Uçan Trenler

Uçan Trenler

Almanya’nın parlak zekalı mühendisleri arasında sayılan Franz Krukenberg, aslen bir gemi-inşa mühendisidir. Uçak ve “hava gemileri” tasarlamış olmasına rağmen, patlayıcı tabiatları sebebiyle olsa gerek zeplinleri ilk eleştirenlerden biri oldu. 1929’da kendi görüşünü ileri sürdü:  “Schienenzeppelin” yani “raylı zeplin”. Kolayca tahmin edilebileceği gibi, bu şekilde adlandırılması, zeplin (hava gemisi) gibi gözükmesinden dolayıydı. Uçak alüminyumundan yapılmış, hafif, iki adet büyük BMW hava motorundan hareket alan (sonradan bir adet) arka pervanesi tarafından itilen tek vagonunun, 40 yolcu taşıyabilmesi planlanmaktaydı. 1930ların başında, bu tarz yeniliklere fazlasıyla hevesli olan Almanya hükumetinin isteği ile, proje Alman İmparatorluk Demiryolu şirketi (German Imperial Railway) tasarımcılarının çizim tahtaları üzerinde yerini aldı. Sadece 6 ay sonra, raylı zeplin hazır olmuştu. Mermi şeklindeki şık aerodinamik burnu ve yenilikçi tasarımı, açıkçası günümüzün trenlerinden bile daha gelişmiş görünmesine yol açıyordu.

Ve gerçekten çok hızlıydı. 10 Mayıs 1931 de tren 200 km/saat hız limitini  kırdı ve sadece 11 gün sonra 230.2 km/saat olan yeni ray üstü dünya hız rekorunu kırmayı başardı. 1954’e kadar bu rekor kırılamadı ve hala petrolle çalışan trenler arasındaki rekorunu koruyor.

Peki bilimkurgu romanlarından fırlamış gibi görünen bu araca ne oldu? Bugün kullandığımız demiryolu araçlarının bile süpersonik hızlara ulaşmadığını farketmişsinizdir. Peki neden? Adil olmak gerekirse, “Schienenzeppelin” (raylı zeplin) kusursuz bir tasarım değildi. Tren daha ilk denemelerinde dik yokuşlara tırmanamadığını kanıtladı ve bu problemi aşabilmek için ya yeni raylar döşenecek yahut ilave bir güç kaynağı ünitesi kullanılacaktı. Ayrıca gözle görülür bir altyapı problemi de mevcuttu. Tren hızlı ve hafif olduğundan, ağır ve yavaş trenler için tasarlanan kıvrımlı raylar “Schienenzeppelin”in havalanması tehlikesine yol açıyordu. Bu problemin üstesinden gelmek ve gerekli olan aşağıya itmeyi sağlayabilmek için şaftın 7 derece açıyla eğilmesi sağlandı. Fakat gerçek şu ki birçok yol bu tarz eğimle hareket edecek bir tren için tasarlanmamıştı ve  trenin inşaatı yolun yapılmasından daha büyük ve daha pahalı bir girişimdi. Daha sıradan problemleri de vardı. Arka pervaneli sürüş aslında trenin başka ünitelerle birleşemeyeceği anlamına geliyordu. Bu durum da, raylı taşımacılığın büyük bir avantajı olan çok sayıda vagonun birbirine bağlanabilmesi özelliğini ortadan kaldırıyordu.

Uçan Trenler

Bütün bunlar füturistik ”Schienenzeppelin”e karşı komplo kurdu ve 1939’da savaş patlak verdiğinde tek prototip de parçalandı. Anlaşılan parçalar savaş için gerekliydi. Alman İmparatorluk Demiryolu farklı bir yol tuttu. Kendi pervanesiz sürülebilen raylı aracını geliştirerek buna “Uçan Hamburger” gibi şaşaalı bir isim verildi. Peki Almanya’nın zeplin treni dikkatleri dağıtmak için mi ortaya atılmıştı? Çoğunlukla olduğu gibi, Krukenberg’in “Schienenzeppelin”i yaparken öğrendiklerinin birçoğu daha sonradan TGV gibi yüksek hızlı tasarımlar için kullanıldı.

Uçan Trenler

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir