
Motosikletin polis birimlerince kullanılması 20. yüzyılın başlarına dayanıyor. Aslında bu tarih, motosikletin bulunuşuna çok yakın. Araba yeni yeni günlük hayatın bir parçası olmaya başlarken böyle bir aracın ortaya çıkması, çoğu insan tarafından garip karşılanmıştı. O zamanlar bir bisikletten çok da farklı olmayan bu garip alet, hiç de yaygın değildi. Mesela ABD’nin yalnızca bir kaç eyaletinde bulunuyor, onlarda da 1-2 taneyi geçmiyordu.
Birinci Dünya Savaşı (1914 – 1918) yıllarında bazı milletler (mesela İtalyanlar) tarafından savaş aracı olarak da kullanılmıştır. 2 kişilik olarak tasarlanan bu tip motosikletlerde bir sürücü bir de ateş edici vardı. Silahı kullanan kişi aracın yan tarafındaki bölmede oturuyordu. Kolayca devrilebilen yapıları da olsa diğer hantal savaş araçlarının yanında karınca gibi dolaşıyorlardı. Hızlı ve küçük olmaları, keşif yapmaya elverişli olmalarını da sağlıyordu.
Dünya genelinde polis motosikletleri çoğunlukla BMW, Honda Yazının tamamını oku »



Mini, BMC yani British Motor Corporation’ın “bubble car” isimli arabalara cevap olarak ürettiği markaydı. Bubble Car, ekonomik, önden kapılı, yuvarlak yapılı, küçük ve garip bir arabaydı. BMC’nin sahibi Leonard Lord, bu arabaları hiç sevememişti. Mini’yi üretmesinin ardında yatan temel sebep buydu. Aynı zamanda, 1956 yılındaki Suez Kanalı krizinin sonucunda ortaya çıkan petrol sıkıntısı da, insanları daha küçük araçlar almaya yönlendirmişti. Bu fırsatı kaçıramazlardı.

