
Bayram geliyor! İşte bayramda, hatta her zaman yapabileceğimiz güzellikleri hatırlatan hoş bir hikaye.
Hayatta hiçbir şey karşılıksız kalmaz. Yapılan iyilikler de, kötülükler de mutlaka karşılığını bulur.
Güzel olan ise yaptığınız iyiliklerin misli olarak size geri dönmesidir.
Mutlaka denemişsinizdir, yardıma ihtiyacı olanlara yardım elimizi uzattığımızda mutlaka Rabbim karşılığını vermiştir. Bir ekmek mi verdiniz; iki, üç, hatta daha fazla olarak geri dönmüştür.
Ya da zor durumda olan birine yardım ettiğinizde, siz de zor durumda olduğunuzda mutlaka karşınıza sizin gibi yardımsever biri çıkmıştır.
İşte yine harika bir hikâye…
Howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu. O gün, hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı.
Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek bir şeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.
Yiyecek bir şeyler yerine, “Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?” diyebildi yalnızca.
Temel’le Dursun Londra’da gezinirken, ahalinin haldır huldur bir yere doğru gittiğini görmüşler.
Merak edip sormuşlar. U2‘nin konseri varmış.
Bizimkiler, “Bu kadar insan gidiyor. Gidelim, biz de görelim” deyip soluğu stadyumda almışlar.
Konser başlamış, millet coşkuyla şarkılara eşlik ediyor. Bizimkiler de eğlenir gibi yapıyor.
Grubun solisti Bono birden müziği durdurup elini şaklatmış. Yazının tamamını oku »
Sigara yasağı, son ayların belki en çok konuşulan konularından biri. Alkolün ve hatta uyuşturucunun sansürlenmeden gösterildiği ekranlarda, sigaranın sansürlenmesini ve sigara içmeyenlerin bulunmayacağı kapalı ortamlarda bile sigara içmenin yasak olmasını; sigara içen – içmeyen pek çok insanın garipsediğini biliyoruz.
Özellikle havaların soğumasıyla birlikte, sigara içen vatandaşlarımız ne yapacaklarını kara kara düşünmeye başladılar. Sigara içenlerin bir kısmının da, bu zorlanma sebebiyle sigarayı bırakmayı denediklerini veya planladıklarını görüyoruz.
Peki acaba sigarayı bırakmak istemek veya sigarayı bırakmayı denemek, başarılı olmak için yeterli olabiliyor mu? Daha da önemlisi, acaba sigarayı bırakmayı deneyen her 100 kişiden kaçı, bunu ilk denemesinde başarabiliyor?
5. diyagramımızda, bu sorunun cevabına yer veriyoruz. Yazının tamamını oku »

Birden fazla tarayıcı kullanıyorsanız, birden fazla işletim sistemini denediyseniz veya hepsinden önemlisi tasarım işiyle uğraşıyorsanız; aynı yazı tipini kullanarak yazdığınız bir yazı parçasının, farklı ortamlarda şaşırtıcı derecede farklı şekillerde göründüğünü de fark etmişsinizdir.
Windows’ta yazıların görünümüne alışmış birisi için, Ubuntu’nun yazı görünümleri şaşırtıcı olabilir. Hatta, aynı tarayıcıyı (Firefox), bahsettiğimiz iki işletim sisteminde de kullanırsanız, yazı tiplerinin aynı program içinde bile çok farklı görünebildiğini öğrenirsiniz.
Photoshop’u açıp bir kelime yazdığınızda, üst çubukta “iki a harfinden” oluşan bir işaretin yanında bir drop-down menü olduğunu görürsünüz. Burası Anti-Aliasing tipini belirleyebileceğiniz bölümdür. Azıcık kurcalayalım derken bir de bakarsınız, yazdığınız kelime şekilden şekile girer. Biri seçildiğinde harfler gözlerinize daha keskin görünür, biri harflerinize biraz kilo aldırmış gibi yapar. Diğerleri az çok aklınıza yatar, ana “None” seçeneğini seçince ortaya çıkan kargacık burgacıklığa anlam veremezsiniz. Yazının tamamını oku »

Çok hit almak için yazı yazıyorsanız, herkesi kenarından köşesinden ilgilendiren bir şey bulursunuz ve “Bak ben de bunu demek istiyordum” dedirtebilirseniz okuyucuya “başarılısınızdır”.
Yazıya başlarken aklıma bunlar geldi ama benim derdim “hit – mit” değil sadece aklımdan geçenleri yazmak…
Geçenlerde arkadaş ortamında bir konuşma geçti. Askerlikle ilgili…
Kimisi diyor ki, “Yüksek lisans yapayım biraz ertelerim”.
Kimisi sırf bu yüzden açık öğretime talip: Hani ne bölüm olursa… Ekseri işletme.
İşletmeci bir yapıya sahibiz belki ondan…
Bu olayın şahsi boyutu bir kenara, bir de toplumu ilgilendiren bir yanı var: Yazının tamamını oku »