Emeklilik mi? Peki neden?

Emeklilik mi? Peki neden?

Nedense hepimizin aklında emeklilik var. Eskiden, yaşı ilerlemiş, emekliliğine kalan gün sayısı “sayılabilir” olmuş, çalışma hayatının yorgunluğu üzerine çökmüş büyüklerimizin, emekliliği konuşmaya başladığını görürdük. Bugünse, çalışma hayatının hemen başında, hatta çalışmaya başlamadan önce ne zaman emekli olunacağının konuşulduğunu görüyorum ve buna çok şaşırıyorum.

Elbette her mesleğin, yapılabileceği bir son yaş sınırı var. Yaşla beraber, insan pek çok yönden gerilemeye başlıyor. Görme keskinliği azalıyor, refleksleri zayıflıyor, kuvvetten düşüyor vesaire. Bu sebeple belli bir yaşın üzerinde bazı mesleklerden emekli edilme, tarihin her döneminde uygulanmış. Ancak bu emeklilik, sandığımız gibi bir sahil kasabasına yerleşip, aldığı emekli maaşıyla ömrünün geri kalan kısmını kahvehanede harcamak şeklinde olmamış. Bir başka iş, kalan yıllarda yapılmaya devam edilmiş ve böylece “zihnen yaşlanmaktan” kurtulunmuş.

Türkiye’de ortalama hayat süresinin 70 yıl olduğunu söylüyorlar. Meslekten mesleğe değişmekle beraber, genelde 50’li yaşlarda emekli olunabiliyor. Bu şu demek: 70 yıl yaşayan birisi, yaklaşık 15 yılını emekli olarak geçiriyor.

İşte bu koskoca 15 yılla ilgili hiç bir plan yapmamak, emeklilikten sonra da kahvehane köşelerinde tabiri caizse ömrünü çürütmek bana çok garip geliyor.

Emekliler dinlenmemeliler demiyorum. Mesleklerini ölene kadar yapsınlar da demiyorum. Sadece kendilerine, yapabilecekleri işler bulmalılar ve sanki çalışmaya devam ediyorlarmış gibi bu işleri yapmayı sürdürmeliler diyorum.

Henüz emeklilik yaşına gelmemişler, hatta çalışma hayatına başlamamış gençler de, gözlerini emekliliğe dikip, bir an önce emekli olmaya çalışacaklarına; emekliliklerinde bile yapabilecekleri hobiler edinmeliler.

Ancak bu şekilde, emeklilik sonrasındaki o ani boşluğun sebep olduğu ruhi ve bedeni çöküntüden kurtulmamız mümkün olabilir. Bunu, yaşlılıkta yapılan faaliyetlerin psikolojik problemleri engellediğini, bilim adamları da söylüyorlar.

Hobi denildiğinde aklınıza izbe kahvehane köşelerinde oynanan oyunlar geliyorsa, tekrar düşünmenizde yarar var. Sahip olduğu hobiler, insanın eğitim düzeyini gösteren kıstaslar arasında yer alıyorlar çünkü.

“Öğrenim düzeyini” demiyorum. Kart oyunlarının kurallarını, yapacağı meslekten daha iyi bilen ve yerli yersiz de bununla övünen çok üniversite mezunumuz var ne yazık ki.

Gerçi entellektüelliği de; bir-iki yabancı ülke gezip, meşhur alış veriş merkezlerinde bolca fotoğraf çektirmekte, 3. sınıf Amerikalı yazarların fikşın kitaplarının ucuz Türkçe tercümelerini veya Türkçe taklitlerini okumakta arayan “yüksek öğrenimli” insanlarımız da çoktur.

Ne yapalım? Biz işimize bakalım. Gerçekten zihin kullanmayı gerektiren keyifli hobiler bulalım ve emeklilik sonrasında da bunları sürdürelim.

Ömrünü boşa harcayanlar, çareyi lümpenlikte, sözde bilgili tutum ve davranışlarıyla bulundukları konumu yüksek göstermekte, bulurlar.

Biz lümpen olmayalım.

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. fehim dedi ki:

    Kasabalara starbucks açsalar bence emeklilerimizde kahveye gitmeyip entellektüel olabilirler. Şaka bi yana katılmamak pek mümkün gözükmüyor. ” emekliliklerinde bile yapabilecekleri hobiler” kısmı beni bungee jumping fikrinden uzaklaştırsada hoş olmuş 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir