Edebi Hezeyanlar’ Kategorisi Arşivi

Yazarlara gelenlerin geldiğini gösteren, insanın tahammül sınırlarını zorlayan, sıcak havalarda soğuk duş tesiri yapan edebi yazılar bu kategoride toplanıyor.

Kategori alt işareti
8. Sayfa« Ilk...«678910»...Son »
05 Kasım 2007, Pazartesi // Seyyah-ı Fakir

Tıp, ihtisas konusu olan insan vücudunun karmaşıklığından olacak, bilgilerin en karmaşık olduğu bilim dallarından biridir. Hemen her bilimle alakalı olması, fizikten, kimyadan, biyolojiden yararlanması; fakat bu dallardan biriyle tam olarak sınırlanamıyor olması sebebiyle; bir bilim dalı mı, yoksa bir uygulama alanı mı olduğu sorusu bile çokça tartışılır.

Haliyle, bilgilerin karmaşık olduğu bir ortamda, ayrıntılı tasnif edilmiş, tutarlı bilgiler bulmak kolay değildir. Kaynakların kimisi birbiriyle çelişir, birinin “Olur” dediğine diğeri “Olmaz!” der; bir kaynağın kesin kabul ettiği bilgiler, diğerinde şüpheyle karşılanır. Yazının tamamını oku »

02 Kasım 2007, Cuma // opereysin

Ahmet Sırrı Arvas’ın “Seni bekleyenin var mı?” isimli kitabından bir hikaye…

Kiracılık zor iş.
Beklenmedik bir anda evinizden çıkmanız gerekebilir bazen.
Ekstra stres, ekstra problem.
Bir gün ev sahibimiz bana “Evi sattım, bir ay içinde boşaltın” dedi.
Kontrat yok, bişey yok. Çaresiz “peki” dedik.
Yeni ev aramaya koyulduk ve bir tane bulduk.
Pılımızı pırtımızı toplayıp bir kamyona yükledik.
Yola düştük.
Yeni evimizin önünde durduk.
Tatlı bir sonbahar günü.
Havada hafif yağmur var.
Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
01 Kasım 2007, Perşembe // flightnumber_118

Avrupa’da Türkleri neden pek severler(!) bilir misiniz? Avrupa’nın Türkler’den büyük kuyruk acısı vardır da ondan…

Avrupa’nın hangi şehrine giderseniz gidin mutlaka Türk olduğunuzu öğrenince insanların yüzündeki ifadenin değiştiğini en azından nötr bir hâle geçtiğini şıp diye anlarsınız. Neden? Sebepleri zaten belli ama ben biraz araştırdım ve ilginç neticelerle aşağıda aktarıyorum. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 3 Yorum »
31 Ekim 2007, Çarşamba // opereysin

El Harezmiİçinde rakamların bolca geçtiği bir tablo hazırlamayla işiniz olduysa, tasarımda sağa yaslama özelliğinin ne kadar önemli olduğu dikkâtinizi çekmiştir. Yazıları genellikle sola yaslarız; ama iş rakamlara geldiğinde, aynı basmakların üst üste durması okunurluğu artırdığından, hepsini birden sağa yaslama ihtiyacı hissederiz. Hiç aklınıza takıldı mı bilmiyorum ama, “Soldan sağa yazılan bir alfabe ile çalışırken sağa yaslama ihtiyâcını neden hissediyoruz?” diye düşünüyor insan.

Eğer rastladıysanız bilirsiniz, İbrânîce veyâ Arapça bir web sitesinde herşey sağa yaslı durumdadır. Bunun sebebi de yazının sağdan sola olmasıdır. Böyle bir sitede, listelenmiş rakamlar da sağa yaslı olacağından, herhangi bir şeyi sola yaslamaya ihtiyâç duyulmadığı görülecektir. Diyebiliriz ki bilgisayarı Ortadoğu ülkeleri geliştirmiş olsaydı, Word’de sola yaslama diye bir özellik, Frenk memleketleri de kullanabilsin diye çok sonraları geliştirilecekti. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 1 Yorum »
29 Ekim 2007, Pazartesi // opereysin

Yaptığımız iş ne olursa olsun, her zaman üretkenliğe ihtiyaç duyuyoruz. Bazen bu ihtiyacımız artabiliyor: İş adamı için çıkmaza düştüğü bir noktada, yeni bir fikir; bir şair için kafiyeye uyan anlam dolu bir kelime; bir oyun kurucu için topu yollayacağı doğru kişi! Üretkenlik kavramı, yaptığımız işe göre böyle değişkenlik gösterebilse de; bazı temel tavsiyeleri, bulunduğumuz her sıkıntılı durumda kullanabiliriz. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
28 Ekim 2007, Pazar // victory

SamanAtasözleri, kökü binlerce yıl öncesine dayanan, bir milletin kültürünü ve inancını yansıtan kısa ve özlü sözlerdir. Binlerce yıl, dilden dile, nesilden nesile aktarılmış olmaları sebebiyle olacak, gereksiz bir kelime, hatta bir ek bulundurmazlar. Yeri geldiğinde; bir paragrafta anlatılamayacak bir düşünceyi, tek başlarına anlatırlar.

Bazı atasözlerimizi daha sık duyar, daha sık kullanırız. Bundan mıdır bilinmez, anlamlarını kurcalamaz, nereden geldiğini araştırmayız. Aynen “Sakla samanı, gelir zamanı” atasözümüzde olduğu gibi.

Saman, bildiğiniz gibi hayvan yemi olarak da kullanılan kurutulmuş bitkilere verilen isimdir. Peki bu atasözümüzde niçin yer alıyor? Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 1 Yorum »
22 Ekim 2007, Pazartesi // victory

Robinson Crusoe

Robinson Crusoe’un ada macerasını hepimiz okumuşuzdur. Zaten ilkokulda çocuklarımızın edebiyatla tek ilişiği Robinson Crusoe benzeri yabancı hikayelerdir. La Fontaine’nin “alıntı” hikayelerini, orijinallerini içeren Kelile ve Dimne’ye tercih eder, Jules Verne kitaplarıyla yatar kalkarız. Neyse…

Boğulmak üzereyken bir adaya tesadüfen ayak basması, “tesadüfen” gemiden bir yığın malzeme alabilmesi, “tesadüfen” hemen her çeşit bitkinin yetiştiği, balıkların sulardan taştığı, kuşların ve yenilebilir hemen her hayvanın bulunduğu bir adaya denk gelmesi; hikayeyi okuduktan yıllar sonra “Yok daha neler!” dememize sebep olsa da, vakti zamanında aklımızın bir köşesinde yerini almıştır Robinson.

Peki hiç düşündünüz mü bu hikayede gerçeklik payının olabileceğini? Birinin, yıllarca bir adada, herkesten uzak yaşam mücadelesi vermiş olabileceğini? Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 1 Yorum »
16 Ekim 2007, Salı // victory

Thomas Edison, muhtemelen tarihin en çok not tutan bilimadamlarından biriydi. Ömrü boyunca 5 milyon sayfadan fazla not tutmuştu. Önemli çalışmaları (Evet, ampülü bulmak gibi…), izleyeceği adımlar, hemen hemen aklından geçen her şey bu notlarda yazıyordu. Peki onun gibi not tutmak ne işimize yarayabilir? Kendi ismiyle 1000′den fazla patenti bulunduğunu düşünürsek, acaba “Düzenli not tutmak insanı başarıya ulaştırabilir” diyebilir miyiz?

Bu yazımızda, Edison gibi not tutmanın avantajlarını listeleyeceğiz. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 3 Yorum »
8. Sayfa« Ilk...«678910»...Son »