
Pazarlama araştırma şirketi comScore, 4 gün önce Türkiye ile ilgili bir rapor yayınladı. Raporda Türkiye’nin, internet kullanıcısı sayısı bakımından Avrupa’nın 7.’si olduğu yer alıyordu. Raporun asıl ilgi çekici kısmı, ülkelere göre internette geçirilen zaman sıralaması: Türkiye, Avrupa’nın en çok internette zaman geçiren ülkesi durumunda.
Bu haber, Türkiye’den pek çok sitede de yer aldı ve sıklıkla şu yorum yapıldı: Yazının tamamını oku »

Sana bir hikaye anlatayım delikanlı.
Bizim hikayemizi…
Ama önce başka taraflara bakmayı bırak. Cep telefonunu da sessize al hele!
Hah, işte böyle!
Yıllar önce, buralarda başka insanlar varmış.
Şu sokağın köşesindeki ahşap bina var ya, orada bir bakkal varmış.
Sattığı malın kusurunu, alacak olana söyler; tartacağı malı, fazla fazla tartarmış.
Bir defter varmış tahta tezgahının üzerinde. Yazının tamamını oku »
Windows’un en büyük sıkıntılarından birisi, zaman geçtikçe “ağırlaşıyor” olmasıdır. İlk kurulduğunda 20′lik delikanlı gibi seken Windows’un, çok kısa bir sürede ihtiyarlaması, istenen performanstan uzaklaşması can sıkar.
Bu sebeple Windows kullanıcıları için “makinelerini formatlamak” veya, daha doğru bir tabirle, Windows’u yeniden kurmak alışılagelmiş bir iştir.
Peki, aynı gün yaptığınız bir başka şey sebebiyle Windows’u kurduğunuz günü hatırlamanız gerekti mi hiç? Kurulumun üzerinden bir kaç gün geçtiyse, hatırlamak kolaydır.
Ancak bir süre geçtikten sonra kurulum tarihi hafızanızdan silinir gider. Yazının tamamını oku »

RSS (Really Simple Syndication), kullanmasını bilenler için güzel bir özellik. Biz de bu sebeple, Opereysin.com yayına başladığından beri RSS servisi sunuyoruz. Bu servisimizi kullanan pek çok okuyucumuz var.
Ancak kabul etmemiz gereken bir gerçek var: Pek çok internet kullanıcısı, RSS’i kullanmak bir tarafa, RSS’in ne anlama geldiğini bile bilmiyor!
ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, internet kullanıcılarının %20’si RSS’i tanımıyor. Bizim kanaatimiz, Türkiye’de bu oranın çok daha fazla olduğu yönünde.
RSS’in anlamını bilmeyen, bilse de RSS kullanmayan internet kullanıcılarının çoğu, Twitter ve Friendfeed gibi yazılarımızı takip edebilecekleri servisleri de kullanmıyorlar.
Haliyle Yazının tamamını oku »

Enteresan bir huyum var benim.
Kalabalıkların arasında, pek çok kişinin dikkatini çekecek bir olayla karşılaştığımda, hep diğerlerinin yapmadığını yaparım, istemeden.
İki kişi dövüşüyorsa mesela, herkes gibi onları seyretmez; onları ayırmaya çalışanları seyrederim.
Konuyla alakaları olmamasına rağmen, neden yumruk yemeyi göze aldıklarını anlamaya çalışırım sonra. Yazının tamamını oku »
Biliyoruz. Hayatınızın belli dönemlerinde, masanızdan kalkmadan saatler boyunca ders çalışmanız gerekiyor.
Biliyoruz. Siz de, her seferinde saatlerce ders çalışma hayaliyle masanızın başına geliyorsunuz.
… ve evet biliyoruz, bu hayaliniz, çalışmanızın daha başında yerinizden kalkıp, bilgisayara, televizyona, sokağa, uyumaya gitmenizle son buluyor.
Ders çalışma hayaliniz bir şekilde sekteye uğrayınca üzülüyor, sıkıntıya düşüyor, “Masadan hiç kalkmamalıydım!” diyorsunuz. Yazının tamamını oku »

Tarih dönemlerini nasıl bilirsiniz? Hani şu, ilkokullarda beynimize mıhlanan tarih dönemlerinden bahsediyoruz: Yontma Taş, Cilalı Taş gibi egzantrik isimleri olan garip dönemlerden.
Sınıfın arka duvarına yerleştirilmiş bir tabloda yer alırlardı da, imtihanlarda dönüp kopya çekmeyi planlardık kendilerinden. Öğretmenler de inadına orada yazan şeyleri sormazlardı.
Sınıfın arka duvarında yer alan bu tablonun en solunda, Karanlık Çağ diye siyah renk üzerine beyazla yazılmış bir dönem yer alırdı. Hani oraya kadar bir şekilde uydurmuşlar da, gerisini getirememişler havası uyanırdı bende. Yazının tamamını oku »

Mezuniyetlerin kendilerine has garip âdetleri vardır. İngiltere’de olduğu gibi mezuniyette Latince konuşmalar yapılması gerekmese de, dünyanın bir yerlerinden kopup gelen âdetler, bizim mezuniyetlerimizi de etkilemiştir. Mezuniyete katılan öğrenciler kep takarlar, kep atarlar mesela. Bu âdet nereden çıkmış, biliyor musunuz?
“Kep fırlatma” mevzusu kimin aklına geldi? Yazının tamamını oku »