05 Aralık 2007, Çarşamba //
victory
Google, en popüler arama motoru olma özelliğini ele geçirdiğinden beridir, internetteki hemen hemen bütün aramalarımızda kendisinden yararlanıyoruz. Üstelik yaptığımız aramalar, yalnızca internetle alakalı olmuyor genelde. Grip-nezle gibi hastalıklardan, masa-yatak gibi ev eşyalarına; alacağımız bir ürünle ilgili eleştirilerden, film yorumlarına kadar geniş bir yelpazedeki aramalarımız, Google’dan yararlandığımız web-dışı aramalar kategorisine giriyorlar.
Zaman zaman, bir ismin kime ait olduğunu, nerede çalıştığını, mümkünse adresini yahut fotoğrafını da aramak istiyoruz. Tabi ki elimiz hemen Google’a gidiyor. Peki Google’da kişi isimleriyle yapacağımız aramaların etkinliğini arttırmak için neler yapabiliriz? Yazının tamamını oku »
Küresel Isınma’nın üzerinde çok durmak lâzım. Çünkü etkisi bütün insanlığı ve canlılığı kapsıyor. Bu küresel ısınmada insanoğlunun büyük payı var. Fabrikalar, atıklar, zehirli gazlar, duman vs…
Ama bu yazıda, insanla alakasız olarak, Dünya’nın gerek bölgesel gerek küresel olarak ısınmasına sebep olan birkaç olayı sizlerle paylaşacağız. Bunlar; Güneş’teki patlamalar, Dünya’nın yörüngesindeki değişmeler, Dünya’nın eksen eğikliğindeki değişmeler, volkanik patlamalar ve yeryüzünün tektonik hareketleridir.
1. Güneş’teki patlamalar(etkisi küresel):
İlk olarak Güneş’te meydana gelen patlamaları ele alalım. Güneş’in atmosferinde yoğun patlamalar olur. Bu patlamalar milyarlarca megaton gücünde olup, genelde saatte 1 milyon km/saat hızla hareket ederler. Bu patlamalar yeryüzündeki iletişim ve güç ağlarını olumsuz yönde etkileyebilirler. Yazının tamamını oku »
15 Ekim 1924 doğumlu bir Amerikalı olan Lee Iacocca, adını CEO olarak çalıştığı Chrysler’deki yönetim başarısıyla duyurdu ve kısa sürede dünyanın önde gelen yöneticileri arasına girdi. Emekliye ayrıldıktan sonra yönetim kurullarında görev aldı, kendi adını taşıyan vakıf ile ilgilendi. Son zamanlarda ise Mayıs 2007′de yazdığı “Where Have All The Leaders Gone” (Bütün Liderler Nereye Gitti?) isimli kitabıyla gündemde. Bu kitabında Iacocca; sadece şirketleri değil, politikacıları da değerlendiriyor. İşadamı ve yöneticilere önerilerde bulunuyor, hangi konulara yüklenmeleri geretiğini anlatıyor. Özellikle de “10 C” formülünü vurgulayarak, bir liderde olması gereken temel özellikleri listeliyor.
Peki acaba Iacocca’ya göre bir liderde olması gereken 10 özellik neler? Yazının tamamını oku »
Google, arama motoru sektörünün açık ara birincisi. Google kelimesinin İngilizce sözlüklere internette aramak anlamında girmiş olması bile, her halde bu konudaki şüpheleri giderebilir. Google arama alanında çok başarılı dedik; fakat bazı özellikler var ki yalnızca Yahoo! Serach’te bulabiliyoruz.
“Yahoo! Search’ün Google’da kolayca bulamayacağınız 5 özelliğini söyleyeceğiz” desek, sizleri şaşırtabilir miyiz? Cevabınız “Evet”se, buradan buyrun. Yazının tamamını oku »
“Bu aletin adı ne?” yazı disizinin birinci yazısına hoşgeldiniz! Zaman zaman şimdilerde pek kullanılmayan (en azından belirttiğimiz şekliyle) bir aletin resmini ve kısa bilgisini vereceğiz. Siz de bu aletin adının ne olduğunu bulacak ve yorum bölümünde yazacaksınız. Cevabı ilk bilene kucak dolusu aferin var ama belki de hiç bir üyemiz doğru cevabı söyleyemeyecek, kim bilir? Yazının tamamını oku »

Daha önce Alcatraz’dan kaçış teşebbüslerinin yedisini yazmıştık. Şimdi sırada diğer yedisi var:
8.7 Ağustos 1943′te, Huron ‘Ted’ Walters, hapishanenin çamaşırhanesinden kayboldu. Daha sonra, kıyı şeridinde, San Francisco Körfezi’ne giremeden önce yakalandı.
9.31 Temmuz 1945′te, en dahice planlardan birini, John Giles, -askeri kıyafetlerin taşındığı- limanda çalışma avantajını kullanarak yaptı. Sonunda askeri üniformalardan bir tanesini yürüttü. Üniformayı giyerek, sakin bir şekilde, denize gemi indiren askerlerin yanına gitti. Gemiye usulca bindi. Kaybolduğu hemen anlaşıldı. Fakat gemi hareket etmişti. Ama ne yazık ki; gemi, Giles’in umduğu San Francisco’ya değil, bir başka adaya gidiyordu. Giles, karaya ayak basar basmaz, polisler tarafından Alcatraz’a geri postalandı. Yazının tamamını oku »

Alcatraz hapishanesi, California’da San Francisco Körfezi’nde bir ada üzerinde kuruludur. 1934′te açılıp, 1963′te kapanan hapishanede mahkumlar, çok kötü bir ortamdalardı. Sığınma yeri, yemek, kıyafet ve sağlık yardımının dışında hiçbir şey verilmiyordu. Çoğu mahkum, günün 23 saatini hücresinde geçiriyordu. Ancak fırsat gelirse, dışarıya -temizlikçi olarak- bir saat kadar çıkabiliyorlardı. Ana binada kapılar ve pencereler, demir parmaklıklarla kapalıydı. Burada ve gözetleme kulesinde silahlı görevliler vardı. Adanın etrafı ise soğuk körfez suları ve bolca köpekbalığı ile çevriliydi. Şu sıralar turistik mekan durumunda olan Alcatraz’dan -hepsi başarısızlıkla sonuçlanan- 14 adet kaçma girişimi olmuş. İşte size ilk yedisi:
1.27 Nisan 1936′da, Joe Bowers, görevi gereği çöp yakarken, adanın sınırındaki çite tırmanmaya başladı. İnmesi için yapılan ikazları reddedince, gözetleme kulesinden bir görevli tarafından vuruldu ve 20-30 metre yüksekten aşağıya düştü. Ağır yaralandı ve öldü.
2.16 Aralık 1937′da, Theodore Cole ve Ralph Roe, endüstri binasında hasır bölümünde çalışıyordu. Bir ara, penceredeki demir parmaklıkları törpüleyip kestiler. Oradan kaçıp, San Francisco Körfezi’nde kayboldular. Bu teşebbüs, şiddetli bir fırtına sırasında yapılmıştı ve körfezin dalgaları hızlı ve sertti. Çoğu kişi onların öldüğüne inanıyor. Yazının tamamını oku »
“Bunu biliyor muydunuz?” tarzı konuya girmekten pek hoşlanmıyorum, ama sanırım tam olarak öyle söylemem gerekiyor.
İspanya’nın milli marşı olan La Marcha Real (”Kraliyet Marşı”)‘in resmi sözü bulunmuyormuş. Bu sebeple, örneğin milli maçlarda, İspanyol seyirciler marşın müziğiyle birlikte mırıldanmakla yetiniyorlarmış.
2007′de İspanya Olimpiyat Komisyonu, marş çalarken oyuncuların da mırıldanmak yerine, marşa katılabilmeleri için halktan marş sözleriyle ilgili teklif istemiş.
Buraya kadar, bol -mış‘lı cümleler kullandık. Bu yüzden ister istemez, doğruluğu kesin değilmiş gibi görülebiliyor. Üstelik insanın aklına bir soru geliyor: “Bir ülke neden marşına söz yazamaz?” Yazının tamamını oku »