Faili Meçhul – Dördüncü bölüm

Faili Meçhul – Dördüncü bölüm

Cinayet, kapkaç, adam kaçırma haberleriyle doluydu yine gazete… Üstüne komedi ekini de vermemişlerdi bu sefer. Keyfimi yerine getirebilecek bir şey yoktu neredeyse. Boş boş geçirmeye çalışıyordum saatlerimi, Mustafa’dan iyi haberler bekleyerek.

Masamın çekmecelerini karıştırmaya başladım, vakit geçirecek bir şeyler bulma umuduyla. Albüm geldi elime. Yıllardır bakmamıştım. Aslında hatıralarımı depreştirdiği için bakmak da istemiyordum. Kendime inat ederek aldım albümü çekmeceden. Yatağıma uzandım. Kapağı çevirdim. İlk sayfada kendimi tanıttığım bir not duruyordu:

“Ben Metin Gündoğdu. Oniki yaşındayım. Bu albümü bana amcam Hayri Gündoğdu bu yıl(1983) hediye etti. Bu albüme ailemin ve arkadaşlarımın fotoğraflarını koyacağım. Beni tanımayanlar için söylüyorum: Ensesinde ben olan benim…”

Bu albüm bana 12. yaş günümde hediye edilmiştir. 25 yıl önce… İçinde benim 25 yılım vardı. Fotoğrafların hemen hepsi gülerken çekilmişti. Herhalde böyle hatırlamak için… Hep güldüğümüzü hayal etmek için.

Sayfaları çevirdim. Gözlerim doldu, nefes alamaz oldum. İşte yine aynısı oluyordu. Ama bu kez kararlıydım: Bakacağım. Canım annemdi resimdeki. Yaramaz oğlunu kucağına almış susturmaya çalıyor, bir yandan da makineye gülümsüyordu. Benim canım ve… ve rahmetli annem… Birkaç sayfa daha çevirdim: Teyzem, halalarım, amcam (bana hediye verirken) ve… KATİL BABAM. Ayyaş, kumarbaz, ipe sapa gelmez, işsiz bir adam. Kendi stresinin faturasını o fukara kadından çıkaran o mendebur paçavra…

Ne istedin haa?.. Çilekeş annemden ne istedin… Çalışmaz etmez, yetmezmiş gibi de annemin örgü parasını alır kumar oynardın. Kaç gece karın gurultularıyla uyudum, uyuduk. Ama sen, ahhh sen… Nasıl kıydın anneme? Elleri kırılasıca mahluk…

Çalan telefon sesi, beni bu derin kuyudan çıkardı. Göz yaşlarımın şıpırtıları devam ediyordu. Bir süre kendimi toparlamaya çalıştım. Telefonun 7. çalışında hazırdım:

– Alo
– Alo Metin. Beni katil etmek istiyor bu adam.
– Yine mi?
– Evet yinee…
– Haydaaa.. Yani yine Necmi mi yapmış?
– Evet! Kalleş adam…
– N’apacağız?
– Seni bilmem ama… Ben elimi kana bulamaktan korkuyorum… Bu adam yaşadıkça bize rahat yok!
– Ya olur mu öyle şey? Bak ne diyece…
– Olur! Bal gibi olur! O muymuş bize yamuk yapan! Görsün bakalım..
– Bak Mustafa…
– Yok abi sen korkuyorsan kork, bana engel olma!
– Ne alakası var oğlum saçmalama.. Sen neden bahsettiğinin farkında mısın?
– Ya… Bilmiyorum.. Ne yapacağımı bilmiyorum… Hadi görüşürüz.
– Alo Mustafa bir delilik yapma ha!
– Güle güleee!
– Alo!
– …
– Aloooo!

Telefonu kapatmıştı.

Şimdi işin yoksa bir de bu deliyle uğraş. Tamam yani anlıyorum derdini ama sadece onun değil benim de param gitti. Hem ben sıfıra indim. Off… Şunun yüzünden kendi derdime de yanamıyorum. Ne yapsam ki şimdi? Bunun ne yapacağı belli olmaz? “Süt”tü falan da, acaba şimdi de öyle mi?..

İşi sağlama almam lazımdı. Bir telefon görüşmesi daha yapmalıydım. Bu sefer arayacağım aklı başında biriydi neyse ki. Ahizeyi kaldırdım, tuşları çevirdim. Uzun uzun çaldı. Sonra yorgun bir ses duydum:

– Alo!

Evet, telefonu Aytekin açmıştı:

– Alo Aytekin.
– Metin?
– Ben ya.
– Nerelerdesin kardeşim sen? Sesini bile duyamaz olmuştuk. Hangi dağda kurt öldü.
– Uludağ’da.
– Pöhöhöm… Espriye dikkat.
– Neyse bırak şimdi makarayı. Ciddi bir mevzuyu konuşmak için aradım seni.
– Really?
– Üff, dur iki dakka.
– İyi iyi söyle. Dinliyorum.
– Bizim bi’ Mustafa vardı ya…
– Hangi Mustafa?
– Hani çocukluk arkadaşımız.
– Haaa… Şu bizim… Anlamadım.
– Ya illa “süt” dedirteceksin!
– Ha sen şu ödleği diyorsun. Hatırladım. Nasıl hâlâ korkuyor mu civcivlerden?
– Geçti galiba… Artık öyle her şeyden korkmuyor gibi.
– Bak sen.
– Seni de bu yüzden aradım.
– Mevzu ne?

Şimdi ciddileşmişti neyse ki.

– Hele şükür. Karnımı çatlatmadan sana derdimi anlatamıyorum.
– Metin! Mevzu ne?
– Biz bununla ortaklaşa bir ihaleye girdik. Bunun içinde elimizde malzemelerin bulunması gerekiyordu. Bütün paramızı bu malzemelere harcadık. Ama benim eski müdürüm Necmi isminde bir hırt işe köstek oldu.
– Nasıl?
– Meğer bizim bu malzemeleri satacağımız kişi onun kankasıymış. “Bunlara güvenme” filan demiş. Sonuçta bize geçmiş oldu.
– Ee… Başkasına satsanıza.
– İyi de bu malzemeler bir projeye özeldi. Gerçi başka bir yeri de denedik. Onlarla da tam anlaşacaktık ki; yine Necmi bu sefer arkadaşı aracılığıyla işimizi engelledi. Yine bizden için “Güvenilir tipler değil” demiş.
– Yani kaldınız çulsuz.
– Aynen öyle. Zaten aynı adam, Necmi, benim eve de haciz getirtti.
– Yok artık.
– Hakikaten.
– Niye?
– Borç para mevzusu…
– Yine ne yaptın da borca bulaştın.
– Necmi beni işten attı. Ben de işsiz kalınca ondan borç aldım.
– Zeka işte.
– Sorma Aytekin, sorma.
– Mustafa da mı aynı durumda.
– Evet, hemen hemen.
– O da kin besliyor şimdi.
– Aynen öyle.
– …ve intikam peşinde diyorsun.
– Hı-hı… Yani bana söylediği bu.
– Ciddi mi peki?
– Ben onu tanıyorsam ciddi.
– Ne tedbir alalım.
– Birkaç gün izlesek mi?
– Mustafa’yı mı?
– Evet. Bir delilik yapıp da başına iş açmasın diye.

Bir süre ses gelmedi. Devam ettim:

– Aytekin. Bence bizzat biz izleyelim. Sen ve ben…
– Olur mu öyle şey? Haftaya atamalar olacak. Komiserliğe terfi etme ihtimalim var.
– Ne olur ki?
– Ne oluru var mı? Görev yerimde sebebsiz yere olmadığımı anlarlarsa terfiyi bırak yardımcı komiserlikten bile atılabilirim.
– Ya ben 24 saat izleyelim demiyorum ki. Zaten yapsa bir şey gece yapar. Gündüz vakti iş mi yapılır?
– Vay vay vaaaay… Metin beyden cinayet dersleri. Kural 1: Gündüz olmaz. Sen de uçmuşsun be Metin.
– Bilmiyorum işte, okuduğum kitaplarda hep böyle oluyor.
– Agata Kristin miydi?
– Agatha Cristie. Cahil.
– Aman bırak cahil kalayım. Olum biz onların gerçekleriyle uğraşıyoruz n’aber.
– Sen bu akşam mesai bitişi geliyor musun gelmiyor musun?
– Sen de anlayamadıysan bizim meslekte mesai mefhumunun olmadığını, ben daha kime anlatayım?
– Müsait olursan gel o zaman.
– İyi, bakarız.
– Bakma. Gel.
– Tamam dedik ya be kardeşim. Tövbe tövbe.

Serinin Diğer Yazıları:
Faili Meçhul – Birinci Bölüm
Faili Meçhul – İkinci Bölüm
Faili Meçhul – Üçüncü Bölüm
Faili Meçhul – Beşinci Bölüm

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir