Edebi Hezeyanlar’ Kategorisi Arşivi

Yazarlara gelenlerin geldiğini gösteren, insanın tahammül sınırlarını zorlayan, sıcak havalarda soğuk duş tesiri yapan edebi yazılar bu kategoride toplanıyor.

Kategori alt işareti
İlk...234...Son
2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 07 Eylül 2009, Pazartesi // victory

Üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler

Önceki yıllarda olduğu gibi, bu yaz da ÖSS’ye girenler için heyecanlı geçti: “Hele bir ÖSS geçsin” ile başlayan temenni konuşmaları, “Abi bir puanlar gelsin de bakalım” ile devam etti. Tercih listesini hazırlamanın gerginliği, herhalde önceki aşamaların hepsini geride bıraktı. Sonunda heyecanla beklenen gün geldi, pek çok öğrenci, tercihlerinden birini kazandığını öğrendi.

Bu noktada, üniversiteye başlarken akılda bulundurulması gerekenler konusunda akıl veren yüzlerce tanıdık olabilir. Bu tanıdıkların bir kısmı, kendi yapamadıkları aktiviteleri size tavsiye (veya empoze) edebilirler. Vize-finaller konusunda gözünüzü korkuturlar, bir an önce eve çıkmanızı tavsiye ederler filan. İşin doğrusu, çoğu üniversiteye başladıkları günü hatırlamamaktadırlar bile. “4 yılda unutulur mu?” demeyin efendim. Üniversite bu, unutulur. :)

Kendilerinden alacağınız bu tavsiyeler, 4. sınıfa başlayacaklar için faydalı olabilirlerse de, sizin pek işinize yaramazlar. Hatta bu tavsiyelere harfiyen uymak, bir kaç dönem kaybetmenize bile sebep olabilir.

İşte bu sebeple, üniversiteye yeni başlayacaklar için eğitimci misafir yazarımız Mert Bey‘in hazırladığı 11 maddelik tavsiye listesini yayınlıyoruz. Bu tavsiyelerin, çevrenizdekilerden kolay kolay duymayacağınız tavsiyeler olmasına dikkat edildi. Umarız işinize yarar. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 3 Yorum »
3 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 29 Ağustos 2009, Cumartesi // Seyyah-ı Fakir

Hatıra eşyalar

Geçenlerde, evi “yaz temizliği” adı altında elden geçirirken, eski yıllara ait defter, kitap gibi eşyalarımın bulunduğu masama ve dolaplarıma da çeki düzen vermem gerekti. Tozlanmış, eskimiş, ama her biri birer etkileyici cümle gibi insanı beyninden vurulmuşa çeviren hatıra eşyalar vardı buralarda.

Eşyaları gözden geçirmem ve çok büyük bir önemi olmayan veya tamamen önemsizleşen eşyaları “atılacaklar”ın arasına koymam gerekiyordu.

Herkes benim gibi mi bilmiyorum ama, ne zaman böyle bir şey gerekse, acayip bir sıkıntı kaplar yüreğimi. Elime aldığım her eşyanın hatırası canlanır zihnimde. Beynimde bir ses fısıldar: “Bunları atarsan, unutacaksın hikayelerini!”

Halbuki gerçekte, Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 7 Yorum »
4 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 5 (4 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 18 Ağustos 2009, Salı // Seyyah-ı Fakir

Deprem: Çoktan unutmadık mı?

Derinden gelen bir uğultu…

… ve korkunç bir sarsıntı.

Elektrikler çoktan gitmiş.

Önce sağdan-sola, sonra daireler çizerek sallanıyor bina.

Neredeyim?

İstanbul’da olmadığımı hatırlıyorum. Gölcük yakınlarındayım.

Binaya kamyon çarpıyor gibi.

Veya dev bir boğa boynuzlarını takmış binayı kaldırıyor sanki.

Yazının tamamını oku »

6 votes, average: 5,00 out of 56 votes, average: 5,00 out of 56 votes, average: 5,00 out of 56 votes, average: 5,00 out of 56 votes, average: 5,00 out of 5 (6 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 24 Temmuz 2009, Cuma // victory

Ev AletleriBuzdolabı üşütüktür. Kendi soğuğundan zahir. Sakin rutin çalışırken birden biri yoklamış gibi irkilir. “Tırrn tırrn tırrn” diye başlar, bir iki ‘grav gruv’dan sonra “tör tör tör” finaliyle silkinip kendine gelir. Sakin olmasını telkin edin, imkânlar dâhilinde ve özel günlerde (elektrik kurumunun yıl dönümünde falan) hediyeler alın. Kapısına mıknatıslı meyveler, su bidoncukları (üzerinde sucunun telefonu olanlardan) süsler yapıştırın. Asla kaba davranmayın. Elleriniz dolu olsa bile sakın ola kapısını ayakla kapatmayın. İntikam için taş zemine su salar. Kış günü “vörckk” diye ıslanır çorap, evin en cüsselisi bile kayar yapışır yere…

Fırın kaprislidir. Önceden yüz elli dereceye ısıtılmışken, “Migrenim tuttu” bahanesiyle her zaman körük gibi kabarttığı keki dümdüz pişirir. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar, Komik altında yayınlanmış | 3 Yorum »
4 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 54 votes, average: 5,00 out of 5 (4 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 01 Temmuz 2009, Çarşamba // checka

Dürüm ve Poşeti- Aksaray!

Mekanik ses ikinci kez tekrar etti:

- Aksaray!

- Sayın yolcularımız; Aksaray, bu yöndeki son istasyonumuzdur.

Kapılar açıldı. İnsanlar akışkan bir madde gibi kapılardan çıktı. Vagonda kimse kalmamıştı.

Sonunda o da çıktı. İki çıkışlı istasyonda insanlar hep sol taraftakini kullanıyorlardı. Sağa döndü. Yazının tamamını oku »

4 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 54 votes, average: 4,50 out of 5 (4 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 11 Haziran 2009, Perşembe // bulut

Karınlık Korkusu

Yıllarca sınıf öğretmenliği yapmış biriyim, onun kadar iyi anlaştığım bir öğrenci olmadı. Fazla konuşmayan biriydi. Aynı zamanda komşusu olduğumdan, belki de en çok benimle konuşuyordu. Ailesi bir trafik kazasında hayatlarını kaybettiklerinden, babaannesi ile beraber kalıyordu.

Onu her sabah okula ben götürür ben getirirdim. Dedim ya konuşmayı sevmezdi, ama konuştuğunda tane tane konuşurdu. Söylemek istediğini, net olarak söylerdi. Ne fazladan bir kelime eklerdi, ne de sözü eksik bırakırdı.

Nedendir bilmem, okulda arkadaşlarından büyük saygı görüyordu. Birbirlerinin sözlerini kesmeye meraklı olan minikler, onun ağzından çıkacak iki kelimeyi dinlemek için sus pus olurlardı. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 3 Yorum »
4 votes, average: 3,75 out of 54 votes, average: 3,75 out of 54 votes, average: 3,75 out of 54 votes, average: 3,75 out of 54 votes, average: 3,75 out of 5 (4 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 08 Haziran 2009, Pazartesi // Chief

Hani unutulmuş gelenekler diye iç geçirip, geçmişten dem vururuz ya…

“Filan zamanda insanlar…” diye başlayan, ya da “Şu yörenin adetleri…” diye devam edebilen muhabbetler…

Bir de hani çok günlük, sıradan, zaten olması gerektiği gibi olanlar vardır ki, insan hatırlanamayacağını bile düşünmez.

Unuttuk, unutturulduk, ya da unutuldular işte…

Ama, bir gün gelip de Yazının tamamını oku »

2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 23 Mayıs 2009, Cumartesi // Seyyah-ı Fakir

Hakemin Prensiplisi

Enteresan bir huyum var benim.

Kalabalıkların arasında, pek çok kişinin dikkatini çekecek bir olayla karşılaştığımda, hep diğerlerinin yapmadığını yaparım, istemeden.

İki kişi dövüşüyorsa mesela, herkes gibi onları seyretmez; onları ayırmaya çalışanları seyrederim.

Konuyla alakaları olmamasına rağmen, neden yumruk yemeyi göze aldıklarını anlamaya çalışırım sonra. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 3 Yorum »
İlk...234...Son