Yarasa Bomba

Yarasa Bomba

1940ların ortalarında Japon evleri kağıttan ve ahşaptan yapılıyordu ve doğal olarak bu evler kolaylıkla yanabilir özelliğe sahiplerdi. Eğer Amerika Birleşik Devletleri çok sayıda evi yakıp, oluşan bu yangını geniş alanlara yaymanın yolunu bulabilirse, Japon ekonomisi ve ülkenin altyapısı büyük bir zarar görebilirdi. Üstelik bu şekilde can kaybı nispeten daha az olacaktı.

Fikir mantıklıydı da, pek mümkün görünmüyordu. Zira halihazırda böyle bir silah yoktu. Napalm Bombası düştüğü bölgede yangın başlatabiliyordu, ancak yangının geniş bir alana yayılması mümkün olmuyordu. Savaş uçakları aracılığıyla bir alana binlerce bombayı arka arkaya bırakarak bombalama işlemi olan halı bombardımanı da belki daha büyük bir alanın bombalanmasını sağlayabilecekti, ancak hatırı sayılır bir yangın başlatmayı başaramazdı. Sonuçta bahsedilen iki yöntemin de çok fazla sayıda ölüme sebep olması beklenirdi.

Ancak atom bombalarının üretilmesi ile sonuçlanan Manhattan Projesi’nin çalışmalarına başlanmasından birkaç ay önce Lytle Adams isimli bir diş hekimi, yarasaların savaş stratejisinde kullanabileceğini savunan bir fikir öne sürdü. New Mexico’da bulunan Carlsbad Kanyonu’ndaki mağaraların civarında milyonlarca yarasanın uçtuğunu görünce aklına hemen ilginç bir fikir gelmişti: Yarasalar yangın bombalarını Japonya’nın her tarafına yaymak için kullanılabilirdi!

Adams birkaç tane yarasa toplayıp onları kulanarak küçük bir araştırma yaptı. Yaptığı araştırmanın sonucunda, ağırlığı yarım kilogramı bulmayan küçük yarasaların bile ağırlığının üç katı kadar patlayıcı taşıyabildiğini gördü. Planını Amerikan Ordusu’na götürdü (Belli ki bu o zamanlar çok sıradışı bir durum değildi) ve ordu bu fikrin değerlendirilebileceği kanısına vardı.

Adams’ın teorisi temelde oldukça basitti: Bir milyon adet yarasa toplanacak ve kış uykusundalarken zaman ayarlı yangın cihazları sırtlarına kayışla bağlanacaktı. Yüksek irtifalarda açılacak her bir bombada bin adet yarasa yer alacaktı. Gece Japonya üzerinde uçaklar bombaları bırakacak ve yarasalar hava sahasına yayılacaktı. Şafak vakti geldiğinde ise teoriye göre yarasalar karanlık yerlerde saklanacaklardı. Genelde saklandıkları yerler tavan araları oluyordu.

Daha sonra zamanlayıcı geriye doğru sayacak ve büyük bir patlamayla binlerce Japon binası alev alacaktı. Bu fikir sadece bir teori değildi aslında. 1943 yılının Mart ayında, Amerikan Ordusu, Texas’ta bulunan bir mağara dizisinde uygun bir yarasa popülasyonu belirledi. İlerleyen birkaç yıl boyunca 2 milyon dolarlık (Bugünün parasıyla 25 milyon dolar) bir harcama ile Adams’ın teorisi test edildi. Hatta bir seferinde, serbest bırakılan yarasalar, üste yangın çıkmasına sebep oldular.

Neticede ordu gerçekten yarasa bombaların işe yarayabileceğini düşündü. Bir rapora göre yarasa bombaların verimliliği (Yarasaların sayesinde çıkması olası yangınların sayısı ile hesaplanıyordu) sıradan yangın çıkaran bombalara göre 10 ile 30 kat arası daha fazlaydı.

Ancak 1944lerin ortasında yarasa bombalar ile ilgili hazırlanan son raporda, sonuçlar olumlu olsa da, yarasaların gelecek yıl hazır olamayacağı bilgisi yer alıyordu.

Bu problem sebebiyle Yarasa Bomba Projesi hayata geçirilmeden iptal edildi.

Japonya’yı çok daha trajik bir son bekliyordu.

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir