Amca, Ahmet evde mi?

Amca, Ahmet evde mi?

Küçükken arkadaşlarla buluşmak kolaydır. Tıpkı arkadaş bulmak kolay olduğu gibi.

Herkesin okulda olduğu bir saat aralığı vardır. Tabi okulda da eğitim haricinde pek çok şey vardır. Tenefüsler ayrı bir alemdir tabi de, dersler de boş geçirilmez. Kah “öörtmen” arkasını döndüğü anda fiskosa başlanır, kah kalem açma bahanesiyle gidilen çöp kutusunun yanında maç kadroları hazırlanır.

Öğretmenin sesi koridora yayılır: “Geçin çocuğum yerinize. Kaya arkadaşının saçını çekme.”

Kaya’dır, çeker; derstir geçer. Zilin çalmasıyla öğretmen derin bir soluk verir. O soluğunu vermeyi bitirmeden, afacanlar okuldan çıkıverir.

Mahallenin çocuklarının oyun oynadıkları bir alan vardır ve bu alan bellidir. Girişken veletler, arkadaş aramakla uğraşmaz; soluğu orada alıverirler.

Benim gibilerse, arkadaşlarının kapısına gider, oyun oynamak için onları dışarıya çağırırlar.

Çoğunlukla kapıyı arkadaşın babası açar, “Amca Ahmet evde mi?” derim. Babası başımı okşar. Arkadaşım da dakikasında kapıdan vınlar.

Sonra ver elini oyunlar.

O yaşlarda, büyüklerimizin dostlarıyla bile neden nadiren bir araya geldiklerini anlamak zor gelir. Misafirliklerde çokça “Abi görüşemiyoruz”, “İş güç birbirimizi unuttuk” vesaire muhabbeti yapılır da, çocuk aklıyla neden buluşulamadığı kavranamaz.

Arkadaş bulmak, bizim için kalem açma bahanesiyle sınıfın çöp kutusuna gitmek, mahallenin parkına çıkmak, komşumuzun zilini çalmak kadar kolaydır çünkü o yaşta.

Gün gelir, hayat herkesi bir başka yana savurur. Herkes evini barkını kurar, geçim derdine bakar. Şehirler değişir, meslekler değişir. Karakterler keskinleşir, farklılıklar belirginleşir.

Önce aylarca görüşemez olur en yakın dostlar, sonra araya girer koca koca yıllar.

Nezaketen “sırıtan”, iş ortamında “kırıtan” ve eşine dostuna somurtan insanlarla dolar her yanın.

Sonra bir gün kapın çalar. Karşında minicik bir çocuk bulursun:

“Amca, Ahmet evde mi acaba?”

Çocuğuna seslenirken, çocuğun başını okşarsın.

Şöyle inceden burkulur yüreğin.

Kaybettiğin çocukluğuna bir daha yanarsın.

Sevebilirsin...

2 Yanıt

  1. fehim dedi ki:

    Suratımda o “öörtmen” i kandırdığımı zannettiğim kalem açma entrikasının gülümsemesiyle okudum 🙂 noktayı da “Nezaketen “sırıtan”, iş ortamında “kırıtan” ve eşine dostuna somurtan insanlarla dolar her yanın.” cümlesi koydu. Baya hoşuma gitti tebrikler :)…

  2. Ebubekir Güler dedi ki:

    Şimdi ki arkadaşlıklar sosyal paylaşım sitesinde başlayıp oturum kapanana kadar süren arkadaşlıklar kısacık ömürlerde yer buluyor. Birde iş arkadaşlığı var mesai saatlerinin dışına çıkmayan. Çocukluğumda her akşam 6 çocuk toplanır oyun parkında saatlerce oynar akşam saatinde evimize gider yarını beklerdik şimdi ise pc oyunları olsun futbol yayınları olsun onları kovalıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir