
Fakirlik… Dünya üzerinden bir türlü silinemeyen, insanları başkalarına el açmaya, kanunlara karşı hareketlerde bulunmaya iten, hastalıklara, sakatlıklara, hatta ölümlere yol açabilen mefhum.
1900′lü yılların başında 2000 $‘ın altında olan ortalama kişi başına düşen GSMH (gayrı safi milli hasıla), 2000′li yılların başında 6000 $ seviyelerine yaklaştı ama, hiç bir önlem, hiç bir çalışma, dünya genelindeki açlığın azalmasına yol açamadı.
Elbette bu çalışmaların göstermelik olduğunu, zenginlerin daha fazla zenginleşebilmek için fakirleri ucuz işçi olarak çalıştırmaya devam ettiklerini yazıp çizenler çok. Ancak bu durumu eleştirenlerin bile genellikle sözleri lafta kaldı ve kimse fakirliğe ve açlığa karşı topyekün mücadeleye girişmek istemedi.
Öldürülen foklar, kesilen ağaçlar, besin yetersizliği sebebiyle gencecik çocukların toprağa dökülmesinden daha önemli sayıldıkça Yazının tamamını oku »
Çocukluğumuzda, bugün “poşet” tabir ettiğimiz plastik torbalar yoktu. Çarşıya, pazara “file” ile çıkılırdı. Hatta bir de “zembil” vardı. Hasırdan örülmüş saplı torba. İçine konanlar filedeki gibi dışarıdan görünmediği için zembil belki daha iyiydi ama fileyi taşımak -meselâ boşken dertop edip koyun cebinize, çantanıza- daha kolay olurdu ve şehirlerde tercih fileden yanaydı.
Plastik torbaların hayatımıza girişini memnuniyetle karşıladık. Kolay, temiz, hafif, kullan kullan at…. Zamanla plastik torbasız bir hayat düşünemez olduk.
Sadece ABD’de bir yılda kullanılan plastik torbaları -ki 30 ilâ 100 milyar adet- uç uca eklesek gezegenimizin etrafını 31 kere dönermiş ve bunların imali için -petrolün yan ürünü- 12 milyon varilden fazla petrol gerekiyormuş. Çin deseniz, günde 3 milyar adet kullanıyormuş! Yazının tamamını oku »
Bu devirde üyelerine 2 mb‘lik mail kutusu vermek, onlarla dalga geçmekten başka bir şey değil.
Hele 1 gb, 2 gb gibi, çıtayı yükselten değerler varken, dalga geçmenin de ötesinde, hakaret olarak addedilebilir.
Yazının tamamını oku »
Lonely Planet isimli bir web sitesi var. Gezi yapılacak bölgelerle, ülkelerle, tarihi, turistik mekanlarla ilgili doyurucu bilgi veriyor. Türkiye’ye gelecekleri “Eşek arıları sokar aman gitmeyin!”, “İnsanları çok kaba aman uzak durun!” veya “Bilmemne tehlikesi var aman dikkat!” tarzı cümlelerle yersiz, mesnetsiz kaçırmıyor. Aksine insanlarımızın çok cana yakın olduğundan falan bahsediyor, “Geceyarısı Ekspresi’ni unutun” diyerek gönül alıyor.
Yazının tamamını oku »
Bir yabancının kadrajından, nefis Türkiye fotoğrafları. Doğu Beyazıt, Kütahya, Bursa, İnebolu, Divriği ve İstanbul: Yazının tamamını oku »
Vücut ağırlığının yüzde 7 ila 8′ini kan oluşturuyor. Bir damlası bile birçok konuda etken….
Yazının tamamını oku »