Hatıra eşyalar

Hatıra eşyalar

Geçenlerde, evi “yaz temizliği” adı altında elden geçirirken, eski yıllara ait defter, kitap gibi eşyalarımın bulunduğu masama ve dolaplarıma da çeki düzen vermem gerekti. Tozlanmış, eskimiş, ama her biri birer etkileyici cümle gibi insanı beyninden vurulmuşa çeviren hatıra eşyalar vardı buralarda.

Eşyaları gözden geçirmem ve çok büyük bir önemi olmayan veya tamamen önemsizleşen eşyaları “atılacaklar”ın arasına koymam gerekiyordu.

Herkes benim gibi mi bilmiyorum ama, ne zaman böyle bir şey gerekse, acayip bir sıkıntı kaplar yüreğimi. Elime aldığım her eşyanın hatırası canlanır zihnimde. Beynimde bir ses fısıldar: “Bunları atarsan, unutacaksın hikayelerini!”

Halbuki gerçekte, sakladığım bu hatıra eşyalarının büyük bir kısmı, yalnızca böyle temizlik anları geldiğinde hatırladığım eşyalardır.

Böyle düşünerek beynimdeki sesi susturup, başlıyorum “kıyım”a.

Yıllar öncesinden kalma bir defter, her tarafı kararmış bir silgi, üzerinde solmuş yazılar yazan kağıtlar…

Belki bir kaç misket, bir kaç küçük oyuncak var…

Sanki hepsi dile geliyor, “Bari beni atma” diyorlar.

“Hadi bu kalsın”, “Eh bunun da hatırası büyük” derken, büyük ümitlerle giriştiğim kıyımdan, bir kaç küçük eşyayla ayrılıyorum her seferinde.

Asıl yer kaplayan eşyalar, yerlerini koruyorlar. Olan, küçük hatıralara ve küçük eşyalara oluyor belki de.

Dijital fotoğraf çekip bilgisayara atma imkanım olduğundan beridir, bu kısır döngüye karşı bir silahım var: Fotoğraf makinesi.

Madem ki bu eşyaları her istediğimde görmek istiyorum, bir kaç fotoğraflarını çekip, kendilerini atabilirim pekala.

Fotoğraflar ne periyodik “kıyım”larıma rast gelebilirler, ne de eskir, yenilirler zamana.

Oh, ne âlâ!

Bu yöntem sayesinde hatırası olan eşyaları atmam kolaylaştı kolaylaşmasına da, her nedense hatıraların bulunduğu o dolaplar  bir türlü hayalimdeki kadar boşalamadılar.

Çektiğim fotoğraflar mı? Bakmadım ama, galiba bilgisayarın bir köşesinde duruyorlar.

Ne var canım, en azından tozlanmıyorlar!

Sahi siz, hatırası olan eşyalarınızı ne yapıyorsunuz?

Sevebilirsin...

7 Yanıt

  1. victory dedi ki:

    Aynı düşünceleri ben de yaşıyorum her seferinde. 🙂 Hoş bir yazı olmuş.

  2. checka dedi ki:

    Ekseriyetle o “kıyım”a ben değil annem girişir.Bana kalsa ben hiçbir şey atmam.

  3. nikimikediyedi dedi ki:

    illa somut bir olguya dayanan anıları hatırlamasamda olur.sadece “kıyım”yaparken gözüme ilişen tozlu hatıraların benim için bir değeri olmadığı için barınağı evim değil çöp olur.hiçde acımam .Kendime yaşam alanı açılsın ya

  4. sonkrall56 dedi ki:

    benim evdeki kıyımlara katkım hiç karışmayarak yapıyorum. yoksa en ufak bir kağıt parçasına bile kıyamıyorum.

  5. Seyyah-ı Fakir dedi ki:

    Neyse bari, bu düşünceleri yaşayan tek kişi olmadığıma sevindim. 🙂

  6. opereysin dedi ki:

    ‘Kıyamasaydım’ evim şu anda bir bilgisayar hurdalığına dönüşürdü herhalde.

  7. hijacker dedi ki:

    efenim bir 386dx vardı pentium sıfır(!) olur kendileri, pentium falan yok o zaman. bilgisayarı görseniz nerdeyse silikon bile yeni kullanılıyor zannederdiniz. geçenlerde harddiskini attık 500 mb tı. yazıyı okurken aklıma o geldi. hatırası internette yaşasın istedim 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir