Monopoly ile savaş kazanmak

Monopoly ile savaş kazanmak

Başlık garibinize gitmesin. 2. Dünya Savaşı boyunca, İngiliz gizli servisi, Almanya’daki Müttefik askerlere gizliden gizliye planlarını yolluyordu. Hangi yolla mı? Monopoly kutularıyla. Yapmaları gereken iş son derece açıktı: Esir kamplarına sessiz ve gizli bir şekilde gerekli materyalleri ulaştırmak. Ama bu işi Monopoly kutularıyla yapma fikri, haritaların başı çektiği bir seri işe yarar benzerlikten doğdu.

İpek kadar yumuşak

Haritaları düşman topraklarındaki hedeflere ulaştırmak, sanıldığından daha zordur. Düşünün bir kere, haritalar ıslanınca parçalanır, katlanmamış haldeyken çok ses çıkarırlar. Üstelik müttefik memurları, kağıt haritalarla Alman taburlarının dikkatini çekmekten çok korkarlar.

Peki ne yapmalıdırlar? Akla gelmeyecek bir yöntem seçerler: İpekten mamül haritalar. Bu haritaların değişik hava şartlarında kullanılabilmelerinin dışında ses çıkarmamaları gibi “hayati” bir avantajları daha vardır.

Müttefikler haritaları ipekten üretmeyi kafaya koyduktan sonra fizibilite çalışmasına koyulurlar. Sessiz haritaları üretmek için, o sıralar ipek üzerine baskılar yapan John Waddington Ltd.‘nin kapısı çalarlar. Waddington’ın o sıralar uğraştığı diğer iş nedir sizce? Evet, bildiniz. Waddington şirketi, Monopoly’nin ABD sınırları dışındaki yerlerde üretim hakkı sahibi, yani distribütörüdür.

Birden, bu aile oyunu, Alman esir kamplarına gerekli tedariği sokabilmek için muhteşem bir yol olarak görülmeye başlar. O sıralarda Naziler yoğun baskı altında olduklarından, bırakın ele geçirdikleri esirlere, kendilerine bile ihtiyaç malzemesi tedarik edemez durumdadırlar. Geneva Anlaşması’na aykırı olan bu davranışlarının görülmemesini ümit ettiklerinden olacak, esir kampları için dış ülkeler tarafından gönderilen yardım paketlerini sevinçle alırlar.

Monopolyleri inceleme ihtiyacı duymazlar, kontrolleri yiyecek ve giyecekler üzerine yoğunlaştırırlar. Monopoly o zamanlar bile bütün Avrupa’da bilinmektedir. Alman gardiyanlar da bu oyunu mahkumları oyalamak için iyi bir yol olarak görürler.

“Özel Sürüm”

1941’de İngiliz gizli servisi ana planıyla Waddington’a gider. Waddington’dan, “özel sürüm” Monopolyler üretmesi istenmektedir. Bu özel sürümde ne gibi ekstralar vardı dersiniz? Üretimin yapıldığı fabrikada bu işle uğraşmayan diğer elemanların bile bilmediği gizli bir bölme, standart piyonlar (araba, Scotty köpek…) haricinde oynayan parçalar (metal dosya, manyetik pusula ve tabii ki bizim ipek harita).

Daha da ilerisini söyleyelim: Bazı Monopoly paraları gerçek paraydı. O günlerin Alman, İtalyan ve Fransız paraları, rüşvet için Monopolylere yerleştiriliyordu.

Waddington yardım dağıtıcalarıyla ortaklaşa çalıştığı için; her kampın kendine özel, ayrı haritalı farklı oyunlar yollayabiliyorlardı. Ön cephelerde savaşan Müttefik askerlerine ele geçirilirlerse kamplarda oyunun özel sürümünü bulmaları tembihlenir. Özel sürüm Monopolylerin nasıl ayırt edileceğini merak ettiniz değil mi?

Özel sürümde oyunun köşesindeki Park Alanı’ndaki kırmızı bir nokta yer alıyordu.

Hapisten bedava çıkış

Savaşın sonunda, tahminlere göre 35 binden fazla Müttefik askeri, Alman esir kamplarından kaçmayı başarmıştı. Kesin bir yargıda bulunamasak da, muhtemelen esirlerin bir kısmının kurtulmasında bu klasik aile oyununun faydası oldu.

Planın gizliliği savaş boyunca korunur. Bu sayede hem İngilizler esirlerini kurtarırlar, hem de Waddington olası bir Alman bombardımanından korunmuş olur. Savaştan sonra kalan kamplar yıkılır ve plana dahil olan -mahkumlar dahil- herkese sessiz durmaları söylenir.

Herhalde müttefik kuvvetleri, bir sonraki büyük çaplı savaşta bu aile oyununu yeniden kullanmak istiyorlardı.

Monopoly Demir Perde’nin gerisinde

İster inanın ister inanmayın, Monopoly soğuk savaş döneminde de kültürel etkilere yol açtı. Monopoly, diğer oyuncular fakirleşirken oyunculardan birinin zenginleşmesi temasına dayalı olduğu için, Sovyet memurları oyunu kapitalizmin açık bir sembolü olarak gördüler. Bu sebeple, halkın oyuna ilgisi arttıkça, Sovyetler bu ilgiyi frenlemeye çalıştılar.

Sovyetler, Küba ve doğu bloku ülkeleri, oyunu “halkın serbest pazar ekonomisinden hoşlanmasını sağlayacağı” korkusuyla yasakladılar. Hatta Sovyetler, oyunun Marksist versiyonunu yapmayı denediler. Bu taklit oyunlara her ülkede farklı isimler verildi. Hırvatça’sı “Sakla” ismindeydi, Rusça’sı ise aşağı yukarı “Yönet” anlamına geliyordu.

Baskı ve engellemeler sonuç vermedi. Sovyet sosyal yaşamının tek düzeliğinden sıkılanlar, soluğu Monopoly’de aldılar. Monopoly, Demir Perde’de el altından oynanmaya devam etti. Ancak 1987’de, Sovyetler’in yıkılmasından 4 yıl önce, oyun serbest bırakıldı.

Bugün Monopoly 80’den fazla ülkede satılıyor ve 200’den fazla benzeri ile dünyanın hemen her yerinde oynanıyor.

Sözün özü: Bir zamanlar, birileri için Monopoly, bir oyundan daha fazlasını ifade ediyordu.

Mental Floss Dergisi’nde yayınlanan War-opoly: How History’s Most Popular Board Game Helped Defend The Free World yazısından tercüme edilmiştir.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir