiş. … Güz, her zaman bir hüzün kaynağı mı olmuştur? Yoksa değişimin habercisi...

Bazen olurmuş…

Bazen olurmuş arada en yakınım Gelirmiş insanın ağlayası… Bir mahpus gibi görüş gününü Beklerken en yakınım, beklerken… Geçmeyen gecelere günleri eklerken Ve koşman gereken iklimlerden Çok uzaklarda emeklerken Gelirmiş insanın ağlayası Göğsünde bir boşluk...

Vardır

Sanma her tebessüm neşedendir İçleri ağlarken gülenler vardır Sanma ki dertler hep sana gelir Dertlerini derman sayanlar vardırBakma üstlerdeki kıyafetlere Altlarında saklı yaralar vardır Bakma cilt ve yüz güzelliğine Yüreklere kazılı hasarlar vardır

Çocukluk Kahramanım

Babacığım, sensiz ilk yazı hayatımın. Dün gece annemle yaşadığınız eve gittim yine. Balkon her zamanki gibiydi. Tentesi yer döşemesi, masası, sandalyeleri… Ama sen yoktun canım babam. Yerin boş kalmıştı. Balkonun, masanın bir tarafı değil...

Yalnızlığa inat!

Şimdi ocağa bir çay, Servise bir bardak fazla koymalı… Yalnızlığa inat! *** Geçip karşısına oturmalı bir masanın, Yüzündeki tebessümü kaybetmeden. Muhabbetinden hoşlanmadığını sanmasın diye

Gül be çocuk!

Gül be çocuk. Gülmek parayla değil ya! Çatma hilal kaşlarını öyle Asma o masum yüzünü. Ağlama içli içli böyle Gül be çocuk. Gülmek o inci dişlerle, bedava! Kalbin görmemişken henüz yara

Ağlamak

Gözyaşı tuzlu dediler ya bize. Yanlış konuşmuşlar. Tadı alabildiğine acı ve burukmuş. Bizden saklamışlar. Ağlamak, göze ait dediler ya bize. Alabildiğine kandırmışlar! Ağlamak, göğsün tam orta yerine aitmiş oysa. Ustaca unutturmuşlar.