Tifolu Mary

Tifolu Mary

Aşçılık yapıyordu. 10 salgına sebep oldu. 47 kişiye hastalık bulaştırdı. Karantinaya alındı. İsim değiştirip tekrar çalışmaya başladı. Salgınlar tekrar başladı! Peki kimdi bu Tifolu Mary? Neden ısrarla aşçılık yapmaya devam etti?
İşte “Tifolu Mary gibi…” benzetmesine sebep olan kovalamacanın dramatik hikayesi…

Tifolu MaryEnfeksiyon hastalıklarının salgınlar halinde yayılması, en çok korkulan tıbbi vakalardan biri sayılır. Çünkü salgınların durdurulması, tıpkı yayılmış orman yangınlarında olduğu gibi, çok zordur ve insan faktörüyle direkt ilgili olması, durdurulmasını güçleştirir.

İnsanlardaki hastalıkları tedavide ciddi problemlerle karşılaşılabilir: Etik değerler, kişilik haklarına saygı duyulma zorunluluğu, hastanın yanlış bilgiler vermesi sayılabilecek başlıca problemlerdir.

Tifolu Mary yazısına bu uzun girişi yapmamızın bir sebebi var: Tifolu Mary, ya da tam ismiyle Mary Mallon, sağlık çalışanlarının kabuslarında gördükleri hasta davranışlarını birer birer uygulamıştı.

1938 yılında öldüğünde, geride 10 salgın, 47 hasta ve 3 ölü vardı.

İsterseniz hikayeyi baştan alalım.

Tifo, 20. yüzyılın en çok ölüme sebebiyet veren hastalıklarından biri olarak kabul edilir. Bu hastalığa yakalananların ateşleri 40 C’ye yükselir, hastada terleme, gastroenterit ve ishal başlar. Bu sebeple hızla su kaybettirir.

19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında, tifo, salgınlara sebep olmaktadır ve tedavi seçenekleri yeterince gelişmemiştir. Dönemin kaynaklarına göre 19. yüzyılda tifo sebebiyle ölüm oranı 100,000’de 65’tir. En çok kayıp verilen sene 1891’dir ki o yıl her 100,000 kişiden 174’ü tifo sebebiyle ölmüştür.

Mary Mallon, 1869 yılının 23 Eylül’ünde dünyaya gelir. İrlanda’dan ABD’ye taşınır.

20. yüzyılın başlarında ABD’ye gelen bir İrlandalı, aşçılıktan başka işlere uygun görülmez. Belki de bu sebeple olacak, Mary de 1900 ile 1907 yılları arasında New York’ta aşçılık yapar.

Buraya kadar her şey normal görünmektedir.

Her şey New York’un Mamaroneck bölgesindeki bir evde aşçı olarak çalışmasıyla başlar.

2 hafta sonra, evde oturanlarda tifo hastalığı görülür.

Bunun üzerine evden ayrılan Mary, 1901 yılında Manhattan’a geçer. Burada bir evde çalışmaya başlamasının hemen ardından evin fertlerinde ateş ve ishal baş gösterir. Evin çamaşırcısı ise tifo sebebiyle hayatını kaybeder.

Mary, 2. evi de bırakır, bir avukatın evinde çalışmaya başlar. Belki de diğer 2 evdeki kısa çalışma mazisinin etkisinden kurtulmak ve uzun süre çalışmak istemektedir. Fakat bu ümidinin gerçekleşmeyeceği kısa sürede anlaşılır:

Evdeki 8 kişiden 7’sinde tifo hastalığı ortaya çıkar!

Mary, bu sefer hastaları bırakıp gitmek istemez. Hastaların bakımını üstlenir. Fakat kendi bakımı altındayken, ev halkının hastalıkları şiddetlenir.

Bu işten de bir şekilde ayrılan Mary, 1904 yılında Long Island’da bir başka evde çalışmaya başlar. Yine 2 hafta içinde evdeki 11 kişinin 6’sına tifo bulaşır.

Bu kadarla kalır mı dersiniz?

Kalmaz. Mary yine işyerini değiştirir. Bu sefer 3 kişiye tifo bulaşır.

Bu belki böylece devam edip gidecektir ama Mary’nin çalıştığı evin arazi sahibi, bir sağlık memuru olan George Soper’i, hastalığın yayılma sebebini bulması için çağırır. Durumu dikkatle inceleyen sağlık memuru, Mary’nin tifo taşıyıcısı olabileceğini düşünür.

“Gözden kaçırılabilir mi?” demeyin. O ana dek, ABD’de canlı tifo taşıyıcısına rastlanmamıştır.

Tifonun konak değiştirmesi, genellikle taşıyıcı olan bir insan tarafından kirletilen su veya yiyecekle gerçekleşmektedir. Bu durum, sağlık memurunun şüphelenmesinin de temel sebebidir.

Soper, Mary’den idrar ve dışkı örneği almak istediğinde, Mary kontrolü inatla reddeder. George Soper daha sonra 1906 yılında Journal of the American Medical Association’da bulgularını yayınlar.

Mary ile 2. karşılaşmalarında yanında bir doktor da getiren Soper, yine Mary Moller tarafından reddedilir. Mary’nin bu reddinde, güvenilir bir kimyagerin Mary’nin önceki tahlillerinde bakteri taşımadığını tespit etmesi etkili olmuştur. Üstelik, daha önce de söylediğimiz gibi, bu dönemde bir hastalığın bir insanda bulunup ondan yayılabileceği ve ona zarar vermeyebileceği bilinmemektedir (Taşıyıcılık).

George Soper, Mary’nin taşıyıcı olduğundan emindir. Bir başka karşılaşmalarında, Mary’ye hakkında bir kitap yazacağını ve bütün idarecilere göndereceğini söyler. Bunu duyan Mary kendisini banyoya kilitler.

New York City Sağlık Departmanı Dr. Sara Josephine Baker’ı Mary’ye gönderir fakat Mary yanlış bir şey yapmamasına rağmen, suçlandığını söyler. Bir nevi kontrolü tekrar reddeder.

Bu durumu bir sonuca kavuşturmak isteyen doktor, birkaç gün sonra polis memurlarıyla beraber Mary’nin çalıştığı yere gelir ve Mary’yi tutuklatır. New York Sağlık Departmanı, Marry’nin tifo taşıyıcısı olduğunu açıklar.

Bu, ABD tarihinde ilk tifo taşıyıcısı vakasıdır. Nort Brother Island’da 3 yıl karantinada tutulan Mary, yiyecek işlerinde çalışmaması şartıyla daha sonra serbest bırakılır.

Hikaye böyle bitseydi, herhalde “Bilmeden insanlara zarar vermiş, sonra bulunmuş. Ne yapsın?” denebilirdi.

Fakat hikaye burada bitmedi.

Mary Brown takma ismini kullanmaya başlayan Mary, şu garipliğe bakın ki New York Sloan Hastanesi’nde, evet hem de bir hastanede, aşçılığa başladı ve burada tam 25 kişiye tifo hastalığını bulaştırdı. Hastalık bulaşanlardan 2’si öldü.

Mary karantinadaSağlık çalışanları, Mary’yi tekrar buldular ve aynı yere bu sefer ömür boyu karantinaya gönderdiler. Burada ünlenen Mary ile gazeteciler röportajlar yaptılar. İlerleyen zamanlarda, adanın labaratuarında tekniker olarak çalışmasına izin verildi.

Mallon, 11 Kasım 1938 yılında, 69 yaşındayken hayatını kaybetti.

“Tifo sebebiyle herhalde” mi diyorsunuz?

Hayır efendim. Mallon’un ölümüne, pnömoni (Bir akciğer hastalığı) sebep oldu.

Buna rağmen otopsi sonucunda safra kesesinde de canlı tifo bakterileri görüldü. Belki de Mallon’un vücudu da tifoya bağışıklığını yitirmeye başlamıştı.

Mary’nin cesedi, yapılan cenaze töreninin ardından yakılır.

O zamandan beridir, hastalığını kabul etmeyen hastalık taşıyıcıları için “Tifolu Mary gibi…” yakıştırması yapılır.

Mary’nin “bile bile” çalışmaya devam etmesinin sebepleri üzerine çokça konuşulmuştur.

Bazıları bunun basit bir “hastalığı reddet” tepkisi olduğunu söylerler.

Sosyologlar ise, bu olayların büyümesinde, o dönem ABD’sinde İrlanda göçmenlerine sadece aşçılık işlerinin verilmesinin etkisi olduğuna inanırlar.

Öyle ya, herhalde Mary, aşçılığı hayatının anlamı olduğu için seçmemişti.

Tifo aşısı 1897 yılında Almroth Edward Wright tarafından bulunur.

Bu uzun ve hüzünlü hayat hikayesinden çıkarılabilecek yığınla ders var. Ben bir tanesini hatırlatarak yazımı bitirmek istiyorum.

Bir daha, birileri, size temizliğin, karantinanın, tıp bilgisinin batıdan geldiğini söylerse, bu yazıyı hatırlayarak gülümseyin. Bir de şu Hadis-i Şerif’i hatırlayın:

“Hastalık olan yerden çıkmayınız, hastalık olan yere girmeyiniz.”

Toplum içi sağlık bilinci oturmamış toplumlar, her zaman salgınlarda daha çok sıkıntı çekiyorlar.

Resimler Wikipedia‘dan alınmıştır.

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir