O silah ördekleri nasıl vuruyordu?

O silah ördekleri nasıl vuruyordu?

Yazımızın başlığını oluşturan soruyu gördüğünüz zaman neden bahsettiğimizi anlamamışsanız, muhtemelen 90’larda çocuk değildiniz ve hatta 90’larda çocuk olan bir abiniz, amcanız, dayınız, kuzeniniz yok. Olsun, sizin için, neden bahsettiğimizi kısaca açıklayacağız. Wii Remote‘la, Kinect ile gözünü açmış birisine enteresan gelecek mi bilmiyoruz.

90’lı yıllarda, Nintendo’larda “Duck Hunt” isimli bir oyun vardı. Yani “Ördek vurmaca”. Ekrana ördekler çıkıyordu ve siz kendi görüş açınızdan, ekranınızda garip garip sağa sola uçuşan bu canlıları vurmaya çalışıyordunuz. Vurabilirseniz keyifliydi de, vuramazsanız köpeğinizin kıs kıs güldüğünü görmek sinir bozucuydu.

İşte o silah

İşte o silah: NES Zapper

Bu oyunun, dönemin diğer Nintendo oyunlarından ciddi bir farkı vardı: Oyunda kuşları gerçek (Ehem… Oyuncak) bir tabanca ile vuruyordunuz! O dönem için bir teknoloji harikası sayılabilecek bu özellik, aslında gayet anlamsız olan Duck Hunt oyununun çok sevilmesine sebep olmuştu. Yıllar sonra bile Nintendo’nun en başarılı 100 oyunu sıralamasında 77. sırada yer bulacak, internetin değişik oyun topluluklarından 10 üzerinden 9 puan toplamayı başaracaktı.

Oynadık… Oynadık… Oynadık. Oyuncaklarımız miadını doldurduğunda da, bir kenara kaldırdık veya attık. Ama yıllar sonra bile çoğumuzun aklında bir soru var: O silah ördekleri nasıl vuruyordu? O zamanın teknolojisinde bunu nasıl başarmışlardı?

İşte cevabı…

Göz görmeyince…

Oyunu oynarken kullandığımız tabanca da, Duck Hunt oyunu gibi, Nintendo’nun üretimiydi. Biraz detay vermek gerekirse, ismi NES Zapper‘dı ve “Light Gun” (Işık silahı) ismi verilen işaretleme cihazı grubunda yer alıyordu.

Bu cihazlar, günümüzdeki benzerlerinin aksine, ekrana ışık göndermiyor, üzerlerinde bulunan bir fotodiyot vasıtasıyla ekrandan gelen ışığı tanıyorlardı.

Peki, tabancanın ekranın hangi bölümüne tutulduğu nasıl anlaşılıyordu?

Göz - Gez - Arpacık

Göz - Gez - Arpacık

Bakın, burada iki farklı yöntem kullanılabiliyordu, ancak ikisi de temelde aynıydı: Silahın tetiği çekildiğinde, ekran bir anlık siyaha düşüyor ve diyod algılamaya başlıyordu. Daha sonra ekran parça parça beyaza boyanıyordu. Ekranın, silahın baktığı bölümü beyaza boyandığında, silahtaki diyot ışığı algılıyor ve böylece silahın nereye tutulduğu anlaşılmış oluyordu. Bu esnada oyuncu genelde hiç bir şey farketmiyordu, çünkü bahsettiğimiz her şey saniyenin çok küçük bir bölümünde gerçekleşiyordu.

Duck Hunt oyununda kullanılan NES Zapper, ekran siyaha düştükten sonra, her hedefi sıralı olarak beyaz ışığa boyuyordu. Daha sonra, diyod ışığı algılayınca, ekranda boyanan hedefin vurulduğu anlaşılıyordu.  Diyod, makineye hedefin vurulduğunu bildirirken; hedeflerin sıralı boyanıyor oluşu, hangi hedefin vurulduğunun anlaşılabilmesine imkan sağlıyordu.

Bu yöntemin, özellikle kötü tasarlanmış oyunlarda görülen komik bir yan etkisi de vardı. Sıklıkla uyanık bir oyuncu, silahı ampule doğru tutuyordu. Böylece tetiğe her bastığında, hedefi vurmuş oluyordu.

Kaliteli oyunlarda bu sebeple ya siyah ekran gösterilerek hedeflerin eşleşmediğinden emin olunuyor veyahut da bütün hedeflerin eşleşip eşleşmediğine bakılıyordu.

Sonrası…

Yeni nesil...

Yeni nesil...

Bu sistem uzun yıllar değişik şekillerde oyun dünyasında kullanıldıktan sonra, yerini yeni nesil işaretleme cihazlarına bırakmak zorunda kaldı. Pek çok eksiği olan bu sistemin zamana yenilmesinin en önemli sebebi, ekran teknolojisindeki değişimlerdi. Çünkü Light Gun, yalnızca CRT monitörlerde çalışabiliyordu.

Önce ultrason algılayıcıları olan modeller, sonra kızılötesi algılayıcıları olan modeller çıktı piyasaya….

Şimdilerdeyse, Wii Remote, Kinect, Playstation Move benzeri yeni nesil cihazlar kullanılıyor. Bu cihazlarda, genelde elde tutulan kısımda güzelinden bir infrared video kamera veya RGB kamera yer alıyor. 3 yönlü akselerometre desteği, 3D hareket kaydı, derinlik sensörü, ses algılama gibi fonksiyonlar birbirini kovalıyor.

Kinect’i kontrol etmek için ise herhangi bir alet kullanmak gerekmiyor, vücut hareketleriniz cihaz tarafından algılanabiliyor.

Bize de söylenmek kalıyor:

Neredeeen nereye!..

Sevebilirsin...

7 Yanıt

  1. fehim dedi ki:

    Gerçekten başlık ilgimi çok çekti ve tüm yazıyı okudum 🙂 iyiydi

  2. hijacker dedi ki:

    nereden nereye ..
    duck hunt davası kapandı bu yazıyla gerçekten merak ediyordum çünkü o zamanlar.. hassaslık sıkıntısı vardı ama o zaman için büyük bir adımdı. ben silahtan bir ışık çıkıyor ve televizyondaki anlık gidip gelmenin o ışığın etkisiyle olduğunu zannediyordum..

  3. Mesut Akcan dedi ki:

    commodore 64 kullanırken ışıklı kalem diye birşey bulunmuşu.
    ben de ondan almıştım bir tane.
    C64 deki çizim programını çalıştırıp kalemi bilgisayara bağlayıp ekran(TV)üzerine dokunarak kalemle çizim yapıyorduk. o zamanlar çok merak etmiştim nasıl çalışıyor diye çünkü ekran özel bir ekran değildi. sıradan bir TV kullanıyordum.

    sanıyorum commodore dergisinde nasıl çalıştığı açıklanmıştı.
    light gun gibi bir çalışma mantığı var.

  4. victory dedi ki:

    Mesut Bey,

    Evet onlar da aynı mantıkla çalışıyormuş. Light Pen denen o aletlerin 1952’de ilk olarak MIT’nin Whirlwind projesinde kullanıldığı söyleniyor.

    Tıpkı Light Gun gibi LCD ekranlarda çalışmayan Light Pen’in, uzun süre elin havada kalmasının gerekmesi sebebiyle yorucu olduğu da söyleniyordu.

    Hey gidi günler 🙂

  5. Onur dedi ki:

    vay canına! hep merak etmiştim bunun nasıl olduğunu, çok zekiceymiş!!=)

  6. egelidr dedi ki:

    O değil de köpeği neden vuramıyorduk birisi bana bunu anlatabilir mi? 🙂

    • Furkan dedi ki:

      Köpeği vuramıyoruz çünkü hedef değil, beyaza boyanmıyor. Bu kadar basit 😀

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir