SEO’nun en kolay yolu: Erişilebilirlik

SEO’nun en kolay yolu: Erişilebilirlik

Peşinen kabul etmemiz gereken bir nokta var: Pek çok web tasarımcısı, SEO’yu öcü gibi görüyor. “Arama Motoru Optimizasyonu” kelime grubu, tasarımcıların bulunduğu bir ortamda söylenirse, soğuk rüzgarlar esiyor, muhatap olanlar kısa yoldan konuyu değiştirmeye çalışıyorlar.

Peki neden? Çünkü, SEO’dan bahsedenlerin çoğu arama sonuçlarını etkileyerek spam yapmayı amaçlıyorlar. Arama motorlarının hatalarını buluyor, bunları kullanarak bolca hit kazanıyorlar. Arama motorları kısa süre içerisinde bu problemi çözseler de, spamci SEO’cuların yeni bir yol bulmaları fazla vakit almıyor.

Haliyle SEO, hatalı malını kusursuzmuş gibi satmaya çalışan kötü esnafın müşteri kandırma yöntemleriymiş gibi algılanıyor.

Aslında elbette SEO, arama motorlarını -ve dolayısıyla ziyaretçileri- kandırmanın yollarından biri değil. SEO’cular bu noktada 2 gruba ayrılıyorlar:

Siyah SEO’cular, mümkün olan her yolla arama motorundan gelen ziyaretçi sayısını arttırmaya çalışırken, beyaz SEO’cular arama motorlarına uygun web sayfaları kodlamaya çalışıyor.

Bu iki grup arasındaki farklardan Ziyaretçiyi Tanımak 2: Arama Motorları yazısında uzunca bahsetmiştik. Bu yazımızda ise farklı bir noktaya temas etmek istiyoruz: Erişilebilirlik, beyaz SEO uygulamaları ile yüksek oranda örtüşüyor.

Herkese erişilebilir olmak

Erişilebilirliğin hedefi, teknik veya fiziki sınırlamaları olanlar da dahil olmak üzere, olabildiğince çok kişi tarafından erişilebilir olmaktır. Bu noktada arama motorlarını da sınırlı imkanları olan ziyaretçilerimiz gibi düşünebiliriz: Resimlerdeki yazıları okuyamazlar, JS kodlarını veya appletleri çalıştıramazlar ve bunun gibi medya yöntemlerinin çoğunu “gör”emezler. Elbette böyle bir problemi çözmemiz gereken alan da, erişilebilirlik alanıdır.

Vurgu yapılması gereken noktalar

SEO’nun, erişilebilirlikle neredeyse eş anlamlı olduğunu anlattıktan sonra, sıra bu uyumu nasıl sağlayacağımıza geldi. Burada, arama motoru optimizasyonu konusunda referans kabul edilen W3C Web Content Accessibility Guidelines (W3C Web İçerik Erişilebilirlik Rehberi) kurallarına değineceğiz:

1.1 Yazı olmayan her element için eşdeğer yazı oluşturun. (Mesela, “alt”, “longdesc” kullanarak veya element’in içeriğine yazarak)

Arama motorları, resimler ve medya dosyaları haricinde, görmeye dayalı yazı içeriğini de algılayamıyorlar. (ASCII art). alt ve longdesc özellikleri ise, bu materyallerin anlamlarını algılayabilmelerine sebep oluyor.

Bunun dışında, arama motorları, ses dosyalarına verilen referanslarda da “sağır”lar. Yine, bu dosyalarla ilgili açıklayıcı yazı içeriği bulundurmak, arama motorlarının içeriği algılamalarına ve “duy”madıkları bu içeriği sıralayabilmelerine imkan sağlıyor.

1.2 Server taraflı bir resim haritasının (image map) her aktif bölgesi için fazladan text link sağlayın.

Bir bağlantının verildiği kelimeler (anchor text) bağlantının gideceği sayfayla ilgili özlü bilgiler içerdikleri için arama motorları tarafından seviliyorlar. Pek çok arama motoru optimizasyonu yapan kişi bağlantı verilen kelimelerin, modern arama motoru algoritmalarında çok büyük bir faktör olarak yer tuttuğunu düşünüyor. Eğer bir web sayfası, basit text içerikli bir menü kullanmak yerine, resim haritasından oluşan bir menü kullanıyorsa, sayfanın bir yerlerine text içerikli bir menü daha eklenerek arama motorlarının sayfayı daha rahat algılaması sağlanabilir.

4.1 Bir dökümandaki yazının (Başlıklar vs. de dahil) dilindeki değişimleri açıkça belirtin.

Büyük arama motorları dil ve ülke bazında indexler de oluşturuyorlar. Bir dökümanın dilini belirtmek, arama motorlarının bu dökümanı hangi index’e kaydedeceklerini belirlemelerinde önemli rol oynuyor.

6.3 Sayfaların scriptler, appletler veya diğer programlama objeleri kapalı yahut desteklenmemiş durumdayken de kullanılabilir olduğundan emin olun. […]

Bazı kullanıcılar, tarayıcı ayarlarından JS veya appletlerin çalışmasını engelliyor olabilirler. Hatta ziyaretçilerinizin bazıları, bu özellikleri içermeyen bir tarayıcıyla sitenize bağlanıyor olabilirler.

Ne yapacaksınız? Bunun kendi suçları olduğunu yüzlerine bağırır gibi; çalışmayan, tasarımı dağılmış bir sayfayla mı karşılayacaksınız onları? Buna hakkınız var mı?

“Evet, var!” diyenlerdenseniz, üzgünüz, bizim de kötü bir haberimiz var: Arama motorları da scriptleri okumuyorlar! Bu sebeple, scriptler desteklenmezken de dağılmayan bir sayfa hazırlamak zorundasınız.

Hazırlamazsanız, arama motorlarında yüksek bir yer edinmek şöyle dursun, sayfalarınızın indexlenmemesi gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırsınız.

Acı, değil mi?

14.1 Bir sitenin içeriğine uygun olan en sade ve açık dili kullanın.

Bu noktanın SEO’yu ne kadar etkileyeceği pek açık değil açıkçası. Fakat bir site “içeriğine uygun olan en sade ve açık dili” kullanırsa, muhtemelen dökümanın içerdiği konuda arama yapan ziyaretçiler tarafından daha kolay bulunacaktır. Çünkü arama yapılan kelimeler, bu şekilde hazırlanan bir dökümanda daha fazla geçebilir. Bu yüzden, sayfa içeriğinde, arama motoru ziyaretçilerinin sorguda kullanacakları temel kelimeleri kullanmak, ziyaretçi dönüşünü arttırabilecektir.

Elbette w3C rehberinde yer alan 2.-3. Öncelikli (Priority 2-3) maddeler de SEO açısından önemliler. Mesela 6.2 ve 6.5 maddeleri dinamik içerikte erişilebilirlikle ilgili tavsiyeler içeriyorlar. Zaten dinamik içeriği arama motorlarına uygun hale getirmeye çalışmak, arama motoru optimizasyonunun en meşakkatli safhalarından biridir. W3C’nin tavsiyelerine uyarak, dinamik içerikte sıralanmama veya index’lenmeme problemlerinin önüne geçebilirsiniz.

Google ne diyor?

Eğer yukarıdaki maddelerin önemiyle ilgili şüpheniz varsa, Google’s Webmaster Guidelines Google’ın yüksek erişilebilirliğe önem verdiğine sizi ikna edebilir. Sayfada Google’ın sitenizi bulması, indexlemesi ve sıralaması için gerekli olan temel maddeler belirtilmiş:

Dizayn ve İçerik Kılavuzu:

  • Sitenizde sade bir hiyerarşi ve text linkleri bulundurun. Her sayfa en az bir statik bağlantı ile ulaşılabilir olmalı.
  • Sitenizin önemli bölümlerine ulaşılabilmesi için bir site haritası sunun. Eğer site haritasında 100 veya daha fazla bağlantı bulunacaksa, bir kaç sayfaya bölmeyi deneyebilirsiniz.
  • Yararlı, içerik zengini bir site hazırlayın, içeriğinizi doğru ve açık bir şekilde açıklandığı sayfalar oluşturun.
  • Önemli isim, bilgi veya bağlantılar için resim kullanmak yerine, yazı kullanın. Google botları, resimlerdeki yazıları tanıyamazlar.
  • Başlık ve etiketlerinizin açıklayıcı ve doğru olduğundan emin olun. […]

Teknik Kılavuz:

  • Lynx gibi bir text tarayıcı kullanarak sitenizi test edin. Çünkü pek çok arama motoru, sayfalarınızı Lynx’in gösterdiği gibi algılayacaklardır. JS, cookieler, session IDleri, frame’ler, DHTML veya Flash gibi süslü özellikler, sitenizi bir text browserla görüntüleyebilmenizi imkansız hale getiriyorsa, arama motorları da sayfalarınızı taramakta problemler yaşayacaklardır.

Google’ın bu tavsiyelerinin, yazının başından beri bahsettiğimiz erişilebilirlik kavramını açıklamaktan başka bir şey olmadıkları aşikar. Sadece Google, bu maddelerin arasında erişilebilirlik sözcüğünü kullanmaktan kaçınmış.

Kim bilir, belki de bazı web tasarımcılarını korkutmak istememiştir.

SEO: Erişilebilirlik uygulamalarının bir meyvesi

Sözün özü, sitenizi daha fazla insan tarafından erişilebilir hale getirmek için ne kadar çok çalışırsanız, başarılı bir beyaz SEO’cu olma şansınız o kadar artacak.

Siz sayfalarınızı, görme veya işitme engellilerin, yahut text tarayıcı kullanıcılarının yararlanabileceği şekilde hazırlayın.

SEO, nasılsa kapınızı çalacaktır.

İstemeseniz bile…

… veya bu söylediklerimizi hemen unutup, erişilebilirlik kurallarını hiçe sayan sayfalar hazırlayın.

Aradığınız SEO’ya kavuşamayacaksınız.

İsteseniz bile…

Bu yazı A List Apart’ta yayınlanan High Accessibility Is Effective Search Engine Optimization yazısından tercüme edilmiştir.
Translated with the permission of A List Apart Magazine and the author.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir