Yazı tipini seçerken…

Yazı tipini seçerken…

Tipografi bir bilim değildir, bir sanattır. Bu sanatı “bilimleştirmek” isteyenler, yeterli materyali bir araya toplayarak tipografiyi aydınlatabileceğimizi savundular. Ancak tipografi ve yazı tipi seçimi, kurallarla sınırlandırılmış standart bir bilim dalı gibi görülemez.

Yazı tipi seçiminde asıl noktayı vurgulamadan önce, kısaca sorumluluklarımızdan bahsedelim. Esasen sorumluluğumuz 2 yönlüdür: 1.  sorumluluğumuz, okuyucumuzu okuma zevkinden etmemek, aksine bunu desteklemek; ikinci sorumluluğumuz ise kullanaceğımız yazı tipine veya tiplerine karşıdır. İyi yazı tipleri, iyi bir amaca yönelik olarak üretilirler; ancak en iyi yazı tipleri bile, her ortamda kullanıma uygun değildirler.

Ben yeni alınan bir yazı tipi konusunda her zaman biraz endişeliyimdir. Yeni bir yazı tipi, yeni doğan bir bebeğe benzer: Evet, aynen onlar gibi düşürülmemeli, çok fazla sıkıştırılmamalı, baş aşağı çevirilmemelidirler. Sözün kısası, yanlış yerlerde ve yanlış şekillerde kullanılmamalıdırlar.

Eğer yukarıdaki 3 paragrafı anladıysanız, bundan sonra gelecek maddelerin kesin kurallar içermediğini ve yalnızca yol gösterici bazı bilgiler verildiğini fark etmişsinizdir.

İsterseniz, başlayalım.

Sans mı Serif mi?

Bence uzun yazılarda hangi tipi kullanmanın daha doğru olacağı ile ilgili yapılan tartışmalar oldukça anlamsız. Tartışmaları ve yetersiz destek bulgularınını bir kenara bırakmanızı ve istediğiniz gibi karar vermenizi tavsiye ediyorum.

Ama serifler uzun yazılar için daha iyidir. Çünkü satırı daha iyi takip edebilmenize sebep olurlar… Durun! Bunun gerçekten bir anlamı yok!

Bu konuda 10 paragraf daha yazmak yerine şunu söylemeliyim: Hangi yazı tipine daha alışkınsak, onu daha rahat okuyoruz. Eğer sans serif yazı tiplerinin ana yazıda kullanılıp kullanılamayacağıyla ilgili bir şüpheniz varsa, 3. koridorun sonundan sola dönün ve işaretleri takip ederek İsveç Tipografi departmanına ulaşın. Bu konuda onlar yardımcı olabilirler.

Birinci prensip: Nerede?

Yazı tipini hangi ortam için seçtiğinizi bilmelisiniz. Favori yazı tiplerimden bazıları, ekranda berbat görünüyorlar. Aynı şekilde Georgia ve Verdana gibi ekran için üretilmiş yazı tipleri de kağıt üzerinde isteneni veremeyebiliyorlar. Web için yazı tipi seçmek, geçtiğiz yıllara kadar kolaydı, çünkü seçilebilecek çok fazla yazı tipi bulunmuyordu. Ancak son yıllarda ortaya çıkan sIFR ve “web fontları” gibi gelişmelerle, internette kullanılabilecek yazı tipi sayısı oldukça arttı. Bu sebeple hepimiz, seçeceğimiz yazı tipini iyi düşünmek zorundayız. Gerçekten Times/Times New Roman —dar seridir ve dar sütunlar için tasarlanmıştır— ekrandaki uzun satırlardan oluşan uzun yazılar için uygun mu?

İkinci prensip: Okuyun

Hayır, hayır; espri yapmıyorum. Yazıyı düzenliyorsanız, tek satırlık bir başlık da olsa, bir savaş romanı da olsa okumalısınız. Bir bakıp geçmemeli, iyice okumalısınız. Yazıyı okumak, hayati öneme sahip ipuçları yakalamanıza sebep olacaktır. Hem uygun yazı tipini seçmenize yardımcı olur, hem de sayfa bütününün tasarımını etkiler. Basit bir örnek: Diyelim ki Gotik harflerle ilgili bir ödevin yazı düzenlemesini yapıyorsunuz. Gotik harfleri kullanmak mantıklı olacaktır, değil mi?

Muhtemelen hayır. Evet, tarihi kaynağı göz önünde bulundurmak gerekir, ancak yazı tipini seçerken bu metoda sıkı sıkı bağlanmak yanlış olacaktır. Şartların tümünü göz önünde bulundurmalısınız. Mesela tipografi ile ilgili bir ilanda Gotik harfleri kullanmak mantıklı olabilecekken, yukarıda verdiğimiz örnekte, ödev için bazı yazım kuralları varsa, mantıksız kaçacaktır.

Yukarıda yazıyı yalnızca okumakla yetinmemeli, anlamaya da çalışmalısınız dedik. Ancak burada da “elinizden geldiğince” demekte yarar var. Kuantum Mekaniği’ni anlatan bir kitaba yazı tipi seçecekseniz, kitabın tamamını anlamanız elbette mümkün olmayacaktır. 🙂

Üçüncü Prensip: Seyirci ve Tuval

Sizin düzenlediğiniz o yazıyı kimler okuyacak? Bilimadamları, avukatlar, mühendisler, çocuklar? Bu yazıdan anlaşılamıyor olsa bile, hedef kitlenizi öğrenmeye çalışın. Tarihi ligature‘ler, okul öncesi çocuklarla iyi geçinemeyebilirler.

Tuvaliniz olan sayfayı da dikkate alın. Muhtemelen başka birisinin tasarımı olan, aralıkları ve sayfa ölçülerini değiştiremeyeceğiniz bir yere yazıları eklemeye çalışıyorsunuz. Sıkışık, küçük aralıklar muhteva eden bir sayfada ince yazı tiplerini kullanırken, geniş boşluklar muhteva eden bir sayfada daha kalın yazı tiplerinden yararlanabilirsiniz.

Dördüncü Prensip: Düzgün görünüyor mu?

Yazınızın nihai hedefi baskıysa, yazınızı basıp inceleyin. Ekranda çok zarif gözüken yazılarınız, kağıt üzerinde enkaz yığınlarını andırabilirler. Söz konusu olan “baskı” oluna değiştirme şansınız yoktur. Bu sebeple 2 kere düşünün.

Eğer yazınız bilgisayarda kullanılacaksa, PC’de ve Mac’te, farklı çözünürlüklerde ayrı ayrı kontrol etmelisiniz.

Son olarak

Tipografinin gerçekten de bir sanat olduğunu sıkça kendinize hatırlatın. Bu sanatta, yazı tipi seçimleri ve verdiğiniz diğer kararlar subjektiftir. Bir konuda emin olamıyorsanız, “diğerleri”ne sormaktan çekinmeyin. “Diğerleri”nden kastımız yalnızca tasarımcılar değil. Bütün arkadaşlarınız bu gruba girebilirler.

“Göz var, izan var” gerçekten çok doğru bir sözdür.

… ve inanın; doğru tasarım öğelerini, yanlışlarından ayırt edebilmek için, tasarımcı olmak gerekmez.

Bu yazı, I Love Typography‘de yayınlanan On Choosing Type yazısından tercüme edilmiştir.

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. victory dedi ki:

    Tipografi’ye rahat bir yaklaşım olmuş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir