
Motosikletin polis birimlerince kullanılması 20. yüzyılın başlarına dayanıyor. Aslında bu tarih, motosikletin bulunuşuna çok yakın. Araba yeni yeni günlük hayatın bir parçası olmaya başlarken böyle bir aracın ortaya çıkması, çoğu insan tarafından garip karşılanmıştı. O zamanlar bir bisikletten çok da farklı olmayan bu garip alet, hiç de yaygın değildi. Mesela ABD’nin yalnızca bir kaç eyaletinde bulunuyor, onlarda da 1-2 taneyi geçmiyordu.
Birinci Dünya Savaşı (1914 – 1918) yıllarında bazı milletler (mesela İtalyanlar) tarafından savaş aracı olarak da kullanılmıştır. 2 kişilik olarak tasarlanan bu tip motosikletlerde bir sürücü bir de ateş edici vardı. Silahı kullanan kişi aracın yan tarafındaki bölmede oturuyordu. Kolayca devrilebilen yapıları da olsa diğer hantal savaş araçlarının yanında karınca gibi dolaşıyorlardı. Hızlı ve küçük olmaları, keşif yapmaya elverişli olmalarını da sağlıyordu.
Dünya genelinde polis motosikletleri çoğunlukla BMW, Honda Yazının tamamını oku »

Pazarlama araştırma şirketi comScore, 4 gün önce Türkiye ile ilgili bir rapor yayınladı. Raporda Türkiye’nin, internet kullanıcısı sayısı bakımından Avrupa’nın 7.’si olduğu yer alıyordu. Raporun asıl ilgi çekici kısmı, ülkelere göre internette geçirilen zaman sıralaması: Türkiye, Avrupa’nın en çok internette zaman geçiren ülkesi durumunda.
Bu haber, Türkiye’den pek çok sitede de yer aldı ve sıklıkla şu yorum yapıldı: Yazının tamamını oku »

Atlar; binlerce yıl, insanların bineği, yoldaşı, hizmetçisi, neşe kaynağı ve en yakın dostu olmuştur. Duygusal anlamda insanlara en yakın hayvanlar, onlardır. İnsanlara hizmet eden hayvanlar içinde de en kabiliyetlisi ve kıymetlisidir. Cesur ve atılgan olmalarının yanında, sahiplerine son derece itaatkardır da. Koş deyince dolu dizgin, dörtnala koşar; yürü deyince aheste yürür, dur deyince de durur. Nereye yönlendirirse oraya gider. Her durumda sahibini memnun etmeye çalışır. Yorgunluğa aldırmadan, kendini çatlatmak pahasına da olsa, olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.
Artık hemen hepsi ehli olsalar da, Amerikan bozkırlarında “Mustang” ve Altay dağlarının her iki yanındaki açık arazilerde “Prezevalski” denen atlar hâlâ vahşidir.
Atlar da, çoğu hayvan türü gibi aileler hâlinde dolaşır. Erkek ata aygır, dişi ata kısrak ve yavru ata da tay denir. Ailelerin başında da bir aygır olan şef at vardır. Şef at; ailenin nereye gideceğine, nerede mola vereceğine ve nereye yerleşeceğine karar verir. Diğer atlar onun sözünden çıkmaz. Şef ata tam bağlılık söz konusudur ki; bu olmazsa aile olmaz zaten. Ailedeki kısraklar tayların eğitim ve bakımlarından sorumludur. Yani onlarda da yavruyu anne yetiştirir.
Atlar, Yazının tamamını oku »

Bu yazımızda, motorsiklet tutkunlarının bir efsane olarak andıkları Burt Munro‘nun hayat hikayesini anlatıyoruz.
Bir evin bir oğlu denir ya Burt da onlardan biridir işte. İkiz kardeşi doğumda (1899) ölünce ailesi adeta üzerine titrer.
Hekimlere sorarsanız bu cılız veled de gidicidir, utanmadan tarih belirler, ölmemiş çocuğa kefen biçerler…
Ama öldürmeyen Allah öldürmez.
Emekleme, tay tay, ilk mektep, orta mektep, kolej… Acaba bu yıl mı ölecek? Bu yüzden hoşça tutulur, bir dediği ikiletilmez.
Oyuncak araba, paten, bisiklet derken henüz 16 yaşında motosiklet sahibi olur ve dolu dolu keyfini sürer. Yazının tamamını oku »

Tatilden döndüm ve döndüğüm gibi de tatile çıkmamış olup da, önümüzdeki günlerde tatile çıkmayı düşünenler için bazı tavsiyelerimi kaleme aldım. Tatilden dönmüşseniz, gelecek yıl için tavsiye olarak da alabilirsiniz söyleyeceklerimi.
Yazın pek çok insan tatile çıkar. Okulların tatil olması, havaların tatile elverişli olması, iş yoğunluğunun azalması gibi sebeplerle yıllık izinlerimizi genelde yaz mevsiminde kullanırız. Yine pek çoğumuz, tatil için Akdeniz-Ege sahillerimize gideriz. Herkesin beğendiği bir yer vardır sahillerimizde ve nedense istisnasız her yıl oraya gider.
Aynı hava, aynı su, aynı evler, aynı insanlar… Bu “adet” olmuş alışkanlığı nasıl tatil olarak isimlendirdiklerini bir türlü anlayamam. Yazının tamamını oku »
Terörist- Anti terörist sözlerini ilk olarak ne zaman duydum hatırlamıyorum. Fakat emin olduğum bir şey var: Bir Hollywood filminde duymuştum. Uzaylıların hası, yaratıkların en cavcavlısı hep Amerika’ya saldırırdı ya, kötü insanların gruplar halinde hemen her saniye Amerika’ya saldırmaya teşebbüs etmeleri de çok garibime gitmemişti o zamanlar.
Aradan yıllar geçti. O yıllarda terörist sayılanlar aklandılar ve yerlerine yenileri bulundu. Hollywood da bu duruma uygun filmler çekmeye başladı. Filmlerle kalmadı, diziler de üretti. “24″ desem örnek olması açısından yeterli olur sanırım.
Amerikalılar bu dolduruştan çok etkileniyor olmalılar ki, bazı paranoyak buluşlara imza atmışlar. Bununla da yetinmemiş, buluşlarının patentlerini almışlar. Bu yazımızda, paranoyak anti-terör buluşlarını listeleyeceğiz: Yazının tamamını oku »
Toprağı bol olsun Belçika Kralı I. Baudouin’in cenazesi 7 Ağustos 1993’te gömülmeden önce sekiz gün bekletilmişti. Saray, haşmetlinin ölümünden sonra cenaze töreninin hazırlıklarıyla uğraşmış, törene katılacak misafirler, cenazenin gideceği güzergah, yapılacak dini merasim, provalar vs için 8 gün gerekmişti.
MÖ 1300’lü yıllarda dünya değiştiren Firavun Tutankamon’un ölüsünü kaldırabilmek için 70 günlük süre anca yetmişti. Zira Belçikalı’dan farklı olarak cenaze mumyalanmış, kendisine öbür tarafta yarayacağına inandıkları eşyaları, beraberinde gömülmek üzere hazırlanmıştı.
Alman Krupp hanedanlığının son varislerinden Arndt von Bohlen und Halbach, firavunların gömülme şeklinden etkilenmiş olsa gerek, ölümünden 9 ay önce bir vasiyet kaleme alır. İngilizlerin Empire nişanı alan biri olarak, lacivert üniformasını giymek, kaşlarıyla kirpiklerine de boya sürülmesini istiyordu. Şöyle diyordu; “Yüzüme hafif bir makyaj yapılmalı ki ölü solukluğu olmasın.” Yazının tamamını oku »