(2 oy) Bir saniye ...
28 Ocak 2010, Perşembe // victory
Bir web sitesine üye olmak istediğimiz zaman, genelde en az 3 kutu doldurmamız istenir: Kullanıcı İsmi, E-mail adresi ve seçtiğimiz şifre. Ah affedersiniz, 4 kutu oldu. Zira üyelik sayfalarında hemen her zaman 2 tane şifre kutusu olur!
Peki neden? Neden, e-mail adresimizi ve kullanıcı ismimizi bir kere yazmamız gerekiyor da, şifremizi bir kere yazmamız yeterli olmuyor?
Hemen aklımıza, şifre olmadan siteye giriş yapmak mümkün olmadığı için, şifrenin yanlış yazılmamasının çok önemli olduğu cevabı geliyor. Ancak bu cevap pek de tatmin edici değil. Aynı düşünce ile yola çıkarsak, e-mail bölümünü 3 kere yazmak bile mantıklı sayılabilir. Çünkü, unutulan şifre Yazının tamamını oku »
(2 oy) Bir saniye ...
30 Aralık 2009, Çarşamba // victory
İnternet, çok büyük bir mecra. Henüz ortaya çıkışının üzerinden çok uzun bir zaman geçmiş olmasa da, bu mecranın bilgi yükü, yazılı basını geride bıraktı bile.
İnternetin ilk yıllarında eğlence olsun diye hayatımıza giren “surfing” veya Türkçe’de kullanılan şekliyle “sörf yapmak” alışkanlığı da, bilgi yükünün fazlalığı sebebiyle, artık neredeyse bir mecburiyet haline geldi.
Bir blog yazarını düşünelim: Hemen her gün yazması gereken bir blogu var. Bu blogda yazabilecek konular bulması için, internet gündemini takip etmesi gerekiyor. Yazmaya başladığı ilk günlerde bunu değişik sitelerde gezerek yapabiliyor olsa da, bir noktadan sonra işi sistematik hale getirmesi gerekiyor. Burada da devreye, kullanıma sunulmuş değişik servisler giriyor.
İlk olarak, Google Reader gibi bir RSS okuyucusu olmazsa olmaz nitelikte. Yazı kaynağı olarak kullanabileceği web sitelerini – ki bu sayı bazen 10′larca oluyor – buradan takip ederek, her gün “akan” yüzlerce yazıyı bir arada görme fırsatına sahip oluyor. Yazının tamamını oku »
(2 oy) Bir saniye ...
10 Ekim 2009, Cumartesi // victory
İnternet dünyasında arz-ı endâm eden kime sorsanız, “web tasarımcısı” olduğunu veya bir yakınının web tasarımıyla uğraştığını iddia ediyor. Bu da yetmiyor, internet cafe kapılarında “10 TL’ye web tasarımı yapılır” tarzı trajikomik ilanlar yer alıyor.
Neticede olan profesyonel web tasarımcısı olmak isteyenlere oluyor. Piyasada konuşan çok, iş yapan az oluyor. İşin kötüsü, iki grup insan da zaman zaman aynı ücreti kazanıyor.
Varmak istediğimiz nokta şu: Web tasarımcısı olmak, zor bir iş. Yine de hayalinizde web tasarımcısı olmak varsa, aşağıdaki diyagrama bir bakarak web tasarımcısı olup olamayacağınızı görmenizi tavsiye ederiz.
Hani, gerekli şartları sağlamıyorsanız yol yakınken bu sevdadan dönün diye . Yazının tamamını oku »
(2 oy) Bir saniye ...
05 Ekim 2009, Pazartesi // opereysin
Opereysin.com & İYF Film ortak çalışması olan Gizli Döküman kısa filmi, internete atılan bir dosyanın ne kadar güvende olduğunu sorguluyor!
İnternette bariz bir zıtlaşma var. Microsoft “büyük patron” olarak gösterilirken, Google’ın da kâr amacı güden bir kurum olduğu unutuluyor.
“Gizli Döküman” kısa filmimiz, bu gerçekten yola çıkarak, kuzenine ait özel bir dosyayı internete yükleyen bir gencin absürt hikayesini konu ediniyor.
Opereysin‘ın yapımcılığını üstlendiği, İYF Film‘in üçüncü kısa film çalışmasını sizlerle paylaşıyoruz. Seyretmenizi ve seyrettirmenizi şiddetle tavsiye ederiz.
İYF Film’in diğer kısa filmlerine resmî web sitesinden ulaşabilirsiniz.
(2 oy) Bir saniye ...
20 Ağustos 2009, Perşembe // opereysin
Zaman zaman tekrarlıyoruz: Okuyucularımızın düşüncelerini ve isteklerini duymak çok hoşumuza gidiyor.
Geçtiğimiz günlerde, üyelerimizden biri, “kızmamak gerektiğini” hatırlatan bir duvar kağıdı hazırlamamızı tavsiye etmişti. Teklifi yapan üyemiz de, bazı zamanlarda, özellikle de bilgisayar başında çalışırken kızgın davranıp, çevresindekileri kırdığından şikayetçiydi. Böyle bir duvar kağıdı, çabuk sinirlenenler için bir nasihat değeri taşıyabilirdi.
Bu fikir çok hoşumuza gitti. Çünkü internet kullanıcıları olarak hepimiz yaşantımızın bir bölümünü bilgisayar başında geçiriyoruz ve çoğumuz sinirlenmekten muzdaribiz. Günlük hayatımızda sıkça gözümüzün önüne gelen “duvar kağıtları” olmuyor, ancak bilgisayar ekranı, bu iş için biçilmiş kaftan.
Bugün sizlerle paylaşacağımız “Kızmak Yok” duvar kağıdının, sinirlendiğiniz anlarda kendinize hakim olmanıza yardımcı olabileceğini ümit ediyoruz. 1440×900 – 1280×960 – 1024×768 boyutlarında 3 ayrı versiyonunu hazırladığımız duvar kağıtlarını ücretsiz olarak indirebilir, bilgisayar ekranınızı bu resimle süsleyebilirsiniz. Yazının tamamını oku »
(4 oy) Bir saniye ...
17 Ağustos 2009, Pazartesi // opereysin
Paramızı Nelere Harcıyoruz? yazımızla başladığımız diyagram serimize devam ediyoruz. Bu kez ülkemizdeki bireysel internet abonesi sayısına yer veriyoruz. 2001 yılında 1,5 milyon civarında olan bireysel internet abone sayısının 2007′ye kadarki değişimini gösteriyoruz. Diyagramdaki değerler milyon cinsinden olup Telekomünikasyon Kurumu’ndan alınmıştır. Yorumlarınızı ve gelecekte hazırlamayı düşündüğümüz diyagramlarla ilgili tavsiyelerinizi bekliyoruz. Görmek istediğiniz konuyu yorum olarak yazarsanız o konu hakkında da diyagram hazırlayabiliriz.
(2 oy) Bir saniye ...
02 Temmuz 2009, Perşembe // victory
Firefox geliştiricilerinin uzun süredir duyurusunu yaptığı yenilikleriyle yeni bir Firefox sürümü geçtiğimiz günlerde (30 Haziran) çıktı. Üstelik bu sürümde, sadece görsel değişiklikler değil, işlevsel gelişmeler de olmuş. Pek bu gelişmeler neler? Beta olarak yayına sürülen Firefox 3.5 bize yeni neler getirdi?
Güvenlik
Kötü Yazılıma Karşı(Geliştirme)
Firefox, henüz yüklemeden önce bütün sayfayı tarıyor (Tabii ki kısa bir sürede). Açtığınız sayfa bir saldırı sayfasıysa sizi hemen uyarıyor.
Performans
Süper hızlı(Yenilik)
Kemerlerinizi bağlayın. Firefox 3.5, TraceMonkey JavaScript motorunu içeriyor. Bu da onu şimdiye kadarki sürümlerin en hızlısı yapıyor. Heyecanla beklenen gelişmelerden biri buydu.
(0 oy) Bir saniye ...
02 Mart 2009, Pazartesi // Seyyah-ı Fakir
Dünyanın her hangi bir yerinde, önemli bir hastalığın patlak verdiğini düşünün. Bütün dünyanın bu durumdan haberdar olması ne kadar zaman alır? Belki bir gün, belki bir ay, belki bir hafta…
Geçtiğimiz yıllarda kuş gribinde olduğu gibi, hastalığın ortaya çıktığı ülke durumu gizlemeye çalışıyorsa, belki de çok daha fazla.
Bir bulaşıcı hastalığın ortaya çıkmasının ardından geçen sürenin, salgınların kontrolünde hayati öneme sahip olduğunu biliyoruz.
Çünkü salgınlar, bir dağın en yüksek noktasından aşağıya doğru yuvarlanmaya başlayan bir kar topu gibi, zaman geçtikçe katlanarak büyüyorlar. Yazının tamamını oku »