GPS servislerinin cep telefonlarına yerleşmesiyle beraber, böyle bir telefon sahibi olanların, bulundukları yeri tespit etmeleri oldukça kolaylaştı.
Hatta bazı cep telefonları, Google Earth verilerini kullanarak, seçeceğiniz bir adrese hangi yolları takip ederek gidebileceğinizi dahi gösterebiliyorlar.
Ancak, işin doğrusu şu ki, hala çoğumuz böyle “teknolojik” bir cep telefonuna sahip değiliz. Zaten GPSli cep telefonları da zaman zaman yerimizi tespit edebilmekte ciddi sıkıntılar yaşıyor, Yazının tamamını oku »
Merak… Yorgunluk…
Yalnızlık… Ümitsizlik… Sorumluluk… Asalet…
Dinginlik… Sessizlik… Hareketsizlik…
Bir fotoğraf karesi, bu dokuz kavramı canlandırdı zihnimde. Ellerini masanın üzerine koymuş gibi görünen, sorumluluk sahibi, ancak yalnız ve ümitsiz bir anne ile biri çocukluğa has boş vermişlikle esneyen, diğeri ise yine çocukluğa has o bitmek tükenmek bilmeyen merak duygusuyla sudaki yansımasına bakan iki yavru.
Anne bize soruyor gibi: “Havalar ısınıyor. Şimdi ne yapacağım?”
Sizde nasıl hisler uyandıracağını merak ediyorsanız, bu fotoğrafı görmelisiniz. Yazının tamamını oku »

Mavi sende, yeşil sende, mor sende.
Sahabeler, evliyalar var sende.
Ziyaretle kazanılan kâr sende.
Canım İstanbulum sen ne güzelsin.
Seni gören anlar, sen çok özelsin.
İhtişamlı ulvi camiler sende.
Sultanlar Selimler Fatihler sende.
Saraylar, kuleler, çeşmeler sende.
Canım İstanbulum sen ne güzelsin.
Yazının tamamını oku »

Osmanlı tarihindeki bazı ilkleri listeleyen 15 maddelik bir yazı geçti elimize. Bu yazıda geçen yer ve kişi isimleriyle ilgili kısa bilgiler bularak yazıya ekledik ve bahsedilen yer isimlerinin koordinatlarını ve fotoğraflarını da ekleyerek yazıyı zenginleştirdik. F, fotoğrafları; K ise koordinatları simgeliyor.
* Osmanlı Devleti’nin ilk beylik başkenti Söğüt kasabasıdır F K. Daha sonra sırayla Yenişehir, Bursa, Edirne ve İstanbul oldu.
* İlk savaş, 1284 yılında Bizans tekfurlarıyla yapılan Ermeni Beli Savaşı‘dır. Savaş, 1284 senesinde Bursa’nın İnegöl kazasına 10 km uzaklıkta bulunan Hamzabey köyünde F K gerçekleşmiştir. Yazının tamamını oku »

St. Bernardları muhtemelen tanıyorsunuz, ancak biz tanımayanlar için önce biraz bilgi verelim isterseniz. İri ve ağır yapıları ile oldukça ürkütücü görünürler. Oldukça dayanıklı hayvanlardır, soğuğa-kara aldırış etmezler. Yükseklikleri 70-90 cm’yi, ağırlıkları ise 100-110 kg’yi bulabilir. İri yapılarından umulanın tam tersine, insanlara sakin ve kibar davranırlar; çocuklarla çok iyi geçinirler.
St. Bernardlar, ilk olarak İsveçli ve İtalyan çiftçiler tarafından, dağlarda kaybolan insanlara yardım edilebilmesi amacıyla kullanılırlar. Ancak o dönemde yetiştirilen St. Bernardlar ile bugünküler arasında çok fark vardır. Bugün karşılaştığımız uzun tüylü St. Bernardlar, Yazının tamamını oku »

1. Pasta mı, idam mı?
Üçüncü yüzyılda Roma devletinde, İmparator Diocletian, artan enflasyonu ve develuasyonu önleyebilmek amacıyla, ürünlere fiyat sınırlaması getirmişti. İmparatorun belirlediği fiyattan daha yüksek bir fiyata ürün satanlar, idam ediliyorlardı. Bu kural, satıcıların ürünleri stoklamalarına, bir diğer deyişle karaborsacılık yapmalarına yol açtı. Karaborsacılığın artması üzerine, karaborsacılık yasaklandı. Cezası, idamdı. Bunun üzerine insanlar ticaret yapmayı bıraktılar.
Ancak devlet pes etmedi ve bir başka kanun yürürlüğe girdi: Satıcıların işyerlerini kapatmaları veya babalarının işlerine geri dönmeleri yasaklanıyordu. Yazının tamamını oku »

Ben Burak.
26 yaşındayım.
Önceden çocuktum. Evet, o zamanlar, bu gerçeği kabullenmek istemiyordum.
Yalnızca büyümek istiyordum.
Önce çocukluk bitti, ergenlik çağı başladı. Huysuz, kendini beğenmiş birine dönüştüm, sesim kalınlaşırken. Ebeveynlerimden daha bilgili, yaşlılardan daha tecrübeli sandım kendimi.
Hayatın yükünü sırtlanabileceğimi, hatta gerekirse daha fazlasını da yüklenebileceğimi düşündüm. Yazının tamamını oku »
Tüm gurbete gelin olmuşlara…
Ahh bacım…
Ota, köke kahkahalar attığımız neşeli günlerin bir gün biteceğini, yüksek yüksek tepelere ev kurulup, aşrı aşrı memlekete kız verileceğini neden hiç aklımıza getirmedik.
Yoksulluğundan bile huzur çıkardığımız pürüzsüz çocukluğumuzun sona ereceğini, gün gelip para ve farfaranın bir işe yaramayacağını nasıl düşünemedik.
Heyhat… Nedametin öteki adıymış hayat… Yazının tamamını oku »