Edebi Hezeyanlar’ Kategorisi Arşivi

Yazarlara gelenlerin geldiğini gösteren, insanın tahammül sınırlarını zorlayan, sıcak havalarda soğuk duş tesiri yapan edebi yazılar bu kategoride toplanıyor.

Kategori alt işareti
1. Sayfa12345»...Son »
30 Temmuz 2008, Çarşamba // Seyyah-ı Fakir

keyodemeleri.com

Başlığa bakarak bir haber yazısı okuyacağınızı, hit simsarlığına takılacağınızı sanmayın. İş bu yazı, tamamıyla istatistik verileri içermektedir ve “WOMM” ana teması altında, keyodemeleri.com’un destansı yükselişi işlenmiştir. Hatta, okumayı sevmeyip resimlere bakmaktan haz edenler için arada bir kaç resim bile bulunmaktadır. (Resim dediysek, grafikten bahsediyoruz. Hangi istatistik raporunda karikatür gördünüz?)

WOMM diye bir kısaltmayı hiç duydunuz mu bilmiyorum. “Word of Mouth Marketing” anlamına gelir ki, “ağızdan ağıza yayılarak” duyurulan, son zamanlarda pek çok dizi ve web sitesi tarafından uygulanan bu yöntemle, klasik anlamda reklam yapmadan, reklamdan daha hızlı bir ziyaretçi dönüşü sağlanabilir. Hatta böyle web siteleri için “tuttu” denir, minik sitelere örnek gösterilir.

Bazı web siteleri, kısa süreliğine aniden tavan yaparlar. Doğru mudur bilmiyorum ama, bu web sitelerini WOMM için iyi birer örnek olarak gösteririm: Hemen herkes bu sitelerin isimlerini bilir, ancak her zaman ziyaret etmez. Bir dönem çok yoğun ziyaret alırlar, geri kalan dönemlerde ise adeta dibe vururlar. Yazının tamamını oku »

27 Temmuz 2008, Pazar // Seyyah-ı Fakir

Tatilde nereye gitmeli?

Tatilden döndüm ve döndüğüm gibi de tatile çıkmamış olup da, önümüzdeki günlerde tatile çıkmayı düşünenler için bazı tavsiyelerimi kaleme aldım. Tatilden dönmüşseniz, gelecek yıl için tavsiye olarak da alabilirsiniz söyleyeceklerimi.

Yazın pek çok insan tatile çıkar. Okulların tatil olması, havaların tatile elverişli olması, iş yoğunluğunun azalması gibi sebeplerle yıllık izinlerimizi genelde yaz mevsiminde kullanırız. Yine pek çoğumuz, tatil için Akdeniz-Ege sahillerimize gideriz. Herkesin beğendiği bir yer vardır sahillerimizde ve nedense istisnasız her yıl oraya gider.

Aynı hava, aynı su, aynı evler, aynı insanlar… Bu “adet” olmuş alışkanlığı nasıl tatil olarak isimlendirdiklerini bir türlü anlayamam. Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
12 Temmuz 2008, Cumartesi // opereysin

AşıBundan 30-40 sene evvel filinta gibi bir delikanlı olarak ilk tayin yerim olan Erikli Köyü Sağlık Ocağı’nı kurmak için gitmiştim. “Hazır uğramışken..” deyip, Kaymakam Bey elime bir kağıt tutuşturmuştu. Çiçek aşısına dair bir emir vardı. Çantamı, ilaçlarımı, iğnelerimi gözden geçirdikten sonra atıma binerek Erikli Köyü’nün yolunu tuttum. İkibuçuk saat at sırtında yol aldıktan sonra köye ulaştım. Köyde beni muhtar karşıladı:

- Hoş geldin beg…
- Hoş bulduk, dedim.
- Hayırdır?
- Aşı yapacağım da..
- Ne aşısı?
- Çiçek..
- Çok eyi.. İnsanlara mı?
- Tabii insanlara..
- Zor begim! Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar, Komik altında yayınlanmış | 2 Yorum »
10 Temmuz 2008, Perşembe // fkilic

TeknolojiYıllar geçtikçe teknoloji gelişiyor, bazıları geliştikçe insanlar yanlızlığa itiliyor. Geçenlerde bir çocukluk arkadaşımın oğlunun sünnet düğünü vardı. Bu davet beni geçmişime götürdü. Birlikte oyun oynadığımız günler ve geceler film şeridi gibi gözümün önünden geçmeye başladı.

O arkadaşımla hem akraba, hem komşu, hem arkadaştık. Bu yüzden çoğu zaman beraberdik. Uzun kış geceleri bir araya gelince, çeşitli oyunlar oynardık. Saklanbaç, körebe ilk aklıma gelenler. Gündüzleri de vakit buldukça buluşup oyun oynardık. Vakit buldukça dedim, çünkü okulumuzun yanı sıra Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
06 Temmuz 2008, Pazar // opereysin

Faili Meçhul - Beşinci bölüm

Mustafa’nın evine geleli üç saat kadar olmuştu. Tabii ki evin önüne değil birkaç blok öteye çekmiştik arabalarımızı. Amacımız evden dışarı çıkıp çıkmayacağını kontrol etmekti. Aytekin kendi arabasını park ettikten sonra benim arabama geldi. Böylelikle daha kolay bir bekleyiş olacaktı. Nihayet birinin beni dinlemesinin verdiği mutluluğun yanında benden hiç ayrılmayan “Şimdi ne olacak?” korkusu beni bitiriyordu.

Mustafa evinden çıkmayacaktı herhalde. Büyük bir ihtimalle bana sinirinden öyle demişti. Bu amaçsızlaşan bekleyiş Aytekin’in canınını sıkmaya başladı:

- Bak Metincim çıktı mı Mustafa?
- …
- Bazen sana şaşıyorum. Nereden çıkarıyorsun Mustafa’nın birini öldüreceğini.
- …

Bir süre daha sessiz bir şekilde bekledikten sonra: Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
29 Haziran 2008, Pazar // opereysin

Monopoly ile savaş kazanmak

Başlık garibinize gitmesin. 2. Dünya Savaşı boyunca, İngiliz gizli servisi, Almanya’daki Müttefik askerlere gizliden gizliye planlarını yolluyordu. Hangi yolla mı? Monopoly kutularıyla. Yapmaları gereken iş son derece açıktı: Esir kamplarına sessiz ve gizli bir şekilde gerekli materyalleri ulaştırmak. Ama bu işi Monopoly kutularıyla yapma fikri, haritaların başı çektiği bir seri işe yarar benzerlikten doğdu.

İpek kadar yumuşak

Haritaları düşman topraklarındaki hedeflere ulaştırmak, sanıldığından daha zordur. Düşünün bir kere, haritalar ıslanınca parçalanır, katlanmamış haldeyken çok ses çıkarırlar. Üstelik müttefik memurları, kağıt haritalarla Alman taburlarının dikkatini çekmekten çok korkarlar.

Peki ne yapmalıdırlar? Akla gelmeyecek bir yöntem seçerler: Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar, Yaz bi yere altında yayınlanmış | Yorum Yok »
15 Haziran 2008, Pazar // opereysin

Faili Meçhul - Dördüncü bölüm

Cinayet, kapkaç, adam kaçırma haberleriyle doluydu yine gazete… Üstüne komedi ekini de vermemişlerdi bu sefer. Keyfimi yerine getirebilecek bir şey yoktu neredeyse. Boş boş geçirmeye çalışıyordum saatlerimi, Mustafa’dan iyi haberler bekleyerek.

Masamın çekmecelerini karıştırmaya başladım, vakit geçirecek bir şeyler bulma umuduyla. Albüm geldi elime. Yıllardır bakmamıştım. Aslında hatıralarımı depreştirdiği için bakmak da istemiyordum. Kendime inat ederek aldım albümü çekmeceden. Yatağıma uzandım. Kapağı çevirdim. İlk sayfada kendimi tanıttığım bir not duruyordu: Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
10 Haziran 2008, Salı // opereysin

Tahtalıköy'ün TarihiToprağı bol olsun Belçika Kralı I. Baudouin’in cenazesi 7 Ağustos 1993’te gömülmeden önce sekiz gün bekletilmişti. Saray, haşmetlinin ölümünden sonra cenaze töreninin hazırlıklarıyla uğraşmış, törene katılacak misafirler, cenazenin gideceği güzergah, yapılacak dini merasim, provalar vs için 8 gün gerekmişti.

MÖ 1300’lü yıllarda dünya değiştiren Firavun Tutankamon’un ölüsünü kaldırabilmek için 70 günlük süre anca yetmişti. Zira Belçikalı’dan farklı olarak cenaze mumyalanmış, kendisine öbür tarafta yarayacağına inandıkları eşyaları, beraberinde gömülmek üzere hazırlanmıştı.

Alman Krupp hanedanlığının son varislerinden Arndt von Bohlen und Halbach, firavunların gömülme şeklinden etkilenmiş olsa gerek, ölümünden 9 ay önce bir vasiyet kaleme alır. İngilizlerin Empire nişanı alan biri olarak, lacivert üniformasını giymek, kaşlarıyla kirpiklerine de boya sürülmesini istiyordu. Şöyle diyordu; “Yüzüme hafif bir makyaj yapılmalı ki ölü solukluğu olmasın.” Yazının tamamını oku »

Edebi Hezeyanlar altında yayınlanmış | Yorum Yok »
1. Sayfa12345»...Son »