27 Mayıs 2009 // {victory}
3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ...
Paylaş
Digg
FriendFeed
Technorati
StumbleUpon
Şimdi opereysin.com'da: Bir Ayıcık Masalı

Bizim Hikayemiz

Sana bir hikaye anlatayım delikanlı.

Bizim hikayemizi…

Ama önce başka taraflara bakmayı bırak. Cep telefonunu da sessize al hele!

Hah, işte böyle!

Yıllar önce, buralarda başka insanlar varmış.

Şu sokağın köşesindeki ahşap bina var ya, orada bir bakkal varmış.

Sattığı malın kusurunu, alacak olana söyler; tartacağı malı, fazla fazla tartarmış.

Bir defter varmış tahta tezgahının üzerinde. Onda veresiye verdiği mahallelinin isimleri ve borçları yazarmış.

İkinci bir defteri daha varmış, arkasındaki dolabın en alt çekmecesinde. Onda da borçlar yazarmış ama, karşısında kimsenin bilmediği isimler olurmuş.

Bu bilinmeyen isimler, fakirlerin lakaplarıymış, bakkalın nezdinde.

Getirip borçlarını verirlerse alır, getirmezlerse sormazmış.

Belli ki, kendinden sonra kimse onların yakasına yapışamasın istermiş.

Bir iş görmesi gerekse, dükkanın kapısını açık bırakır, gidermiş.

“Gelen olur da, malım çalınır” diye endişesi olmazmış.

Dahası, bakkala gelen çocuklara şekerlemeler verirmiş, cebinden.

O bedava şekerlemeleri yiyen çocuklardanım ben!

Doğru dürüst para kazanamadığını sandın değil mi?

Hayır, mahallesinin en zenginlerindenmiş.

Bahsettiğim bakkalın harika bir insan olduğunu söyleyeceksin şimdi.

Dur hele!

Onun babası da bakkalmış, dedemle akran.

Malın kusurunu söylemesi gerekmezmiş, çünkü kusurlu mal satmazmış.

Tartıda elini bol tutar, iş para almaya gelince, hep biraz az alırmış.

İhtiyaç sahiplerinin çocuklarına kol kanat gerer, evlenecek gençlerin cebine para kormuş.

Onun bir tek defteri varmış.

Fakirleri hesaba katmazmış.

Dükkanını erkenden açar, o günlük rızkını kazanınca kaparmış.

Eh, onun fakir kaldığını sandın değil mi?

Hayır, o mahallesinin en zengin insanıymış.

Verdikçe gelmiş, dağıttıkça dolmuş.

Sonra ne mi olmuş?

Dünya bozulmuş.

Bu bakkalın torunu da bakkalmış ama; veresiye vermez, fakiri sevmezmiş.

Malının bereketi mi kaçmış nedir, ailesinden ne kaldıysa bitirmiş.

Dükkanı kapatmak zorunda kalmış.

O günden beri köşedeki ahşap bina dolmamış.

Onun oğlu da, bir kahve köşesinde ömrünü çürütüyormuş şimdi.

Şaşırdın değil mi?

Şaşırırsın tabi!

Ben 70 yılda bunları gördüm.

Düşünmek bile istemiyorum, sizin hikayenizi.

______________

Yazının Fotoğrafı: “Rüyalarım – Kasım Koyuncu”

Etiketler: , , , , , , , , , ,
Bu yazı 27 Mayıs 2009 günü, saat 0:00 sıralarında victory tarafından yayınlandı. İlgili olduğu kategori: Kafama Göre. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Fikir Beyan Edin

Opereysin.com üyesiyseniz, yorumunuzun sahipsiz kalmaması için giriş yapabilirsiniz. Üye değilseniz, 1 dakikanızı ayırıp üye olabilirsiniz. Yorumlar, onaydan geçmeden yayınlanmazlar.

Türkçenin doğru kullanıldığı yorumları seviyoruz. (Nasıl yazmalıyım?)
Çesnili olacaksa: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> etiketlerini kullanabilirsiniz.

Yorum Ön İzleme > Göndermeden önce bi' bakın.
Kısayollar
2 sütun