
“İklim Değişikliği” konulu
Blog Hareket Günü 2009‘a, bu araştırma yazımızla katılıyoruz. İyi bilmediğimiz bir konuda kulaktan dolma bilgilerle bir yazı hazırlamak istemediğimiz için, özel izniyle, Mustafa Dokumacı’ya ait bir tez çalışmasından ilgili bölümleri sadeleştirerek buraya alıyoruz.
Doğal çevrenin kirlenmesi, ilk üçü kirlenen ortama, diğer dördü kirleticiye göre olmak üzere yedi bölümde inceleniyor:
- Hava kirliliği
- Toprak kirliliği
- Su kirliliği
- Gürültü kirliliği: Sürekli ve yüksek sesler çıkartarak insan ve doğa sağlığını tehlikeye sokmak bu kapsama girer.
- Işık kirliliği: Aydınlatılması gereken alandan daha fazlasını aydınlatmak olarak tanımlanabilir. (Şehirlerde gece yıldız görülememesine sebep olan aydınlık vb.)
- Radyasyon kirliliği: Her tür nükleer faaliyetin tabiata yaydığı radyasyon bu kirliliğe sebep olur.
- Elektromanyetik kirlilik: Yüksek gerilim hatları, radyo televizyon yayınları, telsizler, cep telefonları, kablosuz ağlar gibi birçok kaynağı vardır.
Bu yazıda incelediğimiz sera gazları, Yazının tamamını oku »

Bir süre önce başladığımız (
1-
2) diyagram serimize, bu yazımızla devam ediyoruz. Bu sefer, Çin’den ithal ettiğimiz ürünleri grafiklerle göreceğiz.
Çin… Son yıllarda ülkemizde adı anıldığında, taklit giyecekleri ve kalitesiz oyuncakları aklımıza getiren enteresan ülke.
Peki neden bu ülkeden yaptığımız ithalatı çok konuşuyoruz? Yukarıda bahsettiğimiz sebepler dışında, bir sebep daha var: Pek çok ihtiyaç kaleminde ciddi oranda ithalatımızı Çin’den yapıyoruz.
Çin, dünyayı “istila ettiği” ürünlerinden elde ettiği meşhur dolarlarını rezervlerinde saklayadursun, biz isterseniz bazı ihtiyaç kalemlerinde Çin’den yaptığımız ithalatın, toplam ithalatımıza oranlarını hazırladığımız diyagramda inceleyelim: Yazının tamamını oku »

Kuru istatistiki bilgiler can sıkıcı oluyor. “Bilmemne %10, diğeri %5″ tarzı yazıları okumak, insanın hiç mi hiç hoşuna gitmiyor.
Tablolar, bu problemi ortadan kaldırmak için kullanılsalar da, çoğunlukla yeterli olamıyorlar. Pasta dilimleri mi? Onlar biraz geride kaldılar.
Web 2.0′ı dilimizden düşüremiyoruz ya; şimdilerde, simgelerle bezenmiş, canlı renklerle süslenmiş istatistik “tabloları” moda. Ah bir de Türkçe olsa… Hem birazcık memleketi anlatsa.
Bu dertten biz de muzdaribiz. Bu sebeple zaman zaman yukarıda bahsettiğimiz tanıma uyan diyagramlar yayınlamak istiyoruz. Bugün, bu diyagramların ilkiyle, Yazının tamamını oku »

Motosikletin polis birimlerince kullanılması 20. yüzyılın başlarına dayanıyor. Aslında bu tarih, motosikletin bulunuşuna çok yakın. Araba yeni yeni günlük hayatın bir parçası olmaya başlarken böyle bir aracın ortaya çıkması, çoğu insan tarafından garip karşılanmıştı. O zamanlar bir bisikletten çok da farklı olmayan bu garip alet, hiç de yaygın değildi. Mesela ABD’nin yalnızca bir kaç eyaletinde bulunuyor, onlarda da 1-2 taneyi geçmiyordu.
Birinci Dünya Savaşı (1914 – 1918) yıllarında bazı milletler (mesela İtalyanlar) tarafından savaş aracı olarak da kullanılmıştır. 2 kişilik olarak tasarlanan bu tip motosikletlerde bir sürücü bir de ateş edici vardı. Silahı kullanan kişi aracın yan tarafındaki bölmede oturuyordu. Kolayca devrilebilen yapıları da olsa diğer hantal savaş araçlarının yanında karınca gibi dolaşıyorlardı. Hızlı ve küçük olmaları, keşif yapmaya elverişli olmalarını da sağlıyordu.
Dünya genelinde polis motosikletleri çoğunlukla BMW, Honda Yazının tamamını oku »

National Geographic’i tabiatı, The Washington Post’u dünyayı tanımak ve anlamak için yeterli görenlerimiz bilmezler ama, Türkiye’nin tabiatı da kültür birikimi de propagandası yapılanlardan çok daha hayranlık uyandırıcıdır. Bunu anlayabilmek için 2 şey gerekir: Yurt dışını tanımak ve Türkiye’yi tanımak. İlkini az çok başarabildikten sonra, henüz Türkiye’yi tanımadan yorum yapanlar, kendilerine ne pâye yakıştırırlarsa yakıştırsınlar, “komik insanlar” olmaktan öteye geçemezler.
Hollywood filmlerinde geçmez bizim göllerimiz, bizim nehirlerimiz. Tarihimiz deseniz, Hollywood’a ağır gelir, çekemezler. Fakat; HD görüntülerini görmediğimiz, 1001 filtreden geçmiş görüntülerini hayranlıkla seyredemediğimiz için görülecek bir şey yok zannetmeyin.
Uçsuz bucaksız yeşillikler de bulabilirsiniz bu coğrafyada, yol vermez dağlar da… Başınızı biraz kaldırırsanız önünüzden, ağacın en yeşilini görürsünüz. Mavinin en güzeliyle boyanmış gökyüzünün altında…
Yazının tamamını oku »
Opereysin.com’un 4. yaş günü yaklaşıyor. Bu yüzden daha renkli içerikler hazırlamaya çalışıyoruz. Şimdi de NASA’nın uyduları tarafından çekilmiş bir Türkiye fotoğrafını duvar kağıdı olarak kullanımınıza sunuyoruz. 1440×900 – 1280×960 – 1024×768 boyutlarında 3 ayrı versiyonunu hazırladığımız duvar kağıtlarını ücretsiz olarak indirebilir, bilgisayar ekranınızı bu resimle süsleyebilirsiniz.
(İstediğiniz çözünürlükteki duvar kağıdını kaydetmek için, o ekrana sağ tıklayıp farklı kaydet diyebilirsiniz.)
1440×900

1280×960

1024×768


Pazarlama araştırma şirketi comScore, 4 gün önce Türkiye ile ilgili bir rapor yayınladı. Raporda Türkiye’nin, internet kullanıcısı sayısı bakımından Avrupa’nın 7.’si olduğu yer alıyordu. Raporun asıl ilgi çekici kısmı, ülkelere göre internette geçirilen zaman sıralaması: Türkiye, Avrupa’nın en çok internette zaman geçiren ülkesi durumunda.
Bu haber, Türkiye’den pek çok sitede de yer aldı ve sıklıkla şu yorum yapıldı: Yazının tamamını oku »
8 yaşında, otistik bir çocuğun kurtarılması gerekiyorsa, itfaiye erinden örümcek adam olabiliyormuş pekala.
En azından Tayland sınırları içerisinde, olabiliyormuş.
Hikaye şu: Okula yeni başlayan otistik bir çocuk, okulun 3. katındaki pencerenin pervazına çıkmış ve öğretmenlerinin çağrılarını önemsemeden, pervazda dikilmeye başlamış.
Öğretmenler polisi aramışlar ve bir şekilde olay yerine itfaiye ekibi de gelmiş.
Çocuğun annesi, itfaiye ekibine kritik bir bilgi vermiş: Çocuk, süper kahramanları çok seviyormuş.
Bu bilgiyi alan bir itfaiye eri, hemen itfaiye merkezine geri dönmüş ve Örümcek Adam kostümü giyerek olay yerine geri dönmüş.
Kostümü nereden bulduğunu merak etmiş olmalısınız. İlk başta aklıma gelen şey, Yazının tamamını oku »