Tarih, uzay, teknoloji vb. konularda derinlemesine inceleme yapılarak hazırlanmış yazılar bu kategoride yer alır.

Google Translate artık Türkçe tercüme de yapabiliyor! Peki başarılı mı? Eh… Yukarıdaki resmin gerçek olduğunu söylesek, cevap olarak yeter mi?
Gözümüz aydın! Hepimizin RSS okuyucularına farklı farklı kaynaklardan düşmüş olmalı bu haber. Eğer şimdiye kadar duymadıysanız, haberin ne olduğunu biz söyleyelim: Google Translate, dil seçeneklerinin arasına Türkçeyi de ekledi!
Uzun zamandır, Google Translate’e Türkçenin bir an önce eklenmesi gerektiğini söylüyorduk. Hatta 10 Mayıs 2008 tarihli Google Translate, neredeyiz biz! başlıklı yazımızda da, bu konuda geç kalındığına işaret etmiştik. Aradan 9 ay geçti ve Google Translate’e son eklenen 7 yeni dil arasında Türkçe de yer aldı.
Bunun ne gibi yansımaları olabileceği düşünüldüğünde, heyecanlanmamak mümkün görünmüyor. Yazının tamamını oku »

Misafir yazarımız
bulut, bu
Araştırma yazısında boyunlarına metal halkalar takan kadınların hikayesini anlatıyor.
Boyunları taktıkları metal halkalar sebebiyle uzamış kadınlar… Omuzlara yaklaştıkça genişleyen, çeneye yaklaştıkça daralan altın sarısı metal halkalar… Bir kere gördüğünüzde, bir daha unutmayacağınız bir manzara…
Aslına bakarsanız, onları daha önce de bir yerlerde görmüş olabilirsiniz. Belki ilginç bir web sitesinde, belki kadın derneklerinden birinin duvarında asılı duran çerçevede ve belki de süs için alınmış bir ansiklopedinin sarı sayfaları arasında… Ama muhtemelen şunu hiç düşünmediniz: Bazı kadınlar niçin kilolarca ağırlıktaki halkaları boyunlarına takıyorlar?
Onlara sorarsanız, bunun sebebinin Yazının tamamını oku »

Hükümetin sopası, patronların maşası, sendikacıların kâbusu, acımasız katil, purolu kral, devletçi mafyanın mimarı ve Alkatraz’ın frengili hastası…
Alphonse Gabriela …
Tevellüd:1899 – İtalya… Berber Gabriela’dan olma, Terzi Teresa’dan doğma…
Bilirsiniz Yahudiler için Avrupa daima sıkıntılı olmuştur, yüz yıl evvelki Napoli öyledir mesela…
Nitekim Capone’lar da kamuflaj giyer, zemine uymak zorunda kalırlar. Çocuklarını kilisede vaftiz ettirir, Katolik okullarına yazdırırlar.
Siz deyin iktisadi kriz, biz diyelim mahalle baskısı, aile ani bir kararla tası tarağı toplar, Amerika’ya doğru yelken açar. Yazının tamamını oku »
Evde öğrenimin yetersiz olacağı, genel bir kabuldür. Ancak bu konuda yapılan araştırmaların sonuçlarını bugüne kadar çoğumuz görmedik. Bu yazımızda evde öğrenim gören meşhurları listeliyor ve bu konudaki araştırmaların sonuçlarına yer veriyoruz.
Her ülkenin eğitim sistemi birbirinden farklı. Üniversite sınavlarından, öğrenim şekillerine kadar pek çok alanda bu farklarla karşılaşıyoruz. Bu farkın yalnızca ülkelerin gelişmişlikleriyle alakalı olduğunu zannetmeyin. Avrupa ülkelerinin kendi aralarında bile ciddi farklar var eğitim alanında.
Bu farklardan biri de evde öğrenim konusunda karşımıza çıkıyor. Mesela Almanya’da evde öğrenim görmek yasalara aykırıyken; ABD, Fransa, İngiltere, Avustralya, Kanada gibi ülkelerde yasal olarak kabul ediliyor. Hatta evde öğrenim gören öğrencilerin ulusal imtihanlara girmelerine izin veriliyor, yüksek öğrenime kadar evinde okuyan bir ABD vatandaşı, pekala üniversiteye girebiliyor. Yazının tamamını oku »

İnternetin ilk kurulduğu yıllardan beri pek çok yerde rastladığımız bir hikaye var. Hikayeye göre, Stanford, taşralı bir karı koca tarafından, ölen oğulları anısına yaptırılmış. Peki bu hikaye doğru mu?
Efendim, hikaye, kaba saba, soluk, yıpranmış kıyafetler giymiş yaşlı bir çiftin Boston treninden inmeleriyle başlıyor. Çift, soluğu Harvard Üniversitesi’nin Rektörlük binasında alıyorlar. Rektörün bürosundan içeri girer girmez, rektör sekreteri masasından fırlayarak önlerini kesiyor. Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralılar Harvard gibi bir üniversitede ne arıyorlar?
Adam yavaşça rektörü görmek istediklerini söylüyor. Sekreter işi yokuşa sürüyor “İşte bu imkansız. Rektörün bugün size ayıracak bir saniyesi bile yok.” gibi bir şeyler geveliyor.
Yaşlı kadın çekingen bir tavırla, “Bekleriz” diye mırıldanıyor… Yazının tamamını oku »

Atlar; binlerce yıl, insanların bineği, yoldaşı, hizmetçisi, neşe kaynağı ve en yakın dostu olmuştur. Duygusal anlamda insanlara en yakın hayvanlar, onlardır. İnsanlara hizmet eden hayvanlar içinde de en kabiliyetlisi ve kıymetlisidir. Cesur ve atılgan olmalarının yanında, sahiplerine son derece itaatkardır da. Koş deyince dolu dizgin, dörtnala koşar; yürü deyince aheste yürür, dur deyince de durur. Nereye yönlendirirse oraya gider. Her durumda sahibini memnun etmeye çalışır. Yorgunluğa aldırmadan, kendini çatlatmak pahasına da olsa, olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.
Artık hemen hepsi ehli olsalar da, Amerikan bozkırlarında “Mustang” ve Altay dağlarının her iki yanındaki açık arazilerde “Prezevalski” denen atlar hâlâ vahşidir.
Atlar da, çoğu hayvan türü gibi aileler hâlinde dolaşır. Erkek ata aygır, dişi ata kısrak ve yavru ata da tay denir. Ailelerin başında da bir aygır olan şef at vardır. Şef at; ailenin nereye gideceğine, nerede mola vereceğine ve nereye yerleşeceğine karar verir. Diğer atlar onun sözünden çıkmaz. Şef ata tam bağlılık söz konusudur ki; bu olmazsa aile olmaz zaten. Ailedeki kısraklar tayların eğitim ve bakımlarından sorumludur. Yani onlarda da yavruyu anne yetiştirir.
Atlar, Yazının tamamını oku »

Kanlı elmaslar… Kan elmasları… Sıcak elmaslar… Savaş elmasları…
Adları ne olursa olsun, aynı kötü anlamı belirtiyorlar: Bu elmaslar elde edilirken kan döküldü…
Belki elmas madeni savaş bölgesinde yer alıyordu, belki de bir grup elmas madenlerini ele geçirmişti, “kölelerini” elmas çıkarmak için çalışmaya zorluyordu. Gelen parayla isyana devam edecekti.
Sierra Leone de, Angola da, Liberya da, Fildişi Sahili de, Kongo da “Kanlı Elmaslar” sebebiyle Birleşmiş Milletler tarafından cezalandırıldılar.
Sierre Leone’de sivil savaş vardı. Angola’da, Liberya’da ve Fildişi Sahili’nde de sivil savaş vardı. Sivil savaş sırasında elmas madenleri isyancıların eline geçiyor ve madenden uygunsuz koşullarda çıkarılan Yazının tamamını oku »

Bal arılarının kaybolması, özellikle son birkaç yıldır duyulan bir meseledir. Amerika’dan Türkiye’ye, arıcılıkla uğraşan hemen hemen bütün ülkelerde bu sıkıntı var. Peki ama bal arıları neden kayboluyor? Onları rahatsız eden, hatta onların ölümlerine sebep olan etkenler neler?
Arıların en meşhur özelliği, şüphesiz bal üretimindeki etkin rolleridir. Çiçeklerin özlerini alıp, birleştirir sonra da işleyip yediğimiz bal hâline getirirler.
Pek meşhur olmayan bir başka özelliği ise, çiçeklerin polenlenmesine yardım etmeleridir. Arılar çiçek özlerini almak için çiçeğe konarlar. Bu esnada çiçeğin polenleri arının tüylü vücuduna yapışır. Arı çiçekten çiçeğe kondukça birinden aldığı poleni öbürüne götürmüş olur. Yazının tamamını oku »