"üniversite" etiketi Arşivi

Hatırlatma: Yazılarımızı etiketlememiz tamamlanmadığı için, etiketle alakalı yazıların tamamını listeleyemiyoruz. Ayrıntılı arama için, arama kutucuğumuzu kullanmanızı tavsiye ederiz.
2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 04 Kasım 2009, Çarşamba // opereysin

Yeni nesil bir alem

Sabahın ilk ışıklarıyla evden çıktığımda günümüz gençliği hakkındaki fikirlerim yeniden tazelenmeye başlamıştı bile. Asansördeki acil durum tuşunu, çakmağı ustaca(!) kullanan biri tarafından karartılmış buldum.

Apartmanın dışına çıktığımda bir taksinin geldiğini gördüm. Boş değildir ama, diyerek el ettim. Kısmetime taksi hemen yanaştı. Bavulumu arka, kendimi ön koltuğa attım.

-Metro istasyonu…

15 dakika sonra mevzimize vardık ama, yol boyunca şoför kendini denizlere attı ve yalan dünyayı bize bıraktı.

Jetonumu kaptım ve kendimi yürüyen merdivenin akışına bıraktım. Ben inerken de tramvay istasyona yaklaşıyordu.

Tramvayda gördüğüm iki üç lise öğrencisi birbirlerine WOW’daki durumlarını, oyunda ne denli tecrübeli ve bilgili olduklarını, hararetli hararetli anlatıyorlardı. Ellerinde de zoraki tutuşturulduğu belli olan birer defter ile bir iki soru bankası duruyordu. O kitapların her gün gidip geldiğini tahmin edebiliyordum. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 2 Yorum »
2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 07 Eylül 2009, Pazartesi // victory

Üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler

Önceki yıllarda olduğu gibi, bu yaz da ÖSS’ye girenler için heyecanlı geçti: “Hele bir ÖSS geçsin” ile başlayan temenni konuşmaları, “Abi bir puanlar gelsin de bakalım” ile devam etti. Tercih listesini hazırlamanın gerginliği, herhalde önceki aşamaların hepsini geride bıraktı. Sonunda heyecanla beklenen gün geldi, pek çok öğrenci, tercihlerinden birini kazandığını öğrendi.

Bu noktada, üniversiteye başlarken akılda bulundurulması gerekenler konusunda akıl veren yüzlerce tanıdık olabilir. Bu tanıdıkların bir kısmı, kendi yapamadıkları aktiviteleri size tavsiye (veya empoze) edebilirler. Vize-finaller konusunda gözünüzü korkuturlar, bir an önce eve çıkmanızı tavsiye ederler filan. İşin doğrusu, çoğu üniversiteye başladıkları günü hatırlamamaktadırlar bile. “4 yılda unutulur mu?” demeyin efendim. Üniversite bu, unutulur. :)

Kendilerinden alacağınız bu tavsiyeler, 4. sınıfa başlayacaklar için faydalı olabilirlerse de, sizin pek işinize yaramazlar. Hatta bu tavsiyelere harfiyen uymak, bir kaç dönem kaybetmenize bile sebep olabilir.

İşte bu sebeple, üniversiteye yeni başlayacaklar için eğitimci misafir yazarımız Mert Bey‘in hazırladığı 11 maddelik tavsiye listesini yayınlıyoruz. Bu tavsiyelerin, çevrenizdekilerden kolay kolay duymayacağınız tavsiyeler olmasına dikkat edildi. Umarız işinize yarar. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | 3 Yorum »
3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 16 Mayıs 2009, Cumartesi // opereysin

Mezuniyet âdetleri nereden geliyor?

Mezuniyetlerin kendilerine has garip âdetleri vardır. İngiltere’de olduğu gibi mezuniyette Latince konuşmalar yapılması gerekmese de, dünyanın bir yerlerinden kopup gelen âdetler, bizim mezuniyetlerimizi de etkilemiştir. Mezuniyete katılan öğrenciler kep takarlar, kep atarlar mesela. Bu âdet nereden çıkmış, biliyor musunuz?

“Kep fırlatma” mevzusu kimin aklına geldi? Yazının tamamını oku »

Araştırma altında yayınlanmış | Henüz yorum yapılmamış »
2 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 52 votes, average: 5,00 out of 5 (2 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 27 Nisan 2009, Pazartesi // hijacker

Kampüste hayat ve tavsiyeler

Her sene yüz binlerce öğrencinin hayali üniversiteli olmaktır. Neticede bir çoğu olur da… Ancak bu hayal gerçekleşince, ortada çalışmak için çok fazla sebep kalmaz ve üniversitelinin notları birden “boyun büker”.  Bunda “sıfırcı” hocaların etkisi malumdur, fakat notlardaki bu düşüşten kurtulmanın da çareleri var. İşte kampüste hayat ve işe yarayabilecek bir kaç tavsiye…

Kampüse adım atan herkes bilir. Burası liseden farklı. Teneffüs zili, hoca girince ayağa kalkmalar mazide kalmıştır. Bir kere, kimse üniforma giymez. Aslında buranın üniforması “moda”dır. Üç şeritli ayakkabılar bazı bölümlerde  mecburi (!), o denli yani. Bunlara takılmadan esas mevzuya dönelim. İlk ne yapmalı:

İlk önce hocaların iyi tanınmasında fayda var. Hangi hoca neyi beğenir, nelere dikkat eder? Bam telini bilmeli. Şirazesiz bir sual, Yazının tamamını oku »

4 votes, average: 4,75 out of 54 votes, average: 4,75 out of 54 votes, average: 4,75 out of 54 votes, average: 4,75 out of 54 votes, average: 4,75 out of 5 (4 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 22 Aralık 2008, Pazartesi // victory

Stanford'ın kuruluşu hikayesi doğru mu?

İnternetin ilk kurulduğu yıllardan beri pek çok yerde rastladığımız bir hikaye var. Hikayeye göre, Stanford, taşralı bir karı koca tarafından, ölen oğulları anısına yaptırılmış. Peki bu hikaye doğru mu?

Efendim, hikaye, kaba saba, soluk, yıpranmış kıyafetler giymiş yaşlı bir çiftin Boston treninden inmeleriyle başlıyor. Çift, soluğu Harvard Üniversitesi’nin Rektörlük binasında alıyorlar. Rektörün bürosundan içeri girer girmez, rektör sekreteri masasından fırlayarak önlerini kesiyor. Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralılar Harvard gibi bir üniversitede ne arıyorlar?

Adam yavaşça rektörü görmek istediklerini söylüyor. Sekreter işi yokuşa sürüyor “İşte bu imkansız. Rektörün bugün size ayıracak bir saniyesi bile yok.” gibi bir şeyler geveliyor.

Yaşlı kadın çekingen bir tavırla, “Bekleriz” diye mırıldanıyor… Yazının tamamını oku »

Araştırma altında yayınlanmış | 3 Yorum »
3 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 53 votes, average: 5,00 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 26 Ağustos 2007, Pazar // checka

Karne

Türkiye’de; üniversite bitirmek = İş bulma şansı olması. Yani tüm lise mezunları için böyle bir karamsarlık tabi ki mevcut değil. Okunan bölüme ve okula göre çok şeyler değişebiliyor. Ancak biraz bizim tutumumuz, biraz ülke şartları bu iki mefhumu neredeyse eşit hale getirdi.

Temel sorun aslında şu: Mesleki eğitim eksikliği. Yani liseyi bitren her gencin ‘‘Yahu bi baltaya sap olalım!” endişesiyle; ÖSS den gelen puanla neresi olursa oraya gidelim diyerek, bir bölüme ”kapağı atması”.

Maalesef ülkemizdeki eğitim sistemi de pişkin pişkin “Evet, buna ben müsade ediyorum, ne olacak?” diyor.

Peki eğitim sistemimiz nasıl olmalı? Yazının tamamını oku »

3 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 53 votes, average: 4,33 out of 5 (3 oy) Bir saniye ... Bir saniye ... 19 Ağustos 2007, Pazar // checka

Test çözen genç

Vaktiyle çok tartışmıştık zorunlu eğitimi 8 yıla çıkarırken. Şimdilerde “12 sene olsun” diye çırpınmaya başlayanlar var. Ama ne yazık ki bir çok durumun farkında değiller.

Eğitim 12 sene olursa ne olur? Hiç bir şey olmaz! Galiba en büyük problem de bu. Hiçbir şey olmamasına rağmen devletin omuzlarına onca yük binmesi. Bir kişi, eğitim sistemimizdeki liseyi eğer klasik şekilde okursa mesleki bilgiler ve hayat adına bir şey öğrenemeden ilkokul mezununun da çalışabileceği bir işte çalışıyor. Yazının tamamını oku »