
İnterneti kullanmak demek, bir yerde şifre kullanmak demektir. Hemen hepimiz, email adreslerimizden, alışveriş sitelerindeki üyelik hesaplarımıza kadar değişen geniş bir alanlarda farklı şifreler kullanıyoruz. Bazen bu şifreler, herkesin zaten bildiği bilgilerimizi “korumaya” yarasa da, kredi kartı bilgilerimizi veya çok uzun zamandır kullandığımız “tanınmış” üyelik hesaplarımızı kaybetmenin lafı bile canımızı sıkmaya yetiyor.
Şifremiz yeterince güvenli mi? Bunu anlamanın temel yolu, ortalama bir bilgisayarın, şifrenizi ne kadar sürede tahmin edebileceğini hesaplayabilmekten geçiyor. Çünkü şifrenizi yaban ellere kendi ellerinizle teslim etmediyseniz ve ziyaretçisi olduğunuz sitelerin güvenlik zaafiyetleri yoksa, şifrelerinizin kırılması için tek seçenek “brute-force” (kaba kuvvet) saldırısı oluyor. Yazının tamamını oku »
Son yılların en gözde cep telefonu şüphesiz iPhone‘dur. Yenilerde çıkan iPhone 3G ile muhteşem bir çıkış yakalayan kullanıcı dostu Apple, bu ürününde de kullanıcıya büyük kolaylıklar sunmuş. Bu kolaylıklarla ve ekstra özelliklerle bu cep telefonu ve bilgisayar karışımı makineyi daha aktif kullanabiliyoruz. İşte iPhone’un muhtemelen bilmediğiniz 15 kolaylığı:
Sayfanın başına dönme

Safari‘de bir sayfanın en başına çıkmak için ekranın tepesindeki çubuğa basın. Yazının tamamını oku »
Sabırsızlıkla beklenen yeni internet tarayıcısı Google Chrome beta versiyonuyla aramızda. Google yöneticilerine göre amaçları yeni bir tarayıcıdan öte web sayfaları ve uygulamalar için modern bir platform kurmak. Bunu başardıklarını ispatlayabilecek pek çok yeni ve kullanışlı özelliklere sahip Google Chrome. Zaten daha çıkmadan dişli bir rakip olacağına dair tahminler vardı. Şu anda 100 ülkede kullanılabiliyor. Türkçe sürümü mevcut. Bakalım, neymiş yeni özellikleri?
- Son dereca minimal bir tasarıma sahip olan Google Chrome, webi daha hızlı, daha pratik ve daha güvenli bir şekilde dolaşmamıza imkan sağlamak için tasarlanmış. Bu yönü kendisine artı puan kazandırıyor.
- Adres çubuğu çok daha pratik bir görev üstlenmiş. Artık çubuğa yazdığınız kelimeye göre size bir kaç site adresi ve benzer kelimeleri arama öneriliyor. Siz de ona göre ya onlardan birine tıklıyor ya da aramanıza devam ediyorsunuz.
Yazının tamamını oku »
25 Ağustos 2008, Pazartesi //
victory

Yeni bir eğilim internet dünyasında hızla yayılıyor. Pek çok yayıncı, ziyaretçilerin sitesinde daha uzun zaman geçirmeleri için, yazı içeriklerinde geçen bazı ifadeleri bağlantılara dönüştürüyor. Peki, kendimize link vermek istiyorsak, bunu nasıl yapmalıyız?
Yeni nesil arama motorlarının ortaya çıkışıyla beraber, web sitelerinde bir öğe çok ön plana çıktı: Linkler… İnternetin temel mantığı olan “bağlantılar”, bu gelişmeden sonra tahminlerin ötesinde önem kazandılar. Web sitelerinin başka sitelere verdikleri bağlantıların arama sonuçlarındaki sıralamayı en çok etkileyen faktörlerden biri olduğu gerçeği, internet yayıncılığına adım atan herkesin dikkatini çekmeyi başardı.
Konu öyle bir boyuta taşındı ki, bazı web siteleri Google PageRank’lerini arttırabilmek amacıyla, yüksek PageRank değerlerine sahip web sitelerine reklam verdiler. Böylece, web sitelerinin birbirlerine gerektirdiği kadar bağlantı vermesine dayalı olan internet; Yazının tamamını oku »
07 Ağustos 2008, Perşembe //
victory
Facebook‘un kurucusu Mark Zuckerberg, Facebook’un tahminlerin ötesindeki yükselişini ve platformun gidişatını anlatıyor.
- Facebook’un basit bir projeden bugünkü haline, dünya devliğine nasıl yükseldiğinden bahsedebilir misiniz?
İnsanların çoğu iletişim kurmak, organizasyonlar düzenlemek için Facebook’u kullanmaya başladı. Bizim Facebook’ta yapmak istediğimiz şey, insanların daha resmi bir şekilde birbirlerine bağlanmalarını ve birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamak. Kullanıcılarımızla daha çok güvene ve empatiye dayanan bir ilişki kurmaya çalıştık. İnsanların birbirleriyle bağlantıları, projenin bu kadar büyümesine sebep oldu. Buna yakın zamandan bir örnek verebilirim. Bildiğiniz gibi yakın zamanda uluslararası sahaya açıldık. Yalnızca İngilizce bilenlerin Facebook’u kullanabilmeleri istemiyorduk. İlk olarak Şubat’ta İspanyolca ile farklı dilleri de desteklemeye başladık. İspanyolca’yı desteklemeye başladıktan sonra adeta bir yığılma oluştu. Bu gerçekten dikkate değer bir gelişmeydi: Bir kaç kişi İngilizce diliyle siteye giriş yapıyordu ve İspanyolca desteklenmeye başladığında bu sayı çok arttı. Yazının tamamını oku »
Luis von Ahn oturur biraz hesap yapar, hergün internette 60 milyon CAPTCHA’nın çözüldüğünü anlar. Her bir CAPTCHA ifadesinin çözülmesi ortalama 10 saniye sürmektedir. “10 saniyeden ne çıkar?” demez, 60 milyon ifadeyi çözmek için toplamda kaç saat harcandığına bakar.
CAPTCHA kelimesini, internetle uğraşan hemen herkes duymuştur muhtemelen. Bilmeyenler için açıklayalım: “Completely Automated Public Turing test to tell Computers and Humans Apart” ifadesinin kısaltması olan CAPTCHA, herhangi bir insan tarafından kolayca yapılabilecek, fakat bilgisayarlar tarafından yapılamayacak bir işlem hazırlayarak insanlarla bilgisayarları (genellikle spam botlarını) ayırmaya yarayan bir testtir. Yazının tamamını oku »

SEO (Arama motoru optimizasyonu) konusunda internette pek çok yazı var. Daha önce Opereysin.com’da da bu konuda bazı yazılar yayınlandı (1-2-3-4). Bu yazımızda, önceki yazılarda değinmediğimiz bazı noktaları ele alarak, daha doğru içerik sunabilmemiz (Ve arama motorlarından daha çok ziyaretçi alabilmemiz - Bu daha ilgi çekici olmadı mı?) için gerekli olan bilgileri sıralayacağız:
Okuyucularınızı önemseyin
Okuyucularınızın ilgi duyduğu konularda yazın. Nasıl mı? En basitinden bir anket hazırlayarak okuyucularınızın hangi konulara ilgi duyduklarını öğrenebilirsiniz. Yazının tamamını oku »

Renk körlüğünün ne demek olduğunu az çok biliyoruz. Peki alt tiplerini, nasıl test edildiğini ve bazı durumlarda nasıl avantaj haline gelebildiğini biliyor musunuz?
“Renk körlüğü”, çoğumuzun bildiği gibi, normal insanlar tarafından ayırt edilebilen bazı renklerin, ayırt edilememesiyle ortaya çıkan bir görme kusurudur. Genellikle genetik temelli olmasına rağmen, kimyasallara maruz kalma, yahut göz-sinir-beyin hasarlarına maruz kalma sonucunda da ortaya çıkabilir.
Görme reseptörleri iki grupta incelenirler: Çubuk şeklinde olan “Basil” ismindeki reseptörlerimiz karanlıkta aktive olurlarken, koniye benzeyen reseptörlerimiz aydınlıkta aktive olurlar ve renkli görmeyi sağlarlar. İşte karanlıkta renkleri seçemememizin sebebi, koni reseptörlerimizin aktive olmamasıdır. Yazının tamamını oku »