
“Soykırım” kavramı, 1948 tarihli “BM Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme” ile tanımlanmış.
Sözleşmenin 2. maddesi şöyle:
“Soykırım; etnik, ırkî ya da dinî bir grubu toptan ya da onun bir bölümünü yok etmek niyetiyle; grup üyelerinin öldürülmesi, grup üyelerinin fizik ya da akıl bütünlüğünün ağır biçimde zedelenmesi, grubun fizikî varlığının tamamı ya da bir bölümü ile yok edilmesi sonucunu doğuracak hayat şartları içinde tutulması, grup içinde doğumları engelleyecek tedbirler alınması, bir grup çocukların başka bir gruba zorla geçirilmesi eylemlerinden herhangi birine başvurulmasını kapsamı içine alır. Soykırımda planlı, devlet politikası haline gelmiş eylemler söz konusudur.”
Aslında bu maddede yazılanlar bütün savaşlarda olup biten şeylerdir. Yazının tamamını oku »

(Resmi büyük hâlde görmek için üzerine tıklayın.)
Filistinde sıkıntı,
Altmış yıldır sürüyor;
Müslümanlar ağlarken,
Bazıları gülüyor.
Yine saldırı oldu.
Yine çok kan döküldü.
Kadın, çocuk, yaşlı, genç
Yüzlerce masum öldü
Gencecik annelerin
Yanıyor yürekleri.
“Bitsin artık bu zulüm!”
Onların dilekleri.
Ey insanlar uyanıp,
Kendimize gelelim.
Onlara yardım için,
Biz el ele verelim.
F. Kılıç

Bal arılarının kaybolması, özellikle son birkaç yıldır duyulan bir meseledir. Amerika’dan Türkiye’ye, arıcılıkla uğraşan hemen hemen bütün ülkelerde bu sıkıntı var. Peki ama bal arıları neden kayboluyor? Onları rahatsız eden, hatta onların ölümlerine sebep olan etkenler neler?
Arıların en meşhur özelliği, şüphesiz bal üretimindeki etkin rolleridir. Çiçeklerin özlerini alıp, birleştirir sonra da işleyip yediğimiz bal hâline getirirler.
Pek meşhur olmayan bir başka özelliği ise, çiçeklerin polenlenmesine yardım etmeleridir. Arılar çiçek özlerini almak için çiçeğe konarlar. Bu esnada çiçeğin polenleri arının tüylü vücuduna yapışır. Arı çiçekten çiçeğe kondukça birinden aldığı poleni öbürüne götürmüş olur. Yazının tamamını oku »

Osmanlı Devleti 623 yıllık şanlı tarihi boyunca, 60 kadar ülkeyi egemenliği altına alıp, aşağıda gösterilen, sürelerde adaletle idare etmiştir:
DEVLETİN ADI YIL
Bulgaristan…………………………………….545
Yunanistan…………………………………….400
Girit Adası……………………………………..267
Ege adaları……………………………………..541
Arnavutluk…………………………………….435
Yugoslavya…………………………………….539
Romanya……………………………………….490
Macaristan…………………………………….160
Çek Cumhuriyeti………………………………20
Slovakya Cumhuriyeti……………………….20
Polonya…………………………………………..25
Yazının tamamını oku »

“Hastane koğuşları”nın arasında öyle bir “koğuş” vardır ki, orada çok özel hastalar, çok özel şartlarda yatarlar.
Kollarını ve bacaklarını iki yana açmış yatıyordu. Başı sağ yanına dönüktü, gözleri belli belirsiz açılıp kapanıyordu. Yanı başındaki, garip sesler çıkaran devasa makineden çıkan hava, ağzına yerleştirilen bir hortumla ciğerlerine iletiliyordu.
Ellerine ve ayaklarına bağlı hortumlardan değişik ilaçlar ve serum veriliyordu. Göğsüne yerleştirilen alıcılardan vücut değerleri ölçülüyordu. Göğsü hızlı hızlı inip kalkıyordu. Heyecanlı mıydı yoksa?..
Saçının bir kısmı kazınmış, başına gözlerini de kapatacak yumuşak bir örtü sarılmıştı. Yukarıdan garip renkli bir ışık vuruyordu vücuduna. Yazının tamamını oku »
Peşin peşin söyleyeyim: Türk’ü Türk’e övmek, elbette mantıksız bir çaba. Bu yazımızda amacımız; “Aslanız! Kaplanız!” edebiyatı yapıp, kendimize dev aynasından bakmamızı değil, sahip olduğumuz güzel hasletleri hatırlamamızı sağlamak.
İsrail, Lübnan’a saldırdı. Böyle bir saldırıyı beklemeyen yabancılar, Lübnan’da kendilerine uzanacak bir yardım eli beklediler. Yazının tamamını oku »
* Gözle görülen en büyük yıldıza bakarken aslında 4 milyar yıl geriye bakıyoruz.
* İsrail’deki Ölü Deniz’de boğulmak imkansızdır… Tuzluluk oranı yüzde 25‘e yakın olan denizin yüzeyinde oturup gazete okunabilir. Yazının tamamını oku »