10 Temmuz 2008, Perşembe //
fkilic
Yıllar geçtikçe teknoloji gelişiyor, bazıları geliştikçe insanlar yanlızlığa itiliyor. Geçenlerde bir çocukluk arkadaşımın oğlunun sünnet düğünü vardı. Bu davet beni geçmişime götürdü. Birlikte oyun oynadığımız günler ve geceler film şeridi gibi gözümün önünden geçmeye başladı.
O arkadaşımla hem akraba, hem komşu, hem arkadaştık. Bu yüzden çoğu zaman beraberdik. Uzun kış geceleri bir araya gelince, çeşitli oyunlar oynardık. Saklanbaç, körebe ilk aklıma gelenler. Gündüzleri de vakit buldukça buluşup oyun oynardık. Vakit buldukça dedim, çünkü okulumuzun yanı sıra Yazının tamamını oku »

Cinayet, kapkaç, adam kaçırma haberleriyle doluydu yine gazete… Üstüne komedi ekini de vermemişlerdi bu sefer. Keyfimi yerine getirebilecek bir şey yoktu neredeyse. Boş boş geçirmeye çalışıyordum saatlerimi, Mustafa’dan iyi haberler bekleyerek.
Masamın çekmecelerini karıştırmaya başladım, vakit geçirecek bir şeyler bulma umuduyla. Albüm geldi elime. Yıllardır bakmamıştım. Aslında hatıralarımı depreştirdiği için bakmak da istemiyordum. Kendime inat ederek aldım albümü çekmeceden. Yatağıma uzandım. Kapağı çevirdim. İlk sayfada kendimi tanıttığım bir not duruyordu: Yazının tamamını oku »
” Tiyatrocu arkadaşlarla Ankara Gençlik Parkındaki bir çay bahçesinde oturuyorduk. Bir yere telefon etmem gerektiği için ikide bir kalkıp karşıdaki genel telefona gidiyor fakat, telefondan ses gelmediği için tekrar gelip yerime oturuyordum… Yazının tamamını oku »