Barış Diliyle Savaşa Hazırlanmak

Barış Diliyle Savaşa Hazırlanmak

1950 ve 60’lı yıllarda Amerikan ordusu basitçe “Saldırgan” olarak isimlendirdiği hayali bir düşmana karşı eğitim gerçekleştirdi. Saldırgan‘ın özellikleri gerçekçi bir şekilde tasarlanmıştı. Amerikan askerlerinden bir kısmı hayali düşmanları olan Saldırgan’ın organizasyon yapısının, rütbelerinin ve kullandıkları silah tiplerinin öğrenilmesi amacıyla, düşman askeri olarak görevlendirildi. Bu esnada tamamen özel üniformalar ve rütbeler kuşandılar. Hatta taklit olmasına rağmen, yanlarında son derece gerçekçi evraklar taşıdılar. Aynı zamanda farklı bir dil konuşmak zorundaydılar ve bu dil ironik ve neredeyse acımasız bir şekilde, barışın dili olan “Esperanto” idi.

Yeni Bir Ümit

Esperanto, 1880lerde, etnik ayrışmanın zirvede olduğu Doğu Avrupa’da yaşayan Leh göz doktoru Ludwik Zamenhof tarafından üretildi. Daha çocukken, farklı dillerde konuşulmasının nasıl bir ayrışmaya yol açtığını fark etmişti. Ona göre, dil farklılığı, insanları birbirlerine düşman eden en önemli güçtü. Buna karşı bir şeyler yapmalıydı.

Avrupa dillerinin karışımına, basit ve düzenli bir gramer ekleyerek, öğrenmesi oldukça kolay olan Esperanto dilini ortaya çıkardı. Bununla, ülkelerin kendi dillerini kullanarak asla sağlayamayacakları bir barış ortamı sağlamayı ve kavgalara son vermeyi hedefliyordu.

Şaşırtıcı bir şey oldu: 1887’de Zamenhof’un bu yeni dille ilgili bilgileri yayınlamasını takiben, dil büyük bir ilgi gördü. İlk Uluslararası Esperanto Kongresi 1905 yılında düzenlendi. Sonraki on yıl içerisinde Esperanto dergileri, kitapları ve kulüpleri çığ gibi büyüdü.

Esperanto bu alanda tek değildi. Kendisi gibi ortaya atılan çeşitli hibrid diller vardı. Ancak hiçbiri Esperanto gibi tutulmadı.

“Saldırgan’ın Dili”

Peki nasıl oldu da, Esperanto askeri bir kitapçıkta “Saldırgan’ın Dili” olarak başlık olabildi?

Esperanto’nun “barış dili” olması kısmı hariç, kalan bütün detayları hayali düşmanın dili olarak kullanılabilmesine imkan sağlıyordu. Oldukça gelişmiş bir sözlüğe sahipti, sözlü ve yazılı alanlarda da yaygın kullanımı vardı. Sıradandı ve öğrenmesi kolaydı. En önemlisi “Saldırgan ile kastedilen tarafsız veya uluslararası tanımlama ile tutarlıydı”. İspanyolca veya Rusça kullanılması politik açıdan problemlere yol açacaktı kuşkusuz. Başka bir dilde oynamalar yapma durumunda ise, bir çok öngörülemeyen hataya sebep olunabilirdi.

Esperanto, tarafsız, kolay ve hazırdı. Düşmanın sahra talimnamesinde, Esperanto diline ait gramer kurallarıyla ilgili tanımlamalar bulunmaktaydı. Zamenhof’un masum hayali şeytani bir amaca çevrilmişti: Sık kullanılan kelimeleri içeren bir sözlüğü vardı. Ancak herhangi bir dile ait sözlükte bulunan çocuk (infano) ve aşk (amo) gibi kelimeler bu sözlükte yer bulamamıştı. bunun yerine, savaş meydanlarında sık kullanılacak kelimeler sözlükte yer buluyordu.

ABD Ordusu, 1970’lerde Esperanto dilini sahra talimnamesinde kullanmayı bıraktı. Askerlere konuşabilecekleri kadar Esperanto öğretmek uzun zaman alıyordu.

Aşağıdaki ABD Ordusu bilgilendirme filminde, ABDlilerin, esir ettikleri Düşman askerlerini karargahlarına götürdükleri ve burada sorgu görevlisinin kendi dillerinde onları sorguladığı görülüyor. Oyunculuklar göz dolduruyor (demek isterdik).

Sen Misin Esperanto Konuşan?

Esperanto’nun şanssızlığı, ABD Ordusunca savaşa hazırlık için kullanılmasıyla sınırlı değildi. Öylesine zor bir yüzyıl geçirdi ki, Esperanto neredeyse tamamen savaş ile ilişkilendi.

Zamenhof’un, daha önce Rus-Japon savaşında doktor olarak görev alan ve gördükleri karşısında savaştan nefret eden kardeşi, Ruslar 1. Dünya Savaşı için orduya katılmasını emrettiklerinde, yaşadıklarına tekrar katlanamayacağı düşüncesiyle intihar etti. Zamenhof da kısa bir süre sonra öldü. Avrupa’nın her köşesinden gelen yıkım haberlerinden büyük üzüntü duymuştu. Çocukları hayatta kaldılar, ancak sonraki dünya savaşında toplama kamplarına alınacaklardı.

Esperanto dilini bilenler, dili Yahudi komplosu olarak kabul eden Hitler tarafından zulme uğradı. Aynı zamanda dili kozmopolitanizmin tehlikeli bir göstergesi olarak gören Stalin tarafından Sovyet çalışma kampları olan gulaglara gönderildiler.

Ancak Esperanto hayatta kaldı. Geçen yüzyıl içerisinde ortaya çıkan olaylar masumane ana fikrine gölge düşürse de, idealleri sağlam kaldı. Esperantistler, Esperanto dilinde konuşmaya, şakalaşmaya ve şarkılar söylemeye devam ettiler ve hala devam ediyorlar.

Kaynak: MentalFloss

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir