Tarih, uzay, teknoloji vb. konularda derinlemesine inceleme yapılarak hazırlanmış yazılar bu kategoride yer alır.

Kuru istatistiki bilgiler can sıkıcı oluyor. “Bilmemne %10, diğeri %5″ tarzı yazıları okumak, insanın hiç mi hiç hoşuna gitmiyor.
Tablolar, bu problemi ortadan kaldırmak için kullanılsalar da, çoğunlukla yeterli olamıyorlar. Pasta dilimleri mi? Onlar biraz geride kaldılar.
Web 2.0′ı dilimizden düşüremiyoruz ya; şimdilerde, simgelerle bezenmiş, canlı renklerle süslenmiş istatistik “tabloları” moda. Ah bir de Türkçe olsa… Hem birazcık memleketi anlatsa.
Bu dertten biz de muzdaribiz. Bu sebeple zaman zaman yukarıda bahsettiğimiz tanıma uyan diyagramlar yayınlamak istiyoruz. Bugün, bu diyagramların ilkiyle, Yazının tamamını oku »

Motosikletin polis birimlerince kullanılması 20. yüzyılın başlarına dayanıyor. Aslında bu tarih, motosikletin bulunuşuna çok yakın. Araba yeni yeni günlük hayatın bir parçası olmaya başlarken böyle bir aracın ortaya çıkması, çoğu insan tarafından garip karşılanmıştı. O zamanlar bir bisikletten çok da farklı olmayan bu garip alet, hiç de yaygın değildi. Mesela ABD’nin yalnızca bir kaç eyaletinde bulunuyor, onlarda da 1-2 taneyi geçmiyordu.
Birinci Dünya Savaşı (1914 – 1918) yıllarında bazı milletler (mesela İtalyanlar) tarafından savaş aracı olarak da kullanılmıştır. 2 kişilik olarak tasarlanan bu tip motosikletlerde bir sürücü bir de ateş edici vardı. Silahı kullanan kişi aracın yan tarafındaki bölmede oturuyordu. Kolayca devrilebilen yapıları da olsa diğer hantal savaş araçlarının yanında karınca gibi dolaşıyorlardı. Hızlı ve küçük olmaları, keşif yapmaya elverişli olmalarını da sağlıyordu.
Dünya genelinde polis motosikletleri çoğunlukla BMW, Honda Yazının tamamını oku »

National Geographic’i tabiatı, The Washington Post’u dünyayı tanımak ve anlamak için yeterli görenlerimiz bilmezler ama, Türkiye’nin tabiatı da kültür birikimi de propagandası yapılanlardan çok daha hayranlık uyandırıcıdır. Bunu anlayabilmek için 2 şey gerekir: Yurt dışını tanımak ve Türkiye’yi tanımak. İlkini az çok başarabildikten sonra, henüz Türkiye’yi tanımadan yorum yapanlar, kendilerine ne pâye yakıştırırlarsa yakıştırsınlar, “komik insanlar” olmaktan öteye geçemezler.
Hollywood filmlerinde geçmez bizim göllerimiz, bizim nehirlerimiz. Tarihimiz deseniz, Hollywood’a ağır gelir, çekemezler. Fakat; HD görüntülerini görmediğimiz, 1001 filtreden geçmiş görüntülerini hayranlıkla seyredemediğimiz için görülecek bir şey yok zannetmeyin.
Uçsuz bucaksız yeşillikler de bulabilirsiniz bu coğrafyada, yol vermez dağlar da… Başınızı biraz kaldırırsanız önünüzden, ağacın en yeşilini görürsünüz. Mavinin en güzeliyle boyanmış gökyüzünün altında…
Yazının tamamını oku »

Espresso, koyu renkli kahve çekirdeklerinin ezilmesi suretiyle elde edilen, meşhur olmasının yanında oldukça acı bir tada sahip olan bir kahve türü. Starbucks benzeri kahve şirketleri espresso’nun türevlerini yaparak daha geniş bir ürün yelpazesi oluşturdular. Bu da “Ben espresso içmem!” diyenlerin de kahve dükkanlarına abone olmasını sağladı. İşte en meşhur espresso türevlerinden birkaçı ve içerikleri:
Yazının tamamını oku »

Kazalar… Beklenmedik zamanlarda her insanın başına gelebilen, kısa sürede ortaya çıkmalarına rağmen, hayat boyu izler bırakan üzücü olaylar.
Kazalar, yalnızca insanların başına gelmiyor elbette. Canlı – cansız, yer yüzünde bulunan her şeyin başına kazalar gelebiliyor. Canlıların farkı, bu kazaların sonuçlarıyla hayata devam etmelerinin gerekebiliyor oluşu.
Kazaların ardından, rehabilitasyon sürecinde, kazazedelerin “normale daha yakın” yaşayabilmelerine yardımcı olabilecek önlemler alınıyor. Eğer bir uzuv yitirildiyse, mümkünse yerine bir protez takılabiliyor.
İnsanların sakatlanmasına sebep olanlar, kasıtlı yapmış olmasalar bile, cezaya çarptırılıyorlar. Ancak hayvanların sakatlanmasına sebep olanlar, çoğunlukla kasıtlı yapmış olmalarına rağmen, cezasız kalıyorlar.
Yazının tamamını oku »

Mini; bundan 50 sene evvel, İngiliz tarzının sembolü olarak yola çıktı. Küçüklüğünü ve şıklığını bugüne dek korudu. Hâlâ kibar ve güçlü bir araba isteyenlerin en sık tercih ettikleri arabalardan bini. Peki Mini nasıl MINI oldu? İşte size Mini’nin serüveni:
Başlangıçta…
Mini, BMC yani British Motor Corporation’ın “bubble car” isimli arabalara cevap olarak ürettiği markaydı. Bubble Car, ekonomik, önden kapılı, yuvarlak yapılı, küçük ve garip bir arabaydı. BMC’nin sahibi Leonard Lord, bu arabaları hiç sevememişti. Mini’yi üretmesinin ardında yatan temel sebep buydu. Aynı zamanda, 1956 yılındaki Suez Kanalı krizinin sonucunda ortaya çıkan petrol sıkıntısı da, insanları daha küçük araçlar almaya yönlendirmişti. Bu fırsatı kaçıramazlardı.
Yazının tamamını oku »
Garfield yıllardan beri sevilerek takip edilen, çizgi filmlere ve animasyon filmlerine konu edilen bir karikatür karakteri olagelmiştir. Bu meşhur karakter, üç gün önce 31 yaşına girdi. Bu vesileyle onun hakkında bilinmeyen bazı bilgileri sizlerle paylaşacağız.
1. Garfield ismini dolaylı yoldan, ABD başkanı James A. Garfield’dan aldı. Aslında,
Garfield bu ismi Jim Davis’in dedesi James Garfield Davis’ten aldı. O da ismini ABD başkanından aldığı için ismin kaynağı ABD başkanı olmuş oldu. Söylenene göre Garfield sadece ismini değil birçok karakteristik özelliğini de Jim’in dedesinden aldı, cimrilik huyu gibi.
2. Neden kedi? Çünkü Jim Davis, köpekli karikatürlerle büyüdü (Snoopy, Marmaduke, Belvedere…). Bunların hiçbirinde kedi yoktu. Oysa Jim, bir çiftlikte 25 kediyle birlikte büyüdüğünden, onların ne kadar karikatüristik hayvanlar olduklarını iyi biliyordu. Garfield, serinin başlarında Jon Arbuckle isimli bir karikatüristin yanında takılan bir karakterdi. Sonraları bütün şovu ele geçirdi.
3. Garfield’ın lazanya sevgisi baştan beri vardı. Garfield bir italyan restoranında dünyaya geldi. 2 kilo 280 gram çekiyordu. Sahibi onu yanında tutmak istiyordu ama o turuncu top o kadar çok yiyordu ki; Yazının tamamını oku »

Mezuniyetlerin kendilerine has garip âdetleri vardır. İngiltere’de olduğu gibi mezuniyette Latince konuşmalar yapılması gerekmese de, dünyanın bir yerlerinden kopup gelen âdetler, bizim mezuniyetlerimizi de etkilemiştir. Mezuniyete katılan öğrenciler kep takarlar, kep atarlar mesela. Bu âdet nereden çıkmış, biliyor musunuz?
“Kep fırlatma” mevzusu kimin aklına geldi? Yazının tamamını oku »